ME
NU

OMELIE / Omelie TR

07 giu 2020
07/06/2020 - KUTSAL ÜÇLÜK BAYRAMI - A

07/06/2020 - KUTSAL ÜÇLÜK BAYRAMI - A

  1. Okuma Çıkış 34,4b-6.8-9 * (Mez) Dan. 3,52-56 * 2. Okuma 2Kor. 13,11-13 *İncil Yh. 3,16-18

 

Her Efkaristiya Ayininde Şükran Duasını başlatan Şükran Duasına Giriş okunur; bu dua her zaman meleklerin övgü ilahisi ile biter: "Kutsal, Kutsal, Kutsal...". Peygamber Yeşaya Rab'bi gördüğünde (6. bölüm), meleklerin sesinden, bizim çeşitli melodilere göre okuduğumuz bu ilahiyi duydu. Rab'bimiz gerçekten kutsaldır, gerçekten büyüktür! Her dilden, meleklerin sesleri gibi olmasalar da, seslerimizle yüceltilmeye layıktır! Allah, zayıf seslerimizden de hoşlanıyor, çünkü onlarda, Kendisi tarafından sevildiklerini hisseden evlatlarının sevincini, kalplerinin arzusunu görüyor. Sonra da biz bu ilahiyi, İsa Yeruşalem'e girdiğinde, öğrencilerinin söyledikleri ilahi ile tamamlıyoruz: "Rab'bin adına gelen yüceltilsin! Hosanna göklerdeki Yüce Allah'a!". Böylece övgümüz imanımızın bir ilanı oluyor: Peder'in ve İsa'nın eşitliğine olan imanımızı, bize kendi Oğlunu bağışlayan Peder'e olan imanımızı, tek bir ışık gibi birleşmiş Peder'i ve Oğul'u tanıyabilmemiz için yüreğimizi sevinç ile dolduran Kutsal Ruh'a olan imanımızı ilan ediyoruz. Bu övgü ilahisi, tüm cemaatin Şükran Duasına Girişi’ne katılmasını sağlayarak Şükran Duasına Giriş’i kapatıyor. Sonra da cemaat sessizlikte en büyük gizemi yaşamaya hazırlanıyor: Allah'ın, Kutsal Ekmek’te ve Kutsal Şarap’taki mevcudiyetini kabul etmeye hazırlanıyor.

Allah tektir ve Musa'nın Sina dağında yaptığı gibi, O'nun tek olmasının önünde, bütün yüreğimizle ve bütün saygımızla yere eğilip secde ediyoruz. Allah'ın lütufkâr ve merhametli, sadık ve sevgi dolu olduğunu bildiğimiz halde, O'nun huzurunda 'titriyoruz', çünkü O'nun gizemli huzuru bizi o kadar aşar ki, bizde daima mevcut olan günahımızdan gelen layık olmamamızı kabul etmekten başka bir şey yapamayız.

Musa, insanlar layık olmamalarına rağmen, Allah'ın, "bizimle beraber yürümesini" diliyor. Ve Allah onu dinledi! Bu günkü İncil'in kısa metni bize, Allah'ın hangi şekilde aramıza geldiğini göstermektedir. Allah, bizi korkutmadan bizimle yürümeyi isteyerek, biricik Oğlu’nu gönderdi:   Bizimle normal günlük yaşamımızda karşılaşmak için, yüz yüze İsa'nın gözleri ile bir karşılaşma sayesinde sevgisinin şefkatini ve güzelliğini bize tattırmak için, Oğlu’na bir beden verdi!

İsa Nikodemus'a Allah'ın bu harika projesini açıklıyor: "Allah dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, her kim O'na iman ederse mahvolmasın, ebedi hayata kavuşsun". Mesih İsa'yla karşılaşan, korkudan ölmez, tersine ilahi sevginin bütünlüğünü alır, hatta onun 'şanlı' taşıyıcısı olur. İsa'yla karşılaşıp O'nu kabul eden, kurtarılır, boşluktan, faydasızlıktan ve sevmeyenin tipik huzursuzluğundan kurtarılır. İsa'yla karşılaşan, sevgi ilişkisi olan tek Allah'ın hayatını tanımaya başlar.

Bugün bilinçli bir şekilde biz, kendi içinde birlik tecrübesini yaşayan Allah'ı tanıyışımızı açıkça beyan ediyoruz. Allah, Üçlü-Birliktir! Allah tektir, fakat O'nun tekliği, yalnızlığın tekliği değildir; O'nun tekliği, birliktir; farklı yürekleri, tek bir ışıkla parlayan üç alev gibi, tek bir sevgide birleştiren birliktir!

Allah, Üçlü-Birliktir: Bu iman hayatımızın o kadar derinliğine giriyor ki, hayatımız onun bir ilanı, bir açıklaması oluyor. Tek bir yürekte ve tek bir düşüncede bizi birleştiren kardeşlik, yardımlaşma, sevinç, karşılıklı sevgi ve barış, Üç Şahsiyet'in mükemmel birliğinin bir yansımasıdır.

Aziz Pavlus, İsa'nın, Peder'in ve Kutsal Ruh'un hayat veren eserini tek bir takdis olarak bizlerin üzerine dilemektedir. İsa'dan lütfu, Peder'den sevgiyi, Kutsal Ruh'tan birliği diliyor: Lütuf, bizi yumuşak huylu ve ümitle dolu olarak kılıyor; sevgi, kardeşlerimize özen göstermemizi, onlara yardım etmemizi sağlıyor; birlik, aramızdaki farklılıkların, kıskançlık ve ayrılık nedeni olmamalarını sağlayarak, bizi birleştiriyor. Lütuf, sevgi ve birlik tek bir ailede bizi birleştiren, aramızda Allah'ın hayatının doluluğunu, tatlılığını ve şefkatini yerleştiren armağanlardır!

Bu gün, sadece sesimizle değil, tüm yaşam şeklimizle, "Peder'e, Oğul'a ve Kutsal Ruh'a şan ve şeref olsun" diye söylememiz gereken gündür. Tek olan Allah'ın sevgisine şan ve şeref olsun!

Var Olan, Var Olmuş ve Gelecek Olan'a şan ve şeref olsun!

Tüm evren tarafından kapsanamamasına rağmen, kalbimizde konuk edilmek ve bizimle yürümek isteyen Olan'a şan ve şeref olsun!

OKUMALAR

 

1.Okuma: Çıkış Kitabından 34,4-6.8-9

 

Musa öncekiler gibi iki taş levha kesti. RAB'bin buyurduğu gibi sabah erkenden kalktı, taş levhaları yanına alarak Sina Dağı'na çıktı.

RAB bulutun içinde oraya inip onunla birlikte durdu ve adını Yahve olarak açıkladı.

Musa'nın önünden geçerek, "Ben Yahve'yim" dedi, "Yahve, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Allah.

Musa hemen yere kapanıp tapındı.

“Ya Rab, eğer benden hoşnutsan, lütfen bizimle gel" dedi, "Bunlar inatçı insanlardır. Sen suçlarımızı, günahlarımızı bağışla. Bizi kendi mirasın olarak benimse."

 

2 Okuma: Aziz Pavlus’un Korintoslulara 1. Mektubundan 13,11-13

 

Son olarak hoşça kalın, kardeşlerim. Yetkin olun, çağrıma kulak verin, düşüncelerinizde birlik olun, esenlik içinde yaşayın. Sevgi ve esenlik kaynağı olan Allah sizinle birlikte olacaktır.

 

İncil: Yuhanna 3,16-18

 

«Allah dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Allah, Oğlunu dünyayı yargılamak için dünyaya göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Allah’ın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir.