OMELIE / Omelie TR
19 apr 2026 19/04/2026 - PASKALYA'NIN 3. PAZARI - A yılı
19/05/2026 - PASKALYA DEVRESİ – 3. Pazar Günü - A
- Okuma Elçilerin İşleri 2,14.22-33; Mezmur 15 2. Okuma 1Petrus 1,17-21 İncil Luka 24,13-35
Aziz Petrus, havarilerin az önce Kutsal Ruh'u aldıkları evin önünde toplanan insanlara açık sözlü bir şekilde konuşur. Büyük bir gürültü duymuşlar ve koşarak gelmişlerdir. Şimdi tam da Rab'bi üç kez inkar etmiş havarinin cesaretle duyurduğu sözleri dinliyorlar. Tam da o, onları çarmıha gererek O'nu öldürdükleri için suçluyor. Onları bundan tövbe etmeye davet edecek, ama sonra onlara, O'nu dirilten, göklerde sağ elinde karşılayan ve O'nun sayesinde, şimdi bu haberi dinlemelerini sağlayan Kutsal Ruh'u döken Allah'ın eserini duyuracaktır.
Petrus, uzun konuşmasında Kutsal Yazılara atıfta bulunur, onları geniş ve kesin bir şekilde alıntılar. Kimden öğrenmiştir? İsa'dan öğrendi, hem O'ndan doğrudan, herkese hitap ettiği konuşmalardan, hem de Emmaus'tan dönen iki öğrencinin anlattıklarından. Uzun yürüyüşleri boyunca, kimliği bilinmeyen yolcu, Kutsal Yazılar'dan sanki günlük ekmeğiymiş gibi bahsediyordu. Ve bunlar, Rab'bin ıstırıplarını ve ölümünü, ayrıca henüz anlamadıkları ve kabul etmedikleri dirilişini anlamak için tam da yerindeydi.
Bugünün İncil sayfası bizi tam da bu olaya ortak ediyor. İsa'dan hayal kırıklığına uğramış ve diğer dostları ve kardeşleri tarafından da aldatıldıklarına ikna olmuş, üzgün ve cesaretsiz iki öğrenci, on iki kilometrelik yolu kat ederek Emmaus adlı köye varıyorlar. Yol boyunca birbirlerine ne diyorlar? İncilci bunu bizim hayal etmemiz için bırakır, ta ki başka bir yolcu onlarla konuşmaya çalışana kadar. Ona, birkaç gün önce tam da orada, Kudüs'te yaşanan olayların ardından gelen hayal kırıklığını anlatırlar. Yeni ve tanımadıkları bu yol dostu her şeyi bilmektedir: yavaş yavaş bunun farkına varırlar, çünkü o, olanların olması gerektiğini, hatta hepsinin önceden belirlenmiş ve Allah'ın isteğinin bir ifadesi olduğunu bile bilmektedir. Kutsal Yazılar yalan söylemez ve peygamberlik sözleri aldatmayan Allah'a aittir.
Bu yolcunun, ikisine söylemeye cesareti var: «Sizi akılsızlar! Peygamberlerin tüm söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler!» Bunlar sert ve ağır sözlerdir. Onlar; «akılsızlar!», yani ne önemli ve kati şeyleri, ne de Kutsal Yazılar ve İsa'nın onlara söylediği sözleri dikkate almazlar, ve «inanmakta ağır davranan kişiler» çünkü bildiklerinden sonuç çıkarmazlar. Sonra da onlara Mesih'in ıstıraplarına ve ölümüne dair kehanetlerden bahseder, Musa ve diğer peygamberlerin kehanetlerinden başlayarak.
İkili, her şeyi bilen bu yabancının sıradan bir kişi, bir Ferisi ya da din bilginlerinden biri olamayacağının henüz farkında değildir. Gerçekten «inanmakta ağır davranan» kişilerdir. Yine de onu dinlemekten memnunlardır, söylediklerinin doğru olduğunu hissederler: kendilerini endişelendiren ve hayal kırıklığına uğratan tüm olayların anlamını bile açıklıyor.
O, onların kalıp onlarla yemek yeme davetini kabul eden alçakgönüllü bir adamdır.
Tam da sofrada beklenmedik bir şey gerçekleşiyor. O, ekmeği eline alır ve onların Öğretmenleri ve Rablerinin, Şabat Gününden önceki gün Aramatyalı Yusuf tarafından gömülmüş olan kişinin ellerinden gördükleri hareketleri tekrarlar.
Artık kim olduğunu biliyorlar. Daha önce fark etmemiş olmalarına kendileri de şaşırıyorlar. Ama artık O'nu görmiyorlar. O idi, peki şimdi nerede?
Yüreklerinde. Gözlerinden yüreklerine: sadece biraz yer değiştirdi. Yürek alev alev yanıyor. O'nun açıkladığı Kutsal Yazılar yavaş yavaş göğüslerinde kömürler yakmış, şimdi yanıyorlar.
Gece, ama içlerindeki ateş karanlık yolu aydınlatıyor: işte karanlıkta, sessizlikte, hızlı adımlarla yokuş yukarı yürüyorlar, o kadar hızlı ki ayaklarını hareket ettirdiklerini neredeyse fark etmiyorlar. Kudüs'te doğrudan eve gidiyorlar, orada herkesi buluyorlar. Anlatmak zorundalar ve anlatmak istiyorlar, ama diğerlerinin anlatımları onlardan önce geliyor. Hikayeler kesişiyor ve O'nun, bizzat O'nun ortaya çıkmasıyla ve sesiyle sönüyor: «Esenlik sizinle olsun!».
O gün ne oldu? Dünya artık eskisi gibi değil. Karanlık yok oldu. Sevinmek mümkün, hatta sevinmek ve bu sevinci sürdürmek gerekiyor. Yüzyıllar boyunca canlı kalan bir sevinç: hala burada, evlerimizi aydınlatıyor, acılarımızı örtüyor, günahlarımızın yol açtığı acıyı siliyor. O günün sevinci dünyadan hiç kaçmadı, aksine, onu sevme kabiliyeti ile doldurdu. O sevincin meyvesi, kurtuluştur: artık kimse kaybolmuş değildir. Herkes anlamıyor, ama umut herkesin yüreğinin derinliklerindedir.
P.Vigilio Covi
OKUMALAR
1.Okuma: Havarilerin İşleri. 2,14.22-33
Bunun üzerine Onbirlerle birlikte ayağa kalkan Petrus yüksek sesle kalabalığa şöyle seslendi:
«Ey İsrailliler, şu sözleri dinleyin: bildiğiniz gibi Nasıralı İsa, Allah'ın, kendisi aracılığıyla aranızda yaptığı mucizeler, harikalar ve belirtilerle kimliği kanıtlanmış bir kişidir. Allah'ın önceden belirlenmiş amacı ve önbilgisi uyarınca elinize teslim edilen bu adamı, yasa tanımaz kişilerin eliyle çarmıha çivileyip öldürdünüz. Allah ise, ölüm acılarına son vererek O'nu diriltti. Çünkü O'nun ölüme tutsak kalması olanaksızdı. O'nunla ilgili olarak Davut şöyle der: `Rab'bi her zaman önümde gördüm, O benim sağımda durduğu için sarsılmam.
Bu nedenle yüreğim mutlu, dilim sevinçlidir. Dahası, bedenim de umut içinde yaşayacak. Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, Kutsalını çürümeye bırakmayacaksın. Yaşam yollarını bana öğrettin; varlığınla beni sevinçle dolduracaksın.' «Kardeşler, size açıkça söyleyebilirim ki, büyük atamız Davut öldü, gömüldü, mezarı da bugüne dek yanı başımızda duruyor. Davut bir peygamberdi ve soyundan gelen birini tahtına oturtacağına dair Allah'ın kendisine ant içerek söz verdiğini biliyordu. Geleceği görerek Mesih'in ölümden dirilişine ilişkin şunları söyledi: `O, ölüler diyarına terk edilmedi, bedeni çürümedi. Allah, bu İsa'yı ölümden diriltti ve biz hepimiz bunun tanıklarıyız. O, Allah'ın sağına yüceltilmiş, vaat edilen Kutsal Ruh'u Baba'dan almış ve şimdi gördüğünüz ve işittiğiniz gibi, bu Ruh'u üzerimize dökmüştür.
Mezmur 15
Koru beni, ey Allah, çünkü sana sığınıyorum.
RAB'be dedim ki, "Efendim sensin. Senden öte mutluluk yok benim için."
Benim payıma, benim kâseme düşen sensin, ya RAB; yaşamım senin ellerinde.
Övgüler sunarım bana öğüt veren RAB'be, geceleri bile vicdanım uyarır beni.
Gözümü RAB'den ayırmam, hiç sarsılmam, O sağımda durduğu için.
Bu yüzden içim sevinç dolu, yüreğim coşuyor, bedenim güven içinde.
Çünkü sen beni ölüler diyarına terk etmezsin, sadık kulunun çürümesine izin vermezsin[ii].
Hep yaşam yolunu gösterirsin bana. Bol sevinç vardır senin huzurunda, Sağ elinden mutluluk eksilmez.
2.Okuma: Aziz Petrus’un 1.Mektubundan 1,17-21
Kimseyi kayırmadan, kişiyi, yaptıklarına bakarak yargılayan Allah'ı Baba diye çağırdığınıza göre, gurbeti andıran bu dünyadaki zamanınızı Allah korkusunda geçirin. Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan gümüş ya da altın gibi geçici şeylerle değil, Mesih'in kusursuz ve lekesiz bir kuzunun kanına benzer değerli kanı fidyesiyle kurtuldunuz. Dünyanın kuruluşundan önce bilinen Mesih, çağların sonunda sizin yararınıza ortaya çıktı. O'nu ölümden diriltip yücelten Allah'a O'nun aracılığıyla iman ediyorsunuz. Böylece imanınız ve ümidiniz Allah'tadır.
İncil: Luka 24,13-35
Aynı gün öğrencilerden ikisi, Kudüs'ten altmış ok atımı uzaklıkta bulunan ve Emayus denilen bir köye gitmekteydiler. Bütün bu olup bitenleri kendi aralarında konuşuyorlardı. Bunları konuşup tartışırlarken İsa'nın kendisi yanlarına geldi ve onlarla birlikte yürümeye başladı. Ama onların gözleri O'nu tanıma gücünden yoksun bırakılmıştı. İsa onlara, «Yolda birbirinizle ne tartışıp duruyorsunuz?» dedi. Üzgün bir halde, oldukları yerde durdular. Bunlardan adı Kleyopas olan O'na, «Kudüs'te bulunup da bu günlerde orada olup bitenleri bilmeyen tek yabancı sen misin?» diye karşılık verdi. İsa onlara, «Hangi olup bitenleri?» dedi. O'na, «Nasıralı İsa'yla ilgili olayları» dediler. «O adam, Allah'ın ve bütün halkın önünde gerek söz, gerek eylemde güçlü bir peygamberdi. Başkâhinlerle yöneticilerimiz O'nu, ölüm cezasına çarptırmak için valiye teslim ederek çarmıha gerdirdiler; oysa biz O'nun, İsrail'i kurtaracak kişi olduğunu ummuştuk. Dahası var, bu olaylar olalı üç gün oldu ve aramızdan bazı kadınlar bizi şaşkına çevirdiler. Bu sabah erkenden mezara gittiklerinde, O'nun cesedini bulamamışlar. Sonra geldiler, bir görümde, İsa'nın yaşamakta olduğunu bildiren melekler gördüklerini söylediler. Bizimle birlikte olanlardan bazıları mezara gitmiş ve durumu, tam kadınların anlatmış olduğu gibi bulmuşlar. Ama O'nu görmemişler.» İsa onlara, «Sizi akılsızlar! Peygamberlerin tüm söylediklerine inanmakta ağır davranan kişiler! Mesih'in bu acıları çekmesi ve yüceliğine kavuşması gerekli değil miydi?» dedi. Sonra Musa'nın ve tüm peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazıların hepsinde kendisiyle ilgili olanları onlara açıkladı.
Gitmekte oldukları köye yaklaştıkları sırada İsa, yoluna devam edecekmiş gibi davrandı. Ama onlar, «Bizimle kal. Neredeyse akşam olacak, gün batmak üzere» diyerek O'nu zorladılar. Böylece İsa onlarla birlikte kalmak üzere içeri girdi. Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükran duasını yaptı ve ekmeği bölüp onlara verdi. O zaman onların gözleri açıldı ve kendisini tanıdılar. İsa ise gözlerinin önünden kayboldu. Onlar birbirine, «Yolda kendisi bizimle konuşurken ve Kutsal Yazıları bize açıklarken yüreklerimiz nasıl da sevinçle çarpıyordu, değil mi?» dediler. Kalkıp hemen Kudüs'e döndüler. Onbirleri ve onlarla beraber olanları toplanmış buldular. Bunlar, «Rab gerçekten dirildi, Simun'a görünmüş!» diyorlardı. Kendileri de yolda olup bitenleri ve ekmeği böldüğü zaman İsa'yı nasıl tanıdıklarını anlattılar.
In primo piano
OMELIE / Omelie TR
SCRITTI IN ALTRE LINGUE
- Kalender für das laufende Jahr
- Kleinschriften
- Kleinschriften „Fünf Gerstenbrote“
- Einleitung
- Übriggebliebene Stücke
- Abbà
- Befreiungsgebet
- Vater unser - Band 1
- Vater unser - Band 2
- Vater unser - Band 3
- Wie der Tau
- Die Psalmen
- Siebzig mal sieben mal
- Die Hingabe
- Notizen von Vigilius, dem heiligen Bischof von Trient
- Ich gehe zur Messe
- Glaube und Leben
- Du bist mein Sohn
- Er nannte sie Apostel
- Sie fordern Zeichen, sie suchen Weisheit
- Kalender 2008-2011

A-G


