ME
NU

OMELIE / Omelie TR

31 mar 2019
31/03/19 - PASKALYA'YA HAZIRLIK DEVRESİ - 4. PAZAR - C

31/03/19 - PASKALYA'YA HAZIRLIK DEVRESİ - 4. PAZAR - C

Birinci okuma Yeşu 5,9-12  Mezmur 34  İkinci okuma 2Kor. 5,17-21  İncil Lk. 15,1-3.11-32

 

İsrail Halkı için, karşılıksız armağan olarak, gökten gelen "man" yerine, vaat edilmiş ülkenin ürününü yediği an, önemli ve anlamlı bir an oldu. Vaat edilmiş ülkede halkın yediği ilk yemek, Mısır'dan çıktığında olduğu gibi, mayasız ekmekti. Bu ekmek; özgürlüğün sembolüdür, Allah'ın her zaman vaat ettiklerini yerine getirdiğinin sembolüdür, sadakatte yaşanmış acılardan sonra, yeni yaşamın mutluluğunun geldiğinin sembolüdür. Hristiyan kişinin yaşamı da yeni ve aydınlıktır: Yeni bir 'ekmekle' beslenme ihtiyacını duyar ve yeni davranışlarla kendini ifade eder. Bunu Aziz Pavlus bize hatırlatmaktadır. Hristiyan kişinin yaşamı yenidir, çünkü o Mesih'tedir. Mesih İsa'yla birleşen insan; gerçekten vaat edilmiş ülkeye varmıştır, artık geçici ekmeği yemiyor, bencillikten gelen ve yalnızlık getiren yok olacak şeylere bağlanmış değildir. Vaftiz aracılığıyla ya da daha bilinçli bir şekilde kendi Vaftizinin değerini keşfetmesiyle, ölmüş ve dirilmiş Mesih'in Sırrına katılan insan, Müjde'nin, yani "iyi haberi"in yüreğine girer ve yeni bir durumda yaşar. Yaşamında, yaşamının amacından başlayarak, her şey değişir. Aziz Pavlus vaftiz edilmiş, fakat uyanmaya ve kendi çağrılarını yeniden hatırlamaya ihtiyacı olan Hristiyanlara hitap eder: Bunlar, Korintos'taki Hristiyanlardır. Korintos'taki cemaatin bazıları ağır bir azarlamayı hak edecek kadar kötü davranmışlardı. İsa'ya itaat etmeyerek, Peder'in sevgisinden ve projesinden uzaklaştıklarının farkına varmalıydılar. Sonra da Allah'la barışıp Kilise'nin hizmetçileri aracılığıyla affı kabul etmeleri gerekmekteydi. Aziz Pavlus, Hristiyanların yararına, ona verilen görevin bilincindeydi. Allah'ın Sözü ona emanet edildi: onun davetleri, Allah'ın davetleri, Pavlus'un barışmaya çağrısı, Allah'ın çağrısıdır, Pavlus'un günahkarı kabul etmesi, Allah'ın günahkarı kabul etmesidir. Pavlus aracılığıyla Allah günahkârları affedip barışına tekrar kabul etmektedir! Bunun için Pavlus: "Mesih'in adına yalvarıyoruz: Allah'la barışın' diye sesleniyor. Allah kin tutmaz, O'nunla barışmak mümkündür, çünkü yol zaten hazırlanılmıştır. Mesih İsa Havarilere, Allah'tan uzaklaşmış insanları tekrar O'nun yanına getirebilmeleri için, Ruh'unu emanet etti. Bu şekilde kendi bencilliğine düşmüş olan imanlı kişi, Peder Allah'ın sevgisini yeniden tadabilir.  Bu günkü İncil'in metni tam günahkârlar için çok büyük bir yüreklendirmedir. İsa'nın bu günkü sözleri, Allah'ın merhametine hayranlık içinde bakabilelim diye Allah'ın yüzünü aydınlatan bir deniz feneri gibidir. İsa, anlattığı benzetmede, iki oğlu olan bir babadan bahsediyor. Bu baba, Peder Allah'ı temsil etmektedir. İki oğlun kimi temsil ettiklerini anlamak için, İbrani düşünceyi hatırlamamız gerekiyor: İsrail Halkı ve diğer bütün halklar tamamen farklı, yabancı ve birbirleriyle ilgisi olmayan iki gerçektir. Örnekteki iki oğul, birbirlerine karşı olan bu iki durumu temsil etmektedir. Bu gerçeği bilen İsa, benzetmedeki oğullar için hiç 'kardeş' kelimesini kullanmamaktadır. Fakat iki oğul, aynı babanın oğullarıdır: Allah hem İbranilere, hem de bütün diğer uluslara karşı, aynı sevgiyi beslemektedir. İki oğlun biri, açık bir şekilde isyankârdır. Pederinin arzularını küçümseyerek, kardeşinin olabilecek ihtiyaçlarıyla ilgilenmeden, babasından uzaklaşıp sefahat içinde maddi malları saçıp savuruyor. Paganlar gibi geçici zevkleri tadıyor. Fakat onun mutluluğu çabuk bitiyor: Maddi mallar ebedi değiller, bu yüzden bunlardan gelen mutluluk da ebedi olamaz, biter. Sevgisiz özgürlük, ağır kölelik oluyor: Dünyada putlara hizmet edenlerin tecrübe ettikleri aynı kölelik! O anda isyankâr oğlun aklına babasının iyiliği geliyor. Bu hatıra babasına dönmeyi arzu ettirip, alçakgönüllü olmak için ona güç ve cesaret veriyor. Gerçekleşecek karşılaşma, kardeşiyle değil, babası ile bir karşılaşmadır. Kardeşiyle olan karşılaşma ise, babanın elleri ve yüreği aracılığıyla olacaktır. Barışma, baba ile olmalıdır. Bu barışmadan sevinç ve yeni bir yaşam geliyor; "En iyi giysi", çarık, yüzük ve neşeli şölen bu yeni yaşamı temsil etmektedirler. Baba, kıskanç olan diğer oğluna da, dönmüş ve barışmış kardeşini kabul ettirmek için, nedenleri ve gücü iletmek istiyor. Neden bu oğul, sevinmiyor ve babasının mutluluğuna katılmak istemiyor? Neden babasına benzemek, ondan öğrenmek istemiyor? Ne kadar sevgisizdir bu oğul! Babasını küçümseyen gerçekten itaatsizdır. Bunca yıldır babasına yalancı bir şekilde itaat ediyordu; aslında onun hizmetinin ve itaatinin sebebi, kendi çıkarıydı. Onun itaati sevgi değildi. Onda gerçek bir oğlun ruhu yoktu: Gerçek bir oğul babasının yaptıklarını yapar! İsyankâr oğul, kendini alçaltarak, pederi ile barıştı. 'İyi' oğul ise, barışmak istemeyerek, kardeşinden uzak ve daha kötüsü, babasından uzak bulunmaktadır. İsa'nın hitap ettiği İsrail Halkı, bu duruma düşme tehlikesinde bulunuyordu. Aynen günümüzde, çocukken vaftiz edilenlerin, her zamandan beri Hristiyan olanların birçokları, aynı tehlikede bulunabilirler. Onların, başka dinden gelen yeni imanlıları kabul edebilmek için ve Baba ile birliğe girme büyük armağanı için onlarla beraber sevinmek için, Baba ile barışmaları gerekmektedir!

Allah'ın sevme şeklini kabul ederek yeniden O'nun evlatları olduğumuz an, yaşamımız yeni bir yaşam oluyor. O zaman sadece çölde besleyen geçici ekmeği aramıyoruz: Peder'in yanında olmayı, O'nunla birlikte ve O'nun yaptığı gibi bütün kardeşleri sevmeyi arzu eden itaatli evlatları besleyen o Ekmeği arıyoruz. Bu Ekmek, İsa'dan Kilise'de verilen Ekmektir!

OKUMALAR

 

  1. Okuma Yeşu 5,9.10-12

RAB, Yeşu'ya, "Mısır'da uğradığınız utancı bugün üzerinizden kaldırdım" dedi. Gilgal'da, Eriha ovalarında konaklamış olan İsrail halkı, ayın on dördüncü gününün akşamı Fısıh Bayramı'nı kutladı. Bayramın ertesi günü, tam o gün, ülkenin ürününden mayasız ekmek yaptılar ve kavrulmuş başak yediler. Ülkenin ürününden yemeleri üzerine ertesi gün man kesildi. Man kesilince İsrailliler o yıl Kenan topraklarının ürünüyle beslendiler.

Mezmur 33

Her zaman Rab’be övgüler sunacağım,

Övgüsü dilimden düşmeyecek. RAB'le övünürüm,

Mazlumlar işitip sevinsin!

Benimle birlikte RAB'bin büyüklüğünü duyurun,

Adını birlikte yüceltelim.

RAB'be yöneldim, yanıt verdi bana, bütün korkularımdan kurtardı beni.

O'na bakanların yüzü ışıl ışıl parlar, yüzleri utançtan kızarmaz.

Bu mazlum yakardı, RAB duydu, bütün sıkıntılarından kurtardı onu.

 

  1. Okuma 2Kor 5,17-21

Bir kimse Mesih'te ise, yeni yaratıktır; eski şeyler geçmiş, her şey yeni olmuştur. Bunların hepsi Allah'tandır. Allah, Mesih'in aracılığıyla bizi kendisiyle barıştırdı ve bize barıştırma görevini verdi. Şöyle ki Allah, insanların suçlarını saymayarak dünyayı Mesih'te kendisiyle barıştırdı ve barıştırma sözünü bize emanetetti. Böylece, Allah'ın kendisi aracılığımızla çağrıda bulunuyormuş gibi Mesih'in adına elçilik ediyoruz. Mesih'in adına yalvarıyoruz: Allah ile barışın. Allah, Mesih sayesinde kendisinin doğruluğu olalım diye, günahı bilmeyen Mesih'i bizim için günah yaptı.

 

İncil Lk 15,1-3.11-32

Bütün vergi görevlileriyle günahkârlar İsa'yı dinlemek için O'na akın ediyordu. Ferisilerle din bilginleri ise, «Bu adam günahkârları kabul ediyor, onlarla birlikte yemek yiyor» diye söyleniyorlardı. Bunun üzerine İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: «Bir adamın iki oğlu varmış. Bunlardan küçüğü babasına, `Baba' demiş, `malından payıma düşeni ver bana.' Baba da servetini iki oğlu arasında paylaştırmış. Bundan birkaç gün sonra küçük oğul her şeyini toplayıp uzak bir ülkeye gitmiş. Orada sefahat içinde bir yaşam sürerek varını yoğunu çarçur etmiş. Delikanlı her şeyini harcadıktan sonra, o ülkede şiddetli bir kıtlık baş göstermiş ve o da yokluk çekmeye başlamış. Bunun üzerine gidip o ülkenin vatandaşlarından birinin hizmetine girmiş. Adam onu, domuz gütmek üzere otlaklarına yollamış. Delikanlı, domuzların yediği keçiboynuzlarıyla karnını doyurmaya can atıyormuş. Ama hiç kimse ona bir şey vermemiş. Aklı başına gelince şöyle demiş: `Babamın nice işçisinin fazlasıyla yiyeceği var, bense burada açlıktan ölüyorum. Kalkıp babamın yanına döneceğim ve ona, Baba diyeceğim, Allah'a ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layıkdeğilim. Beni işçilerinden biri gibi kabul et'. Böylece kalkıp babasının yanına dönmüş. Kendisi daha uzaktayken babası onu görmüş, ona acımış, koşup boynuna sarılmış ve onu öpmüş. Oğlu ona, `Baba' demiş, `Allah'a ve sana karşı günah işledim. Ben artık senin oğlun olarak anılmaya layık değilim'. Babası ise kölelerine, `Çabuk, en iyi kaftanı getirip ona giydirin!' demiş. `Parmağına bir yüzük takın, ayaklarına çarık giydirin! Besili danayı getirip kesin, yiyelim ve eğlenelim. Çünkü benim bu oğlum ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu.' Böylece eğlenmeye başlamışlar. Babanın büyük oğlu ise tarladaymış. Gelip eve yaklaştığında çalgı ve oyun seslerini duymuş. Uşaklardan birini yanına çağırıp, `Ne oluyor?' diye sormuş. O da ona, `Kardeşin geldi, baban da ona sağ salim kavuştuğu için besili danayı kesti' demiş. Büyük oğul öfkelenmiş, içeri girmek istememiş. Babası dışarı çıkıp ona yalvarmış. Ama o, babasına şöyle cevap vermiş: `Bak, bunca yıl senin için köle gibi çalıştım, hiçbir zaman buyruğundan çıkmadım. Ne var ki sen bana, arkadaşlarımla eğleneyim diye hiçbir zaman bir oğlak bile vermedin. Oysa senin malını fahişelerle yiyen şu oğlun eve dönünce, onun için besili danayı kestin'. Babası ona, `Oğlum, sen her zaman benim yanımdasın, neyim varsa senindir' demiş. ‘Ama sevinip eğlenmek gerekiyordu. Çünkü bu kardeşin ölmüştü, yaşama döndü; kaybolmuştu, bulundu!'»