ME
NU

Esenlik sizinle olsun

Esenlik sizinle olsun

 

─░sa, ┼čakirtlerinin yan─▒nda

daha birçok mucize yapt─▒. Onlar bu kitapta yaz─▒l─▒ de─čildir.

Ama ─░sa’n─▒n Tanr─▒’n─▒n O─člu Mesih oldu─čuna iman edesiniz

ve iman edip O’nun ad─▒yla ya┼čama sahip olas─▒n─▒z diye

bunlar yaz─▒lm─▒┼čt─▒r.

                                                      Gv 20,30-31

 

Aziz Yuhanna’n─▒n ─░ncil’indeki yirminci bölümünde belirtti─či gibi, Dirili┼č ─░ncili’ni tekrar okuyal─▒m. K─▒sa bir ayet okuduktan sonra, tecrübelerimi hat─▒rlayarak, yava┼č yava┼č tekrar okuyup aç─▒klamay─▒ deneyece─čim: size de yararl─▒ olmas─▒n─▒ ümit ediyorum.

─░sa, aram─▒zda ya┼čamak için dirildi; O, Kutsal Ruhu ile bizleri bir arada tutuyor. Bizleri canl─▒ Kilise k─▒lan bu birlik için O’na ┼čükrediyoruz.

                                                                                                                    P.Vigilio Covi

 

 

1.

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti. Ta┼č─▒n mezar─▒n giri┼činden kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu gördü.

 

Ayetin ba┼č─▒nda bir zaman belirtilmektedir: "Sebt gününden sonraki gün": o Sebt günü, Yahudilerin en önemli günü oldu─ču halde, ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri için bir ┼čim┼ček h─▒z─▒yla neredeyse fark─▒na dahi var─▒lmadan geçmi┼čti. Çok üzücü, sessiz ve karanl─▒k bir gündü.

Sebt gününden sonraki günde, yeni bir günde, Mecdelli Meryem harekete geçiyor.

Sebt gününden sonraki gün haftan─▒n ilk günüdür; bu günde Kutsal Kitab─▒n gelene─čine dayanarak Tanr─▒ ilk olarak ─▒┼č─▒─č─▒ yarat─▒p dünyay─▒ var etmeye ba┼člad─▒.

─░ncil Yazar─▒n─▒n bölüme böyle bir ┼čekilde ba┼člamas─▒n─▒n rastlant─▒ oldu─čunu sanm─▒yorum, bunun büyük bir anlam─▒ var: Sebt gününden sonraki gün, erkenden, ilk ─▒┼č─▒─č─▒n do─ču┼č vakti.

Bu kalk─▒┼č ve ┼čafak vakti yola koyulma, dünyan─▒n ─▒┼č─▒─č─▒ olan ─░sa’n─▒n dirili┼čiyle do─črudan ba─člant─▒l─▒d─▒r. ─░sa dünyan─▒n ─▒┼č─▒─č─▒d─▒r. ─░sa, dirili┼či ile dünyaya yeni bir hayat getirir, zamana yeni bir boyut, her geçici ┼čeye yeni bir anlam kazand─▒r─▒r.

“Sebt gönünden sonraki gün Mecdelli Meryem mezara gitti”: bu gün güzel bir gündür; bu gün, ─░sa ile haçta kald─▒─č─▒m─▒z zamanlarda bize cesaret ve teselli verir. Çekti─čimiz s─▒k─▒nt─▒lardan sonra yeniden bir ilk gün do─čar: ─▒┼č─▒k, yenilik ve kutsall─▒kla dolu bir gün.

Bugün senin için de bu ┼čekilde geçsin. Rab’be bugün bizlere bar─▒┼č─▒n─▒ ve yüzünün ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ ba─č─▒┼člamas─▒ için birlikte dua edelim.

 

Ölüler aras─▒ndan dirilmi┼č olan Rabbimiz Mesih ─░sa bize ac─▒, bizleri kurtar ve gün boyunca senin tan─▒klar─▒n olabilmemiz için kalplerimizi sevincinle doldur!

 

2.

 

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti.

 

Mecdelli Meryem kim? ─░ncil’de birçok kez an─▒lan kad─▒nlardan biridir. Mecdelli Meryem’den ─░sa tam yedi cin kovmu┼čtu. Omuzlar─▒nda s─▒k─▒nt─▒ ve a┼ča─č─▒lanma yüklü bir kad─▒nd─▒r. Kendisiyle birlikte kötü bir ruh ya da yedi kötü ruh bile ta┼č─▒mak ku┼čkusuz küçük dü┼čüren ve üzücü bir durumdur. ┼×üphesiz kendisini bu korkunç ve umutsuz durumdan kurtar─▒p özgür k─▒lan ─░sa’ya çok minnettard─▒r.

Mecdelli Meryem bundan sonra ─░sa’n─▒n izinde yürüdü, o da di─čer kad─▒nlarla birlikte kendi olanaklar─▒yla ─░sa’ya yard─▒m etti. ─░sa’n─▒n Annesi Meryem, ba┼čka bir Meryem ve di─čer bir kad─▒nla birlikte ─░sa’n─▒n haç─▒n─▒n alt─▒nda durdu.

Mecdelli Meryem mezara erkenden tek ba┼č─▒na gitmeye te┼čebbüs edendir. Di─čerlerini b─▒rak─▒p tek ba┼č─▒na kalkt─▒, cesur oldu, di─čerlerinin yapt─▒klar─▒na bakmad─▒, onlar─▒n ne yap─▒p yapmad─▒klar─▒na bir ┼čey söylemedi. “Ben gidiyorum!” dedi. Mecdelli Meryem, ─░sa için kendisini sorumlu tutuyor, görmek ve olanlar─▒ anlamak istiyor, Rab’bin bedenine ve kendisine göre Rab’bin bulundu─ču yere yak─▒n olmak istiyor. 

Bugün bizim için de Mecdelli Meryem büyük bir örnek ve Tanr─▒’n─▒n büyük bir arma─čan─▒ olabilir. O bize, “Ba┼čkalar─▒n─▒n harekete geçmesini beklemeden, harekete geç; ba┼čkalar─▒n─▒n ko┼čmas─▒n─▒ beklemeden ko┼čmaya ba┼čla; ba┼čkalar─▒n─▒n Rab’bi sevmeye ba┼člamalar─▒n─▒ beklemek yerine, ilk önce sen sev! Arkandan di─čerleri de seni izleyecektir. Sen kendin ba┼čla, ba┼čkalar─▒n─▒ bekleme” diyor.

Gel, Kutsal Ruh, bizleri güçlü ve cesur k─▒l ki ba┼čkalar─▒n─▒n yapt─▒klar─▒ndan ve söylediklerinden etkilenmi┼č olmam─▒za izin vermeden, gözlerimizi daima ─░sa’ya dikip, ba┼čkalar─▒n─▒n bizi itmesini beklemeden O’nu ilk olarak sevenler olal─▒m.

Kutsal Ruh, sana ┼čükürler olsun çünkü sen hayat─▒m─▒za gelip içimizde büyük bir de─či┼čim yarat─▒yorsun.

3.

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti.

“Mecdelli Meryem mezara gitti”. Neden mezara gidiyor? Meryem orada ─░sa’y─▒ bulaca─č─▒n─▒ dü┼čünüyor, ona göre Rab ─░sa’n─▒n cesedine ve O’nun koyuldu─ču yere özen göstermek Rab ─░sa’y─▒ sevmek demektir.

Mecdelli Meryem yeni ┼čeyleri henüz dü┼čünemez. O, geçmi┼čte ya┼č─▒yor: mezara gidiyor, ölümün yerine gidiyor, üzüntülü anlar─▒, hala kalbini s─▒k─▒┼čt─▒ran ac─▒ dolu anlar─▒ hat─▒rlatan yere gidiyor. Meryem mezara gidiyor.

Meryem’in tek ba┼č─▒na mezara ko┼čmas─▒ bana, dü┼čüncelerimizde, kendi üzüntü ve ac─▒lar─▒m─▒za dönü┼čümüzü hat─▒rlat─▒yor. Üzüntü dolu bir tecrübe ya┼čad─▒─č─▒m─▒zda, hastal─▒k veya ba┼čka bir felaket ya┼čad─▒─č─▒m─▒zda, kalbimiz uzun bir süre için orada kal─▒r. Akl─▒m─▒z, saatlerce, günlerce, hatta bazen haftalarca veya aylarca o ac─▒ dolu olayda, o ana tak─▒l─▒p kal─▒r; durum böyle olunca da hat─▒rlanan ac─▒lar─▒, gözya┼člar─▒ takip eder, bizleri mutsuz k─▒lar, a─č─▒rl─▒─č─▒ alt─▒nda bizleri ezip bunal─▒ma sokar. Geçmi┼čte, kendimize ac─▒ veren olaylara tak─▒l─▒r─▒z, yani kendi kendimizi dü┼čünürüz; geçmi┼če bakt─▒─č─▒m─▒z sürece Rab’bin yeni ça─čr─▒lar─▒na dikkat edemeyiz.

Rab’den kalbimizi, diri olan kendisine yönlendirecek yeni bir lütuf isteyelim.

S─▒k─▒nt─▒ ve ac─▒ dolu anlarda, hastal─▒k ve ölüm kar┼č─▒s─▒nda bak─▒┼člar─▒m─▒z─▒ Rab’be çevirip ┼čöyle diyelim: “Rabbim, ku┼čkusuz sen içinde bulundu─čum bu durum arac─▒l─▒─č─▒yla bana bir ┼čeyler aç─▒klamaya çal─▒┼č─▒yorsun; e─čer ben ┼ču anda ac─▒ çekersem demek ki sen benimle konu┼čup bana yeni bir ┼čey vermek istiyorsun: hayat─▒m─▒ karde┼člerim için bir i┼čaret ve bir lütuf k─▒lmak istiyorsun.

Te┼čekkürler, Rab ─░sa! Anlamama ve görmeme yard─▒m et; bana, ┼čimdi do─čmak üzere olan ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ ba─č─▒┼čla.

4.

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti.

"Karanl─▒kken" ve "erkenden": ─░ncil Yazar─▒n─▒n belirtti─či bu biraz garip gerçe─če dikkat edelim.

Burada “erkenden” kelimesi yeni günün do─čmak üzere oldu─ču demektir. I┼č─▒k do─čmas─▒ yak─▒nd─▒r, yeni bir umut, zafer ve kurtulu┼č ça─č─▒ ba┼člamak üzeredir.

“Karanl─▒kken”. ─░ncil Yazar─▒ Yuhanna “ortal─▒k daha karanl─▒kken” demekle ne kastediyor? I┼č─▒k do─čmak üzereyken nas─▒l karanl─▒k olur?

Gün, Meryem’in kalbinde hala a─čarmam─▒┼čt─▒r.

Meryem, gördü─čümüz gibi, ölüme, geçmi┼če ve mezara yönelmi┼čtir. Kalbi hala karanl─▒kt─▒r, içinde sadece hüküm süren ac─▒, hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒ ve körlük: hiç umudu kalmam─▒┼čt─▒r. Meryem, ─░sa’n─▒n ölümünde “Tanr─▒’n─▒n i┼čini” görememi┼čtir. ─░sa’n─▒n ac─▒ çekmeyi, insanlar taraf─▒ndan reddedilmeyi, ele verilip, öldürülmeyi kabul etmesindeki “Tanr─▒’n─▒n i┼čini” göremedi─či için kalbi hâlâ karanl─▒kt─▒r.

Ko┼čmaktad─▒r. Meryem Rabbi sever, ya da kendine göre O’nu sevmeye çal─▒┼č─▒r, O’na minnettard─▒r, buna ra─čmen kalbi hâlâ karanl─▒ktad─▒r. Tanr─▒’n─▒n i┼čini ya┼čanan olaylar─▒n hiçbirinde görememektedir. Ac─▒ an─▒nda Meryem için Tanr─▒ saklanm─▒┼čt─▒r: “daha karanl─▒kken”.

Bu karanl─▒k birçok kez tekrarlan─▒r! Tanr─▒’n─▒n i┼či a┼čikâr olmas─▒na ve daima büyümesine ra─čmen, fiziksel veya manevi ac─▒lar, yeryüzünde çekilen s─▒k─▒nt─▒lar bizi karanl─▒kta tutmaktad─▒r. Tanr─▒’n─▒n i┼člerini ac─▒lar─▒m─▒z içinde göremiyoruz, bazen de görmek istemiyoruz.

O’ndan bize yard─▒m etmesini diliyoruz.

Rab ─░sa, dirilmi┼č olan Sen, gözlerimizi ─▒┼č─▒─č─▒nla ayd─▒nlat, kalplerimize ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ koy ki seni görebilelim. S─▒k─▒nt─▒l─▒, ac─▒ dolu zamanlarda, terk edildi─čimiz veya anla┼č─▒lmad─▒─č─▒m─▒z durumlarda, Baba’n─▒n i┼člerini ay─▒rt edebilmemizi sa─čla. Tanr─▒ Babam─▒zd─▒r, ve bu dönemlerde özel olarak bizi sever: bunu görme lütfunu bizlere ba─č─▒┼čla.

5.

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti. Ta┼č─▒n mezar─▒n giri┼činden kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu gördü. 

Cümlenin sonu üzerinde dural─▒m: “Ta┼č─▒n mezar─▒n giri┼činden kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu gördü”. Meryem, kendisinin mezar─▒n önünde durmas─▒ gerekti─čini biliyordu, mezar─▒n giri┼čini kaplayan ta┼č─▒ bulaca─č─▒n─▒ da biliyordu, ancak oraya vard─▒─č─▒nda kendisini bir sürpriz bekliyordu: mezar─▒n giri┼čini kapatan ta┼č kald─▒r─▒lm─▒┼čt─▒. Mezar aç─▒kt─▒, içeri girebilirdi.

Meryem kim bilir nas─▒l da ┼ča┼č─▒rm─▒┼čt─▒? Fakat Meryem sadece gözler ile, sadece maddi bir bak─▒┼čla bak─▒yor; derinli─či görmüyor, gördü─čü ┼čeylerin derin anlamlar─▒n─▒ kavrayam─▒yordu. Ta┼č─▒n kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu görmesine ra─čmen bunun bir zafere i┼čaret etti─čini, dirili┼čin bir i┼čareti oldu─čunu anlayam─▒yor, dolay─▒s─▒yla da Alleluya diyerek hayk─▒ram─▒yordu.

Meryem’in bunun fark─▒na varmas─▒n─▒ hak iddia etmiyoruz fakat ─░ncil Yazar─▒ bunu bize inceletiyor. Nitekim burada ─░ncil Yazar─▒ “görmek” fiilini belli bir amaç için kullan─▒yor: fiil yunancadan gelmekte ve yüzeysel olarak görme, içeri─činin fark─▒na varmama anlam─▒n─▒ ta┼č─▒yor.

Gün boyunca kim bilir ne kadar çok ┼čey görüp, seyretmekteyiz! Normal ┼čeyler, yeni ve bizleri ┼ča┼č─▒rtan ┼čeyler... Gördüklerimiz kar┼č─▒s─▒nda biz nas─▒l davranaca─č─▒z? Tanr─▒’n─▒n sevgisi, O’nun zaferi, O’nun bazen gizli, bazen de a┼čikâr fakat gerçek olan lütfunu onlarda görmeden geçip gidebiliriz. O halde biz, gördüklerimiz kar┼č─▒s─▒nda nas─▒l davranmal─▒y─▒z?

Çok yak─▒n─▒m─▒zda, hatta evimizde, gün boyunca bakt─▒─č─▒m─▒z her ┼čeyde ve bugünkü kar┼č─▒la┼čmam─▒zda fazlas─▒n─▒ “görmeye” çal─▒┼čal─▒m. Olaylara ve kar┼č─▒la┼čmalara yüzeysel olarak yakla┼čmak yerine, derinli─čini görmeye çal─▒┼čal─▒m. Tanr─▒’n─▒n onlar─▒ ne kadar büyük bir sevgi ile haz─▒rlad─▒─č─▒n─▒ “görmeye” çal─▒┼čal─▒m veya onlar arac─▒l─▒─č─▒yla Tanr─▒’n─▒n bizleri sevmeye ça─čr─▒s─▒n─▒ “görmeye” çal─▒┼čal─▒m. Tanr─▒’n─▒n bizim arac─▒l─▒─č─▒m─▒zla da zaferini bugünün olaylar─▒na ta┼č─▒mak istedi─činin fark─▒na varmaya çal─▒┼čal─▒m. Bugünkü olaylar─▒n içine bizim arac─▒l─▒─č─▒m─▒zla da zaferini götürmek isteyen Tanr─▒’y─▒ görmeye çal─▒┼čaca─č─▒z. O, daha çok bilinçli ve aktif varl─▒─č─▒m─▒z arac─▒l─▒─č─▒yla, daha içten, ruhsal ve kendisine sad─▒k çal─▒┼čmam─▒z arac─▒l─▒─č─▒yla Rab ─░sa’n─▒n dirili┼čini göstermek istiyor.

Rab’den “görebilmemiz” için gözlerimize ─▒┼č─▒k lütfunu dua arac─▒l─▒─č─▒yla dileyelim.

Kutsal Ruh, bu ─▒┼č─▒─č─▒ bize ver ki, ba┼č─▒m─▒za görünü┼čte normal yada tuhaf gelen olaylar kar┼č─▒s─▒nda, Tanr─▒’n─▒n sevgisini “görebiliriz”; bizlere Baba’n─▒n sevgisini “görmek” için, ─░sa’n─▒n zaferini “görmek” için, bugün Rab’bin benden istediklerini “görmek” için lütfunu ba─č─▒┼čla.

Te┼čekkürler, Kutsal Ruh!

6.

Sebt gününden sonraki günde erkenden, ortal─▒k daha karanl─▒kken Mecdelli Meryem mezara gitti. Ta┼č─▒n mezar─▒n giri┼činden kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu gördü.

 

“Mecdelli Meryem ta┼č─▒n mezar─▒n giri┼činden kald─▒r─▒lm─▒┼č oldu─čunu gördü”. Ta┼č art─▒k mezar─▒n giri┼čini kapatmamaktad─▒r. Mecdelli Meryem hala olay─▒ anlam─▒┼č de─čildir. O hemen, görece─čimiz gibi, ta┼č─▒n d─▒┼čardan birisi taraf─▒ndan devrildi─čini dü┼čündü.

Devrilen ta┼č─▒ görerek, “Burada ta┼ča birilerinin el att─▒─č─▒n─▒” dü┼čündü. Ancak yan─▒lmaktad─▒r, ta┼č bu ┼čekilde devrilmemi┼č; mezar─▒n ta┼č─▒ d─▒┼čardan de─čil, içerden yeri de─či┼čtirilmi┼čtir.

Bu olay─▒n insanlarla alakas─▒ yoktu. Bu olay sadece “Ba┼čka Biri ile” alakal─▒yd─▒, sadece Tanr─▒’n─▒n kudreti ile alakal─▒yd─▒: Tanr─▒’n─▒n Mesih’i için, Tanr─▒’n─▒n O─člu ─░sa için olan sevgisinin kudreti vard─▒; o O─čul ki sonuna kadar kendi hayat─▒n─▒ sundu.

Hayatta kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m birçok iyi veya kötü olayda, bekledi─čimden farkl─▒ olan olaylarda suçu hemen, t─▒pk─▒ Mecdelli Meryem’in yapt─▒─č─▒ gibi, ba┼čkalar─▒n─▒n üzerine at─▒yorum. Mezar─▒n giri┼čini kapatan ta┼č─▒n d─▒┼čar─▒dan, olaya kar─▒┼čan biri taraf─▒ndan kenara itilmi┼č oldu─čunu dü┼čünüyorum. Sanki biri Tanr─▒’n─▒n planlar─▒n─▒ engellenmek istiyormu┼č gibi, sanki Tanr─▒’n─▒n benim için, Kilisesi ve dünya için haz─▒rlad─▒─č─▒ tarihine dokunmak istiyormu┼č gibi.

Asl─▒nda durum çok farkl─▒! ┼×ikayet etti─čim veya suçu ba┼čkalar─▒na att─▒─č─▒m olaylar, sadece Tanr─▒ taraf─▒ndan istenen veya izin verilen olaylar olabilir; bu olaylar arac─▒l─▒─č─▒yla O, bilgeli─čine göre, hayat─▒m─▒, hayat─▒m─▒z─▒, Kilisenin hayat─▒n─▒ yönetmek istiyor. O’nun bilgili─či bizim bilgili─čimizden daha büyük, daha ayd─▒nl─▒k, daha güzel bir bilgiliktir.

Dolay─▒s─▒yla e─čer bugün beklemedi─čim veya bekledi─čimden farkl─▒ bir durumla kar┼č─▒la┼čacak olursam, ┼čikayet etmeyece─čim, d─▒rd─▒rlanmayaca─č─▒m; bunun arkas─▒nda Tanr─▒’n─▒n eli olabilir, Rab’bin yeni bir projesi olabilir, pozitif ve büyük bir ┼čey olabilir, öyle bir ┼čey ki benim ve etraf─▒mda olanlar─▒n varl─▒─č─▒n─▒ de─či┼čtirebilir. Baba, bizlere olan sevgisi ile, çal─▒┼čmakta! Her ┼čeyden memnum olabilirim!

Mezar─▒n giri┼čini kapatan ta┼č─▒n kald─▒r─▒lmas─▒ belki d─▒┼čar─▒dan insanlar taraf─▒ndan de─čil, Rabbin eli taraf─▒ndan olabilirdi.

Dua etmeye devam edelim: nitekim beklenmedik olaylarda ya da aksiliklerde Rab’bin i┼čini görebilmek O’nun bize lütfudur.

Rab ─░sa, Dirili┼čini anlamam─▒z─▒ sa─čla!

Hayat─▒m─▒zda da Tanr─▒’n─▒n elinin çal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒, O’nun “içeriden mezar─▒n ta┼č─▒n─▒ kald─▒rd─▒─č─▒n─▒”, yani O’nun kendisi günlerimizi, hayat─▒m─▒z─▒, sevgi dolu bilgeli─činle yönetti─čini anlamam─▒z─▒ sa─čla.


7.

Ko┼čarak Mecdelli Meryem Simon Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde geldi. Onlara, «Rab’bi mezardan alm─▒┼člar, nereye koyduklar─▒n─▒ da bilmiyoruz» dedi.

“Ko┼čarak Mecdelli Meryem...”: Mecdelli Meryem geri dönüp mezardan uzakla┼č─▒yor; bir ┼čey gördü, bu ┼čeyden insanlar─▒ sorumlu tuttu; gördü─čünü haber vermeye gidiyor. Ama haberi kime verecektir? “Simon Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde geldi.”

Mecdelli Meryem neden onlara gitti?

Meryem, kararl─▒ bir ┼čekilde tam da bu iki ┼čakirde gitmi┼čti; onlarla birlikte orada ba┼čkalar─▒n─▒n olup olmad─▒klar─▒n─▒ bilmiyoruz. Ne olursa olsun ─░ncil Yazar─▒ bu detay─▒ bildirir. Ben, Mecdelli Meryem’in ko┼čarak Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde gitme nedenini ┼čöyle görüyorum: Meryem bu iki ┼čakirdin Hanna ve Kayfa’n─▒n avlusuna kadar gidip, ─░sa’y─▒ izlediklerini biliyordu. Nitekim ┼čakirtlerden sadece bu ikisi ─░sa u─čruna, kendileri için de tehlikeli olan o avluya girmeye cesaret ettiler. Bu avluda iki ┼čakirtten biri ─░sa’ya sad─▒k kalm─▒┼čt─▒, öbürü ise sadakatsiz olmu┼čtu.

Mecdelli Meryem bu iki ┼čakirde gidiyor.

Bizler de ço─ču kez Meryem gibi davrand─▒─č─▒m─▒zdan onun bu karar─▒n─▒ garipsedi─čimizi sanm─▒yorum. Birisiyle özel bir konu, yani bizim için önemli, hayat─▒m─▒z─▒ etkileyen bir haberi veya bize ac─▒ çektiren bir olay─▒ payla┼čmak istedi─čimizde kime ko┼čar─▒z? Kiminle konu┼čmaya gider, kimden yard─▒m arar─▒z? Bizler de Rab’le birlikte ac─▒ çekti─či ve ac─▒da, ba┼čar─▒s─▒zl─▒klarda da O’na sad─▒k kalan ki┼čilere seve seve ve tereddüt etmeden ba┼čvururuz. Biz de ac─▒ çekebildiklerini bildi─čimiz ki┼čilere gideriz: sadece bunlara yüre─čimizi açabiliriz.

Bu günü Rab’bin Dirili┼činin sevincini yüreklerimizde ta┼č─▒yarak ya┼čayal─▒m. Ayn─▒ zamanda ac─▒ çekti─čimizi bilmekten de sevinece─čiz, bizim Baba’ya ve ─░sa’ya hayat─▒m─▒z─▒ sunma yetene─čimizin olmas─▒ndan da mutlu oluyoruz. Ac─▒ çekti─čimiz olaylar─▒n, denenmede olan ba┼čka karde┼člerimize yard─▒m etmeye bizi yetenekli k─▒ld─▒─č─▒ndan eminiz.

Bizler ─░nanl─▒lar Toplulu─ču olan Kilise’de, birbirimize yard─▒m etmek için var─▒z. Birbirimize yard─▒mc─▒ oldu─čumuz için birbirimize karde┼č diyoruz. Yapabilece─čimiz en büyük yard─▒m, karde┼člerin ac─▒lar─▒n─▒ dinlemek; bu dinlememiz arac─▒l─▒─č─▒yla belki karde┼člerimize bir söz de─čil, ama bir gülü┼č, s─▒k─▒nt─▒lar─▒n─▒ payla┼čt─▒─č─▒m─▒z─▒ gösteren bir hareket, daha iyisi ─░sa’n─▒n haç─▒na bir yönlendirmeyi verebiliriz. Çünkü bak─▒┼člar─▒m─▒z─▒ haça çevirdi─čimizde dirili┼čin ümidini tadar─▒z. Geçen senelerde ya da geçen günlerde ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ac─▒lardan ┼čikâyetçi olmayal─▒m, çünkü onlar karde┼člerimize yard─▒mc─▒ olabilmemiz için bize iç kuvvet sa─člarlar.

Hayat─▒m─▒z─▒ Kilise ve insanlar için bir arma─čan k─▒lan Rabbimiz ─░sa’ya övgüler sunal─▒m.

8.

Ko┼čarak Simun Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde geldi (Mecdelli Meryem’den bahseder). Onlara...

Biraz da “─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirt” diye tan─▒mlanan di─čer ┼čakirde de─činelim.

Bu ┼čakirt, acayibimize gelse de, ─░ncil’de ad─▒ ile ça─čr─▒lmaz. Onun hakk─▒nda daima ┼čöyle yaz─▒l─▒d─▒r: “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt”. Biz de tüm ─░ncil ara┼čt─▒rmac─▒lar─▒ gibi, bu ┼čakirdin Yuhanna oldu─čunu dü┼čünüyoruz. Fakat yine de kendimize ┼ču soruyu yöneltmeden edemiyoruz: neden o ismini hiç bir zaman kullanm─▒yor? Ben bunun çok güzel ve derin bir anlam─▒ oldu─čuna inan─▒yorum, bir anlam ki bize de dokunuyor: ─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt, ┼čakirtlerden herhangi biridir. ─░sa’n─▒n herhangi bir gerçek ┼čakirdi Ö─čretmeninin ve Rab’binin sevgisinin tad─▒na var─▒r.

“─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt”, Rab taraf─▒ndan sevildi─činin fark─▒nda olan ┼čakirttir. ─░lk olarak kendisi sevmedi─či, sevilmeyi hak etmedi─či halde Rab taraf─▒ndan sevildi─čini fark eder ve Rab taraf─▒ndan kendisine gelen bu sevgiden her defas─▒nda ┼ča┼čk─▒nl─▒k duyar. Nitekim Rab’bin ba─č─▒┼člad─▒─č─▒ sevginin tamamen kar┼č─▒l─▒ks─▒z oldu─čunu fark eder, çünkü ─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt de günahkâr bir ┼čakirttir; az veya çok o da sadakatsizdir, Ö─čretmeninin ö─čretilerine ve örneklerine tamamen uymuyor. Bunun için de kendisinin sevilmesine ┼ča┼č─▒r─▒r ve ┼čöyle der: “ Ben bu sevgiyi hak etmiyorum; ben buna lây─▒k de─čilim! Rab’bin bu sevgisini hak etmek için ne yap─▒yorum? Buna ra─čmen O beni o kadar çok seviyor, benim u─čruma kendi hayat─▒n─▒ veriyor! O, bu dünyada hiçbir zaman kendisini dü┼čünmüyor, tersine benim u─čruma Baba’ya itaat etmeyi dü┼čünüyor.

─░┼čte “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt” kimdir? O’nun her gerçek ┼čakirdidir; “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt” Rab’be dikkat etmek isteyen, Rab ─░sa’dan ald─▒─č─▒ sevgiye cevap vermek isteyen ┼čakirttir. O halde “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt” ben de olurum, sen de olursun. Bunu dü┼čün, “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt” olabilirsin...

Birisi sana,“Karde┼čim, ─░sa seni seviyor!” derse ┼ča┼č─▒r─▒r m─▒s─▒n? Belki de bunu sana hiç kimse söylemedi; peki, bana izin ver ki bugün ben sana bunu söyleyeyim: “─░sa seni seviyor, sana de─čer veriyor, seni dinliyor, sana bak─▒yor, seni gözetiyor; nitekim senin hayat─▒na hangi ┼čekilde girebilece─činin yollar─▒n─▒ ar─▒yor, bugün sana neler verebilece─čini dü┼čünüyor. ─░sa seni gerçekten seviyor, bu yetmez, daha çok ┼čey var: O, senin arma─čanlar─▒na, senin yeteneklerine o kadar çok de─čer veriyor ki onlar─▒ kendisi için kullanmay─▒ sana sormay─▒ dü┼čünüyor.

Karde┼čim, sen de “─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirtsin”. ─░sa sana hayat─▒n─▒, ne┼česini, huzurunu veriyor ve seni sevdi─činden dolay─▒ da senden bir ┼čey istiyor; bugün de biraz kendisi için yorulman─▒ istiyor. Nitekim, bir ki┼činin en büyük sevgisi hangisidir? O sevgi ki benden yorulmam─▒ istiyor. Çünkü böyle bir sevgi bana olan güven ve gerçek sevgini gösteriyor.

─░sa seni seviyor; bugün senden, biraz ya da hatta tamamen, O’na kendini vermeni isteyecek.

Rab ─░sa, bizi sevdi─čin için sana te┼čekkür ederiz! Senin sevgin daima yeni, dolu ve büyük, hayal bile edemeyece─čim bir sevgidir! Bu sevgin için sana ┼čükrediyoruz!

9.

Ko┼čarak Mecdelli Meryem Simun Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde geldi. Onlara, «Rab’bi mezardan alm─▒┼člar, nereye koyduklar─▒n─▒ da bilmiyoruz» dedi.

─░┼čte Mecdelli Meryem, kendi içini açmak için seçti─či iki ┼čakirde bu haberi ta┼č─▒yor: “Rab’bi mezardan alm─▒┼člar”. Meryem mezar─▒n giri┼čini kapatan ta┼č─▒n kalkmas─▒n─▒n Tanr─▒’n─▒n Eli’nin i┼či oldu─čunu anlamam─▒┼čt─▒; bu i┼čareti bir soygun gibi, büyük bir sayg─▒s─▒zl─▒k gibi alg─▒lam─▒┼čt─▒; ┼čimdi iki ┼čakirde bu suçlamayla gidiyor, bir suçu ihbar ediyor: “Rab’bi mezardan alm─▒┼člar”. Meryem bu ihbar─▒ yaparken, kafas─▒na birçok ki┼či hakk─▒nda kötü dü┼čünceler ü┼čü┼čmekte, ama böyle bir suçu kimin i┼čledi─čini bilememekte, h─▒rs─▒z─▒n, suçlunun bir yüzü yoktur... Meryem kötü ┼čeyler dü┼čünüyor, yüre─činde suçluluk duygusu var.

“Nereye koyduklar─▒n─▒ bilmiyoruz”, sadece o de─čil, di─čerleri de bilmiyorlar: Meryem di─čerlerinin de kendisi gibi dü┼čündüklerinden emindir.

┼×a┼č─▒rtan ┼čey ┼čudur ki: en büyük anlardan birinde, en önemli olay olunca Mecdelli Meryem bu tavr─▒n─▒ içinde tutar, tam da Rab ─░sa’n─▒n tarihi de─či┼čtiren dirili┼č an─▒nda. Peki, tam o anda Mecdelli Meryem birini suçlamak üzeredir; neden?

─░lk olarak Adem Havva’y─▒ suçlamaya ba┼člad─▒, biz de ayn─▒ ┼čekilde devam ediyoruz. Anlamad─▒─č─▒m─▒z bir olay ya┼čad─▒─č─▒m─▒zda hemen parma─č─▒m─▒z─▒ uzat─▒p birilerini suçluyoruz.

“Her zaman” Tanr─▒’n─▒n parma─č─▒n─▒, Tanr─▒’n─▒n Eli’nin i┼čini, bana olan sonsuz sevgisini görmeye çal─▒┼čaca─č─▒m öyle ki karde┼člerim hakk─▒nda daima iyi dü┼čünebilece─čim, kimseyi suçlamayaca─č─▒m. Biri yüzünden gerçekten ac─▒ çekmem gerekse bile, onu suçlamayaca─č─▒m: bunun yerine insanlar─▒ ┼čeytandan korumak istiyorum: çünkü o, karde┼člerimizi sürekli suçlar. Kendimi Tanr─▒’n─▒n ellerine teslim etmeye çal─▒┼čaca─č─▒m: O’ndan beni savunmas─▒n─▒ bekleyece─čim... Belki de, Tanr─▒’n─▒n kendisi benim ö─črenebilmem, daha çok sevebilmem ve hayat─▒m─▒ daimi bir sevgi hareketine dönü┼čtürebilmem için bu s─▒k─▒nt─▒lara izin veriyor.

Rab ─░sa, sana ┼čükürler olsun! Sen bizleri suçlamaz, sen bizi seversin. En büyük ac─▒nda dahi sen kimseyi suçlamad─▒n; sen bizleri sevmeye devam ettin.

Sana ┼čükrediyoruz ve bu Kutsal Ruhun’u senden diliyoruz.

Te┼čekkürler, Rab ─░sa!

10.

Ko┼čarak Simon Petrus’a ve ─░sa’n─▒n sevdi─či öbür ┼čakirde geldi. Onlara, «Rab’bi mezardan alm─▒┼člar, nereye koyduklar─▒n─▒ da bilmiyoruz» dedi. Bunun üzerine Petrus’la öteki ┼čakirt d─▒┼čar─▒ ç─▒k─▒p mezara yöneldiler. ─░kisi birlikte ko┼čuyordu. Ama öteki ┼čakirt Petrus’tan daha h─▒zl─▒ ko┼čarak mezara önce vard─▒.

“Petrus’la öteki ┼čakirt d─▒┼čar─▒ ç─▒kt─▒”: Meryem’in bu haberi üzerine Petrus ve öteki ┼čakirt ┼ča┼č─▒r─▒yorlar; ona inan─▒yorlar ve ko┼čuyorlar, görmeye gidiyorlar, meydana gelen olay─▒ kendileri görmek, anlamak istiyorlar: ku┼čkusuz bu, hem garip bir ┼čey, hem de yeni bir ┼čey.

Ko┼čarak yola koyuluyorlar, tabii ki ko┼čarken kimin daha genç ya da daha h─▒zl─▒ oldu─ču ortaya ç─▒kar: “öteki ┼čakirt” genç oland─▒r. Petrus daha sonra var─▒r!

─░ki ┼čakirdin bu ko┼čmas─▒ bana, çekici bir ┼čeyle kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒zda, nas─▒l da merakla, durup dü┼čünmeden, dua etmeden, Rab’bin ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ dilemeden, O’na bizler için iyi olan─▒n ne oldu─ču konusunda dan─▒┼čmadan ko┼čmam─▒z─▒ hat─▒rlat─▒yor; nas─▒l da aceleci bir ┼čekilde kendimizi olaylar─▒n ak─▒┼č─▒na b─▒rak─▒r─▒z. Bir haberi duyuyoruz ve durmadan ko┼čuyoruz, dolay─▒s─▒yla da gereksiz bir sürü i┼č yap─▒yor, sonucu olmayan ┼čeyler için yoruluyoruz.

Petrus ve öteki ┼čakirdin mezara do─čru bu ko┼ču┼člar─▒n─▒n bo┼čuna oldu─čunu söylemiyorum, ku┼čkusuz bu davran─▒┼člar─▒ Rab’be olan sevgilerinin bir göstergesiydi, fakat içgüdüsel bir hareketti. Belki de, böyle davranmasalard─▒, ┼ča┼č─▒r─▒rd─▒k. Yine de bu olay bo┼čuna yapt─▒─č─▒m─▒z tüm i┼čleri dü┼čünmeme sebep oluyor.

Rab’be dan─▒┼čmadan, yapaca─č─▒m─▒z i┼člerin gerçekten Rab’bin iste─či olup olmad─▒─č─▒n─▒ aram─▒zda tart─▒┼čmadan, oraya buraya ko┼čturup duruyoruz. Duydu─čumuz haberlerde ve ya┼čad─▒─č─▒m─▒z olaylarda Tanr─▒’n─▒n Eli’nin i┼činin, bizlere ve tüm insanl─▒─ča olan sevgisinin var oldu─čunu görmek için birbirimize yard─▒m etmiyoruz: e─čer böyle davran─▒rsak, yürümemiz daha rahat olacakt─▒r, kat─▒l─▒m─▒m─▒z gerçekten daha dikkatli, daha haz─▒rl─▒kl─▒ olacakt─▒r.

Bu gün bu ┼čekilde, yani acelesiz bir ┼čekilde, i┼čimizi ve sorumluluklar─▒m─▒z─▒ yerine getirmek istiyoruz; onlar─▒ Tanr─▒’n─▒n ça─čr─▒s─▒na bir cevap olarak gerçekle┼čtiriyoruz; onlar─▒ O’nun Ruhu’yla tamaml─▒yoruz: O’nun Ruhu acelecilik de─čil, bilgelik ve sevginin Ruhu’dur. 

Herhangi bir i┼če, harekete, günlük görevlerimize de ba┼člamadan önce Rab’bin önünde bir dakika duruyoruz, O’na,

“Rab, bana ─▒┼č─▒─č─▒ ve sevgiyi ver ki bu i┼či sadece tamamlam─▒┼č de─čil, senin Kutsal Ruhun ile tamamlam─▒┼č olay─▒m; bu davran─▒┼č─▒m─▒n senden gelen sevgiyi ta┼č─▒mas─▒n─▒ sa─čla” diyoruz.

11.

Bunun üzerine Petrus’la öteki ┼čakirt d─▒┼čar─▒ ç─▒k─▒p mezara yöneldiler. ─░kisi birlikte ko┼čuyordu. Ama öteki ┼čakirt Petrus’tan daha h─▒zl─▒ ko┼čarak mezara önce vard─▒. E─čilip içeri bakt─▒, keten bezleri orada serili gördü, ama içeri girmedi.

Burada durup biraz bakal─▒m. Daha h─▒zl─▒ olan öteki ┼čakirt e─čilerek yerde duran kefeni gördü, ama içeri girmedi. Bu sözler bizim için bu gün ne anlam ta┼č─▒yabilir?

“Keten bezleri orada serili gördü”: Petrus’la birlikte ko┼čmu┼č olan di─čer ┼čakirt bir ┼čeyler görüyor. Keten bezleri yerde, hem de ortada ceset yokken görmesi hiç ku┼čkusuz ┼čakirdin akl─▒nda ve kalbinde bir sürü soru uyand─▒r─▒r. Bir ┼čeyler olmu┼čtu. Bu ┼čakirt rahats─▒z olmuyor ve cesaretini kaybetmiyor, belki yüre─činde ─░sa’n─▒n ölmeden önceki vaatleri canlan─▒yor: “üçüncü gün dirilece─čim”; ┼čakirt bu vaatlere göre dü┼čünmeye ba┼čl─▒yor.

Ayr─▒ca bu havari mezara ilk olarak varmas─▒na ra─čmen içeri bak─▒yor, ancak girmiyor. ─░lk ad─▒m─▒ Petrus’a b─▒rak─▒yor. Bu, büyük bir ruhsal gücün ve alçakgönüllülü─čün i┼čaretidir. ─░lk varan ┼čakirt birinci olmak istemiyor. Daha h─▒zl─▒ ko┼čan ┼čakirt ilk ad─▒m─▒ ─░sa taraf─▒ndan özel bir göreve atanm─▒┼č olan Petrus’a b─▒rak─▒yor: ilk olma görevi Petrus’a verildi. Di─čer havarileri yöneltme ve destekleme görevi, Simun Petrus’a verildi. Bunun için Petrus’la ko┼čan ┼čakirt, ona öncelik veriyor ve ilk ad─▒m─▒ ona b─▒rak─▒yor. 

─░sa taraf─▒ndan sevilmi┼č olan ┼čakirdin bu “itaatti” güzel bir davran─▒┼čt─▒r; birinci olmaktan gurur duymuyor ve ba┼čkas─▒na emanet edilmi┼č bir yere sahip ç─▒kmak istemiyor: alçakgönüllü ve kuvvetlidir, iradesini kontrol alt─▒nda tutabilme yetene─čine sahiptir. Böyle davranmak yerine “ilk ben vard─▒m, o halde içeri girmek benim hakk─▒m” demeye elbette ayart─▒labilirdi. Fakat öyle olmad─▒; o alçakgönüllüdür ve kendi yerinin neresi oldu─čunu bilir. Bacaklar─▒ Petrus’unkilerden daha kuvvetli olmas─▒na ra─čmen ‘ikinci’ kalmay─▒ bilir. 

─░ki ┼čakirdin ko┼čmas─▒, birinin önce var─▒p di─čerini beklemesi sahnesi çok güzel bir tasvirdir: biz H─▒ristiyanlar─▒, aram─▒zdaki ili┼čkileri gözden geçirmeye yönlendiriyor. ─░çimizdeki kibirden dolay─▒ çok bo┼č övgülerin pe┼činden ko┼čuyoruz ve ilk oldu─čumuzu dü┼čünüyoruz. Halbuki ─░sa’n─▒n ö─čretisi ┼čudur: “Birinci olmak isteyen, herkese hizmet etsin. Herkesin sonuncusu olsun”. “Herkesin sonuncusu olsun”: bu Rab’bin ö─čretisidir, ve O’nun taraf─▒ndan sevilmi┼č oldu─čunu bilen ┼čakirt kendi ö─čretmeninin ö─čretilerine itaat eder. Dolay─▒s─▒yla, o ┼čakirdin ilk ad─▒m─▒ atmay─▒ Petrus’a b─▒rakt─▒─č─▒n─▒ görüyoruz ve bu nedenle biz de bugün kimsenin önüne geçmek istemeden ya┼čamak istiyoruz.

Ay─▒rt edebilme yetene─čimiz ba┼čkalar─▒n─▒nkinden daha iyi, onlardan daha önce iman edebilmemiz bir gerçeklik olsa da, geride kalmay─▒, karde┼čimizin bizden önce varmas─▒na izin vermeyi bilece─čiz. Tabii bunu yapmak kolay de─čil, çünkü yüre─čimizdeki ayartmalar büyüktür, ama bunu yapmak imkâns─▒z da de─čildir. Kutsal Ruh’un lütfu bizleri geride kalmaya, ikinci olmaya, yetkin k─▒lacak. Ayr─▒ca Kutsal Ruh’un lütfu, bizim ikincili─či seçmemizi cömertlikle ödüllendirip, bizleri ahenk, birlik ve sevginin araçlar─▒ k─▒lacakt─▒r.

Bu davran─▒┼č ailelerimizde, kar─▒-koca aras─▒nda, karde┼čler, ebeveynler ve çocuklar─▒ aras─▒nda ne kadar önemli ve ne kadar güzel! Bu davran─▒┼č ilahi bir davran─▒┼čt─▒r, Rab’bin lütfundan gelen bir davran─▒┼čt─▒r; O’ndan bunu diliyoruz: 

“Kutsal Ruh, kudretinle yüre─čime gir ki karde┼čime ilk ad─▒m─▒ b─▒rakabileyim, geride kal─▒p, ba┼čkalar─▒n─▒n arkas─▒na kendimi koymaya cesaret edebileyim. Bu duay─▒ dinledi─čin için, te┼čekkürler, Kutsal Ruh! Senden diledi─čimiz, bizleri u─črumuza dirilmi┼č olan Rab ─░sa’ya benzer k─▒l─▒yor”.

12.

Ard─▒ndan Simun Petrus geldi ve mezara girdi. Orada serili duran bezleri ve ─░san─▒n ba┼č─▒na sar─▒lm─▒┼č olan mendili gördü. Mendil, keten bezlerle birlikte de─čildi, ayr─▒ bir yerde dürülmü┼č duruyordu. O zaman mezara ilk varan öteki ┼čakirt de içeri girdi. Olanlar─▒ gördü ve iman etti.

─░ki havari, ─░sa’n─▒n mezar─▒na do─čru yorucu bir ko┼ču sonras─▒nda nihayet içeri giriyorlar ve orada ne yap─▒yorlar? Sade ve basit bir ┼čekilde aç─▒klamaya çal─▒┼č─▒rsak, ┼čöyle diyebiliriz: görüyorlar. Petrus görüyor, di─čer ┼čakirt ‘görüyor’. Bezleri görüyorlar, ─░sa’n─▒n ba┼č─▒na sar─▒lm─▒┼č olan mendili ve kefeni görüp, nas─▒l konduklar─▒ gözlemliyorlar. Fakat bu gözlem onlar─▒n kalplerinde yeni bir hayat ba┼člat─▒yor. ─░ncil Yazar─▒ “─░man etti” diyor. Bu kelime Yunanca metinden ┼ču ┼čekilde tercüme edilebilir “inanmaya ba┼člad─▒”, yani Tanr─▒’ya güvenmeye ba┼člad─▒. Tanr─▒ taraf─▒ndan ilan edilmi┼č olan ve ─░sa’n─▒n onlara söyledi─či “üçüncü gün dirilece─čim” sözlerinin gerçekle┼čmesinin mümkün oldu─čuna inanmaya ba┼člad─▒. “O anda gördü ve iman etti”: bu iman, gördükten sonra do─čar. O halde bu “görmenin” anlam─▒ nedir? Onlar bir mucize görmediler, herhangi bir ┼čeyin oldu─čunu görmediler: yaln─▒zca bezleri gördüler. Söyleyebiliriz ki, özel bir ┼čey görmediler. Fakat bu ‘görme’ onlar─▒n yüreklerinin ve ak─▒llar─▒n─▒n Tanr─▒’n─▒n i┼čini inceleyip, hayatlar─▒n olaylar─▒n ba┼čoyuncusu olarak Tanr─▒’y─▒ kabul etmeye art─▒k haz─▒r oldu─čunu gösterir.

Gün boyunca çok ┼čeyler ‘görüyoruz’: olaylar─▒n nas─▒l gerçekle┼čti─čini görüyoruz, Tanr─▒’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n küçük, sade ve basit, fakat ayn─▒ zamanda aç─▒k olan i┼čaretlerini görüyoruz. Ancak bu i┼čaretleri, yüre─čimiz onlar─▒ görmeye haz─▒r oldu─ču zaman, Tanr─▒’n─▒n tarihe müdahale etti─čini kabul etti─čimiz zaman ‘görebiliriz’. Tanr─▒’y─▒ uzakta olan bir Tanr─▒ olarak de─čil, ama insanlar─▒n dostu olan, Tanr─▒ Baba olarak kabul etti─čimiz zaman, ‘görebiliriz’. Görebilmek büyük bir lütuftur, çünkü görmekle iman büyür, iman etme artar. Bu ┼čakirtler gördüler ve iman etmeye ba┼člad─▒lar.

Bugün birçok ┼čey ve olay görece─čiz. Gördü─čümüz her olay─▒n daha da ilerisini görmeye çal─▒┼čaca─č─▒z: bu ┼čekilde kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z olaylar─▒n içinde ve arkas─▒nda Tanr─▒’n─▒n elini fark edebiliriz. O anda iman─▒m─▒z─▒n artt─▒─č─▒n─▒n, güçlendi─činin ve sabit bir hale geldi─činin fark─▒na varaca─č─▒z.

Rab ─░sa, bak─▒┼člar─▒m─▒z─▒ ar─▒t. Öyle ki olaylar─▒ yaln─▒zca görmekle kalmay─▒p, onlar─▒n arac─▒l─▒─č─▒yla senin i┼čini görebilelim, seni görebilelim. ─░man─▒m─▒z─▒ basit ve sade araçlarla büyüttü─čün için sana te┼čekkür ederiz: iman─▒m─▒z─▒ güçlendirerek bizleri karde┼člerimiz için bir destek k─▒lars─▒n.

Rab ─░sa, bizlerin u─čruna dirildi─čin için, te┼čekkürler!


13.

O zaman mezara ilk varan öteki ┼čakirt de içeri girdi. Olanlar─▒ gördü ve iman etti. ─░sa’n─▒n ölümden dirilmesi gerekti─čini belirten Kutsal Yaz─▒’y─▒ henüz anlamam─▒┼člard─▒. Bundan sonra ┼čakirtler yine evlerine döndüler.

Bu iki ┼čakirt, Petrus ve ─░sa’n─▒n sevdi─či ┼čakirt, inanmaya, yani Tanr─▒’ya güvenmeye ba┼člad─▒ktan sonra, eve dönüyorlar. Ben bu eve dönü┼čün derin bir sessizlikte, iç ve d─▒┼č bir sessizlikte gerçekle┼čti─čine inan─▒yorum. Bana göre, iki ┼čakirt olay─▒ ba┼čkalar─▒na anlatmay─▒ dü┼čünmemi┼člerdi bile, çünkü büyük bir ┼čeyler oldu─čunun, Tanr─▒ taraf─▒ndan yap─▒lm─▒┼č bir olay oldu─čunun fark─▒na vard─▒lar veya fark─▒na varmaya ba┼čl─▒yorlar; bunun üzerinde dü┼čünmeye ba┼čl─▒yorlar.

Kutsal Yaz─▒lar─▒n ─▒┼č─▒─č─▒nda gördükleri olaylar─▒ dü┼čünmeye ba┼čl─▒yorlar. ─░ncil Yazar─▒ Yuhanna “Kutsal Yaz─▒’y─▒ henüz anlamad─▒klar─▒n─▒” aç─▒kça belirtmektedir. Kalplerinde ve ak─▒llar─▒nda hâlâ Kutsal Yaz─▒lar─▒ anlamada yetersizlikleri vard─▒. Belki de Kutsal Yaz─▒lar─▒ uzun bir süre sonra, gelecekte ve uzak bir diyarda gerçekle┼čecek olan, kendi hayatlar─▒na dokunmayan bir olay gibi okuyorlard─▒. Ancak ┼čimdi bu iki ┼čakirt Kutsal Yaz─▒lar içinde söylediklerinin ve yazd─▒klar─▒n─▒n kendi hayatlar─▒na ait oldu─čunun fark─▒na varmaya ba┼čl─▒yorlar; Kutsal Yaz─▒lar─▒n tam hayatlar─▒na, kendi günlerine dokundu─čunun fark─▒na varmaya ba┼čl─▒yorlar. O zaman Kutsal Yaz─▒lar─▒ anlamaya ve onlar─▒ gerçek bir ┼čekilde dinlemeye haz─▒rlayan bir sessizlik do─čar.

Biz Yazarlar─▒n birkaç metnini dinledik ve her pazar günü dinliyoruz; sen muhtemelen her gün Yazarlar─▒n birkaç sayfas─▒n─▒ okuyup onlar─▒n üzerinde dü┼čünüyorsun; bunun için Kutsal Yaz─▒lar─▒ tan─▒yoruz veya en az─▒ndan onlar─▒ tan─▒d─▒─č─▒m─▒z─▒ zannediyoruz.

Ancak Kutsal Yaz─▒lar çok farkl─▒ ┼čekillerde okunabilir; bunlardan baz─▒lar─▒ bizleri iman ve sevgide geli┼čtiriyorlar, baz─▒lar─▒ ise sadece büyüklük tasam─▒z─▒, her ┼čeyi bilme gururumuzu büyütüyorlar: “Ben Kutsal Yaz─▒lar─▒ tabii ki okuyorum”!

Kutsal Yaz─▒lar─▒ nas─▒l okumal─▒?

O günkü olan olay ile, hayat─▒m─▒zda geçirdi─čimiz olaylar aras─▒nda ba─člant─▒ kurarak Kutsal Yaz─▒lar─▒ okumal─▒y─▒z, öyle ki bizi ayd─▒nlats─▒nlar. Peki, Kutsal Yaz─▒lar hayat─▒m─▒z─▒n olaylar─▒na nas─▒l bir ─▒┼č─▒k verirler? Sadece bu ─▒┼č─▒─č─▒: hayat─▒m─▒z─▒n olaylar─▒nda Tanr─▒’n─▒n kendisi çal─▒┼č─▒r. Varl─▒─č─▒m─▒z Baba’n─▒n ellerindedir, dolay─▒s─▒yla hayat─▒m─▒z─▒n olaylar─▒nda ─░sa’y─▒ ölüler aras─▒ndan dirilten Tanr─▒’n─▒n sevgisini okumaya ba┼člar─▒z. O zaman en zor olaylar ve bize çok ac─▒ çektiren olaylar bile ─▒┼č─▒kl─▒ olur. Bu olaylarda da, Kutsal Yaz─▒lar─▒n ─▒┼č─▒─č─▒nda, Rab’bin sevgisini görebiliriz; bu ─▒┼č─▒k olmasa, bu sevgi sonuna kadar sakl─▒ kalacakt─▒.

O halde Kutsal Kitab─▒ eline al─▒p okumaya devam et ama Tanr─▒’n─▒n Sözleri arac─▒l─▒─č─▒yla bilmede büyümek için kayg─▒lanma; tersine Sözün ya┼čad─▒─č─▒n günü ayd─▒nlatmas─▒ için çal─▒┼č; Tanr─▒’n─▒n Söz’ünün O’na olan sevgin için ve O’nu tan─▒mana destek olmas─▒ için çal─▒┼č!

 

O zaman ne olacak? Kalbinde sevmeye büyük bir güç bulacaks─▒n, Tanr─▒’n─▒n kendisinde, sevme gücünü bulacaks─▒n.

 

14.

 

Meryem ise mezar─▒n d─▒┼č─▒nda durmu┼č a─čl─▒yordu. A─člarken e─čilip mezar─▒n içine bakt─▒. Beyazlara bürünmü┼č iki melek gördü; biri ─░san─▒n cesedinin yatt─▒─č─▒ yerin ba┼čucunda, öteki ayakucunda oturuyordu.

 

Mezar─▒n yan─▒nda, d─▒┼č─▒nda, gözya┼člar─▒ içinde duran Meryem’i yine gözlüyoruz. Meryem a─člamaya devam ediyor; ac─▒ çekiyor; o, Rab’bin bedenini ar─▒yordu, ona balsam sürmek istiyordu, ama Rab’bin bedeni art─▒k orada de─čil; Meryem Rab’bi için arzu etti─čini yapamaz; onun cesedine sayg─▒ göstermeyi çok istiyordu, fakat bunu yapam─▒yor. Kim bilir Rab’bin bedeni nerededir?

Meryem a─čl─▒yor; Meryem’in a─člamas─▒n─▒ sevgiden gelen bir a─člama gibi görüyoruz, Rab’be ta┼č─▒d─▒─č─▒ bir sevgi i┼čareti oldu─čunu san─▒yoruz, ama e─čer bu a─člamay─▒ daha iyi incelersek, Meryem’in imans─▒zl─▒─č─▒n─▒n i┼čareti oldu─čunu anl─▒yoruz. Meryem Kutsal Yaz─▒lar─▒ anlamam─▒┼č ve ─░sa’n─▒n söyledi─či sözlere dikkat etmemi┼čtir; ─░sa ┼čöyle demi┼čti: “E─čer beni sevseydiniz, Baba’ya gitti─čim için sevinirdiniz”.

Meryem, ─░sa böyle dedi─či halde, hala a─člamaktad─▒r. ─░sa’n─▒n Baba’ya dönmesi onu sevindirmiyor. Bu, onun Rab ─░sa’y─▒ sevmedi─činin bir i┼čaretidir; O’nun u─čruna hayat─▒n─▒ vermeye hala haz─▒r de─čil, O’nun yapt─▒─č─▒n─▒ yapmaya hala haz─▒r de─čil, çünkü O’nu sevmiyor. Meryem’in a─člamas─▒, kendi bencilli─činin bir i┼čaretidir: böyle diyebiliriz; bu bencillikten dolay─▒, kendisinin herkesin bak─▒┼člar─▒n─▒n merkezi oldu─čunu san─▒yor. ─░sa Meryem için orada olmas─▒ gerekirdi. E─čer ─░sa’n─▒n bedeni orada var olsayd─▒ ve Meryem, mezara geli┼č amac─▒n─▒ gerçekle┼čtirebilseydi, bu ┼čekilde a─člamayacakt─▒. Meryem’in gözya┼člar─▒ bizler için çok büyük bir anlam ta┼č─▒r. ─░ncil Yazar─▒’n─▒n bunu belirtmesi büyük bir lütuftur, çünkü bu bo┼č gözya┼člar─▒n─▒n ─▒┼č─▒─č─▒nda kendi a─člay─▒┼člar─▒m─▒z─▒ anlayabiliriz.

Dirilmi┼č Rab’bin sevincinde ya┼čamam─▒za ra─čmen hâlâ H─▒ristiyanlar─▒n yüre─činde çok a─člama devam ediyor; bu a─člama “─░sa’n─▒n Dirili┼čine inanm─▒yorum. Tanr─▒’n─▒n Babam olabilece─čine inanm─▒yorum. ─░nanm─▒yorum...” demektir. Bu a─člama iman etmedi─čimizi, Kutsal Yaz─▒lar─▒ yeterince okuyamad─▒─č─▒m─▒z─▒, ─░sa’n─▒n sözlerine inanamad─▒─č─▒m─▒z─▒, Tanr─▒’n─▒n i┼čine dikkat edemedi─čimizi gösterir. Gözya┼člar─▒m─▒z s─▒k s─▒k gurur i┼čaretidir, içimizde bir türlü fark─▒na varamad─▒─č─▒m─▒z bir bencilli─čin hüküm sürdü─čünü gösteriyor.

Tabii ki, a─člaman─▒n yasak oldu─čunu söylemiyoruz, hatta bazen bir lütuf bile olabilir, ancak önemli olan gözya┼člar─▒m─▒z─▒n aras─▒nda bak─▒┼člar─▒m─▒z─▒ ve akl─▒m─▒z─▒ ─░sa’ya ve sözlerine yönlendirmektir, O’nun vaadini hat─▒rlamak, sadece O’nun tüm dünyan─▒n gerçek sevinci oldu─čuna inanmak. E─čer ─░sa’ya böyle bakarsak, gözya┼člar─▒m─▒z kurumaya ba┼člayacak ve böylece karde┼člerimizin gözya┼člar─▒n─▒ da iman ve Rab’bin sevgisinin sözleri ile kurutabilece─čiz.

Bugün a─člaman─▒n sebeplerine bakman─▒ istiyorum: hepsini Tanr─▒’n─▒n ellerine b─▒rak! Ku┼čkusuz a─člamak için sebeplerin vard─▒r, fakat bugün sevincinin sebebine bak: ─░sa dirildi ve O’nun dirili┼či hayat─▒m─▒za yeni bir yön veriyor: sevgi yönü! Bize ac─▒ veren ┼čeyleri bile Baba’ya alçakgönüllülükle gösterip onlar─▒ O’na mükemmel bir sevginin i┼čareti olarak sunabiliriz. O zaman a─člamak yerine ─░sa Baba’ya gitti─či için sakinle┼čece─čiz ve sevinmeye ba┼člayaca─č─▒z.

 

Rabbimiz Mesih ─░sa’ya te┼čekkür ederiz: ölümü ve dirili┼čiyle hayat─▒m─▒za yeni bir anlam kazand─▒r─▒p, ac─▒lar─▒m─▒za yeni bir boyut verdi. Art─▒k s─▒k─▒nt─▒lar─▒m─▒z ölümün bir i┼čareti de─čil, yeni bir ya┼čam─▒n, dirilmi┼č olarak yeni bir ya┼čam─▒n ba┼člang─▒c─▒ ve garantisi oluyor.

 


15.

 

Meryem ise mezar─▒n d─▒┼č─▒nda durmu┼č a─čl─▒yordu. A─člarken e─čilip mezar─▒n içine bakt─▒. Beyazlara bürünmü┼č iki melek gördü; biri ─░sa’n─▒n cesedinin yatt─▒─č─▒ yerin ba┼čucunda, öteki ayakucunda oturuyordu. Meryem’e, «Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun?» diye sordular.

 

Meryem a─člayarak mezara bakarken göksel bir görüntü görür, ancak a─člamaktan gördüklerinin göksel bir görüntü oldu─čunun fark─▒na dahi varamamaktad─▒r. Mecdelli Meryem ne görmektedir? Beyazlara bürünmü┼č iki melek; biri ─░sa’n─▒n cesedinin yatt─▒─č─▒ yerin ba┼čucunda, öteki ayakucunda.

Bu görüntü çok i┼čaret ta┼č─▒r.

Her ┼čeyden önce meleklerin beyazlara bürünmü┼č olmas─▒n─▒n ibrani kültürü için, ve bu yüzden Meryem için de, anlam─▒ çok aç─▒kt─▒r: beyaz, zaferin i┼čaretidir. O halde beyazlar giymi┼č olan bu iki melek bir bildiridir: tamamlanm─▒┼č ve aç─▒k olan bir zaferin habercisidirler.

Ayr─▒ca, melekler oturmaktalar: ne Meryem gibi ayakta duruyorlar, ne de diz çöküyorlar; onlar oturuyorlar. Bu durumlar─▒n─▒n da bir anlam─▒ vard─▒r: oturmak, dinlenmeyi, gerçekle┼čtirilmesi gereken görevin tamamlanm─▒┼č olmas─▒n─▒ i┼čaret eder. Oturmu┼č olan melekler Meryem’e bu haberi veriyorlar: zaferin eseri tamamlam─▒┼čt─▒r; ┼čimdi dinlenme zaman─▒d─▒r.

Bu melekler nerede oturuyorlar? Tamamen Meryem’in gözetti─či yerde oturuyorlar: oraya Rab ─░sa’n─▒n bedeni koyulmu┼čtu; Meryem bu yere a─člayarak bak─▒yor, çünkü beden art─▒k orada de─čil. Melekler tam olarak orada oturuyorlar. Zaferin ve dinlenmenin haberi tam olarak o yerden geliyor. Bu haber sevinç ve mükemmellik dolu bir haberdir.

Meryem bu haberi al─▒yor, bu melekleri görüyor, onlar─▒n elbiselerin beyaz oldu─čunu görüyor, onlar─▒n bulundu─ču yeri görüyor, onlar─▒n oturmalar─▒n─▒ da görüyor. Meryem görüyor, fakat hala anlam─▒yor.

Tanr─▒’n─▒n bizlere ula┼čan mesajlar─▒ çok aç─▒k, çok sade, çok komple olabilir, buna ra─čmen bizim onlar─▒ hala görmememiz mümkün: anlam─▒yoruz, kabul etmiyoruz, bize mesaj─▒ veren ki┼či ile, bizimle konu┼čmak isteyen ki┼či ile birlik olam─▒yoruz.

Meryem’in mesaj─▒ almas─▒n─▒ engelleyen nedir? ─░ncil’in bildirisine dayanarak, engelin kendi gözya┼člar─▒, içine kapan─▒kl─▒─č─▒, bir fikre tak─▒l─▒p kalm─▒┼č olmas─▒, yapmay─▒ istedi─či bir ┼čeyi yapamam─▒┼č olmas─▒ oldu─čuna inan─▒yorum. Bütün bunlar Meryem’in yeni bir mesaj─▒ kabul etmesini engelliyor. Tabii ki, bunlar yaln─▒zca Meryem’in ba┼č─▒na gelen olaylar de─čil, bizlerin de s─▒k s─▒k kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒ durumlard─▒r. Nitekim biz kendimize ba─č─▒ml─▒ oldu─čumuz zaman, ne pahas─▒na olursa olsun arzular─▒m─▒z─▒ gerçekle┼čtirmek istedi─čimiz zaman, de─či┼čikli─če haz─▒r olmad─▒─č─▒m─▒z zamanlarda, biz de Tanr─▒’n─▒n bizlere söylemek, anlatmak, ba─č─▒┼člamak istedi─či en güzel ┼čeyleri bile anlayam─▒yoruz. ─░çimize kapanmak Tanr─▒’n─▒n sözünün bize ula┼čmas─▒n─▒ ve anlamam─▒z─▒ gerçekten engelliyor: bu Sözü ne dinliyoruz ne de ar─▒yoruz.

“Rab, hayat─▒m─▒n Babas─▒, ya┼čam─▒mla de─či┼čik bir ┼čeyler yapmam─▒ istiyorsan, i┼čte ben buraday─▒m. Baba, öngörmedi─čim bir ┼čey yapmam─▒ istiyorsan, i┼čte ben buraday─▒m: anlamam için bana i┼čaretlerini gönder”: böyle diyebilmek için bugün tüm proje ve planlar─▒m─▒z─▒, fikirlerimiz ve kararlar─▒m─▒z─▒ bir kenara b─▒rakmaya çal─▒┼čal─▒m.

E─čer böyle davran─▒rsak Tanr─▒’n─▒n çe┼čitli ┼čekillerde gönderdi─či i┼čaretlerin de fark─▒na varaca─č─▒z; bunlar birçok defa cevaps─▒z kal─▒yor: neden? Çünkü yüre─čimiz saf de─čildir, özgür de─čildir. Programlar─▒m─▒z ve bencilli─čimiz, özsayg─▒m─▒z Tanr─▒’n─▒n i┼čaretlerini ve gerçek yüzünü bile görmemizi engellemektedir.

─░sa, “Ne mutlu yürekleri temiz olanlara, onlar Tanr─▒’y─▒ görecekler” demi┼čti. Burada sözü edilen “yürekleri temiz olanlar” ne demektir? Kalplerinde özel ┼čahsi programlar─▒, ┼čahsi yarg─▒lar─▒ ve çoktan al─▒nm─▒┼č ┼čahsi kararlar─▒ olmayanlar, demektir. Aziz Yakup’un dedi─či gibi “E─čer Tanr─▒ isterse yapaca─č─▒z”, bizler de ayn─▒ cümleyi tekrar edebilmeliyiz: Rab’bin bizlere gösterece─či ┼čeyleri yapaca─č─▒z; dikkat edelim, herhangi bir iste─čimizden özgür olal─▒m; o zaman ku┼čkusuz “Tanr─▒’y─▒ görece─čiz”.

 

Rab ─░sa, meleklerini gönderdi─čin için te┼čekkürler.

Te┼čekkürler çünkü sen bize i┼čaretini ba─č─▒┼čl─▒yorsun: ne┼če, ─▒┼č─▒k i┼čaretini, hayat─▒m─▒z için Baba’n─▒n iste─čini gösteren i┼čaretini.

Rab ─░sa, bu i┼čaretleri görebilmemiz için bizi kendimizden özgür k─▒l: bunun için sana yalvar─▒yoruz!

 

16.

 

Meryem ise mezar─▒n d─▒┼č─▒nda durmu┼č a─čl─▒yordu. A─člarken e─čilip mezar─▒n içine bakt─▒. Beyazlara bürünmü┼č iki melek gördü; biri ─░sa’n─▒n cesedinin yatt─▒─č─▒ yerin ba┼čucunda, öteki ayakucunda oturuyordu. Meryem’e, «Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun?» diye sordular.

 

Meleklerin Mecdelli Meryem’e yönlendirdikleri son sözler üzerine dü┼čünelim. Melekler, Meryem’e ad─▒ yerine “kad─▒n” diye seslenirler. Daha önce gördü─čümüz gibi, ─░ncil Yazar─▒, isim vermedi─či zaman, sözlerini daha geni┼č bir gruba yönlendirmektedir. O anda büyük bir olas─▒l─▒kla kar┼č─▒s─▒nda tüm Kilise vard─▒r: kendi zaman─▒n─▒n Kilisesi, ac─▒ çekip, zulüm gören Kilisesi vard─▒r. Yahudi ve pagan dünyas─▒na yay─▒lm─▒┼č olan h─▒ristiyan cemaatleri, yaln─▒zca zulümlerden dolay─▒ de─čil, ayn─▒ zamanda kendi içinde ya┼čad─▒─č─▒ bölünmelerden ve denenme gibi gözüken baz─▒ önerilerden de ac─▒ çekmekteydi. O halde Yuhanna meleklerin sorusunun tüm Kilise’ye yöneldi─čini san─▒yor: “Kilise, niçin a─čl─▒yorsun? Üzgün olman için sebep ne”?

Burada kad─▒n, Mecdelli Meryem, kendi üzüntüsünün bir sebebi oldu─čuna inan─▒yordu, ama sebep yoktu. Meryem, ─░sa’s─▒n─▒ bir daha bulamayaca─č─▒n─▒, ─░sa’n─▒n cesedinin, yani ölmü┼č olan ─░sa’n─▒n, bulunamayaca─č─▒n─▒ dü┼čünüyordu. Hakl─▒d─▒r: ─░sa’n─▒n cesedi bulunamayacakt─▒r, çünkü ─░sa ya┼č─▒yordu. Durum böyle olunca da Meryem’in a─člamas─▒ için geçerli bir sebep olmamaktad─▒r.

Kilise için de ayn─▒ ┼čey geçerlidir: a─člamas─▒ için sebep yoktur. Çünkü Kilise her zulüm çekti─činde yeni h─▒ristiyanlar do─čar; Kilise her ac─▒ çekti─činde, Baba’ya Mesih’in bedeninin lekesiz kurban─▒n─▒ sunar. Kilise, Mesih’in Bedenidir, dolay─▒s─▒yla kendi ac─▒lar─▒n─▒ sunarak, bütün dünyan─▒n kurtulu┼ču için, gerçekten Baba’ya çok de─čerli bir ┼čeyi sunabilir. O halde Kilise zulüm ve ac─▒lar çekti─činde a─člamamal─▒d─▒r, korkmamal─▒d─▒r: büyük ve ┼čanl─▒ zafere ula┼čmak üzeredir; bu zaferi ┼čimdiden de dü┼čünebilir. ─░sa öldü─čünde kendi Dirili┼činden emindi; s─▒n─▒rs─▒z, sonsuz ┼čan─▒n─▒n gelece─činden de emindi.

Bugün a─člamam─▒za neden olan sebepleri yeniden gözden geçirip onlar─▒ ─░sa’n─▒n Dirili┼činin ─▒┼č─▒─č─▒nda anlamaya çal─▒┼čal─▒m.

Ku┼čkusuz senin hayat─▒nda zor durumlar vard─▒r veya ta┼č─▒man gereken haçlar vard─▒r. Peki, ┼čöyle dü┼čün: ölüm gibi bir problemi çözen ─░sa, benim içinde bulundu─čum zorluklar─▒ çözmeyi ba┼čaramayacak m─▒? ─░sa, benim ac─▒lar─▒m─▒ da baz─▒lar─▒n─▒n ya da birçoklar─▒n─▒n kurtulu┼ču için kullanamayacak m─▒?

 

Rab, kutsall─▒─č─▒n ve iyili─čin için sana ┼čükrediyoruz. Daima bizim için kurtulu┼č, ne┼če ve huzur sebebisin.

 

17.

 

Meryem’e, «Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun?» diye sordular. Meryem, «Rabbimi alm─▒┼člar» dedi. «O’nu nereye koyduklar─▒n─▒ bilmiyorum.

 

Alm─▒┼člar”: ikinci kez Meryem bu cümleyi kullanmaktad─▒r. Daha emin bir ┼čekilde birilerinin, kötülük yapmak amac─▒yla, ┼čeytan─▒n arac─▒ olarak, ─░sa’n─▒n bedenini çal─▒p saklad─▒klar─▒na inand─▒rmaktad─▒r. Tan─▒mad─▒─č─▒ birini suçlamaya devam eder; bu ruhsal davran─▒┼č meleklerin soruya dikkat etmesini ve ona cevap vermesini engelliyor. Melekler ona , “Niçin a─čl─▒yorsun” diye sordular.

Meryem soruya dikkat etmiyor, cevap vermiyor, bunun yerine Rab’bi mezardan götüren, bilinmeyen bir ki┼čiyi suçlamaya devam eder. Bu suçlama davran─▒┼č─▒, derin ve düzgün dü┼čünmesini engellemektedir.

Günlük ya┼čant─▒m─▒zda ayn─▒ ┼čeyi biz de tecrübe ediyoruz: birisine k─▒zd─▒─č─▒m─▒zda, suçlad─▒─č─▒m─▒zda veya yarg─▒lad─▒─č─▒m─▒zda Tanr─▒’n─▒n sözlerini dinlemeyi bilmiyoruz: Tanr─▒ o zamanda bizlerle hiç konu┼čmuyor. Hayat─▒m─▒z─▒ ve özellikle iman─▒m─▒z─▒ bo┼čalm─▒┼č buluyoruz. Nitekim ─░sa “Ne mutlu yüre─či temiz olanlara, çünkü Tanr─▒’y─▒ görecekler” demi┼čti. Tanr─▒’y─▒ görmesi için, yani O’nun önerilerini, O’nun cevaplar─▒n─▒, O’nun ö─čütlerini alg─▒lamas─▒ için, temiz bir yürek gerekiyor; sadece kötülüklerden ar─▒nm─▒┼č bir yürek, yani karde┼čini yarg─▒lamayan ve suçlamayan bir yürek, Tanr─▒’y─▒ görebilir.

Mecdelli Meryem’de bu safl─▒k bulunmamakta, ço─ču kez bizde de bulunmamakta. E─čer Rab’bin, kendi Ruh’unun ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ içimize koyabilmesini istersek, e─čer günlük seçimlerimiz için Rab’bin iste─čine göre ay─▒rt edebilmeyi istersek, o zaman suçlamalar─▒m─▒z─▒, yarg─▒lamalar─▒m─▒z─▒ ve ele┼čtirilerimizi b─▒rakmam─▒z gerekiyor.

Özellikle bugün bu al─▒┼čt─▒rmay─▒ yapmak istiyoruz: yarg─▒lamay─▒p, ele┼čtirmeden, kimseyi suçlamadan ve kimsenin hakk─▒nda kötü dü┼čünmeden ya┼čamaya çal─▒┼čal─▒m. Her durumda, ac─▒ çeksem dahi, Tanr─▒’n─▒n elini, O’nun yard─▒m─▒n─▒ ve bana olan, bize olan lütfunu görebilirim.

Meryem, «Rabbimi mezardan alm─▒┼člar» dedi. «O’nu nereye koyduklar─▒n─▒ bilmiyorum». Meryem bunun yerine: “Rab’bim nerede bilmiyorum, neler oldu─čundan haberim yok” diyebilseydi, o zaman Dirili┼č müjdesini kabul etmeye de haz─▒r olacakt─▒.

Herhangi birini suçlay─▒p yarg─▒lamadan önce büyük bir alçakgönüllülükle Rab’bin kar┼č─▒s─▒nda durup, O’na ┼ču soruyu yöneltelim: “Acaba sen mi, Rab, bu durumda çal─▒┼č─▒yorsun”?

 

Bizlere sade ve temiz bir kalple ya┼čama─č─▒ ba─č─▒┼člayan Mesih ─░sa, sana te┼čekkür ediyoruz. Hayat─▒m─▒zda devaml─▒ harikalar yapan varl─▒─č─▒n için, sana ┼čükürler olsun! E─čer sadece seni ar─▒yorsak, sen, daima, ac─▒lar─▒m─▒zda dahi, Baba’n─▒n sevgisinin büyük harikalar─▒n─▒ görmeye bizleri yetkin k─▒l─▒yorsun.

 

18.

 

Bunlar─▒ söyledikten sonra arkas─▒na döndü, ─░sa’n─▒n orada, ayakta durdu─čunu gördü. Ama O’nun ─░sa oldu─čunu anlamad─▒. ─░sa, «Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun? Kimi ar─▒yorsun?» dedi.

 

Mecdelli Meryem hala mezar─▒n bulundu─ču bahçededir. Arkas─▒na dönüp ─░sa’y─▒ görüyor; i┼čte bu bir yeniliktir: ─░sa hiç dü┼čünmedi─čimiz bir yerde bulunur. ─░sa, Mecdelli Meryem’in bekledi─či gibi mezarda de─čil, tam aksi yönde durmaktad─▒r (“Arkas─▒na döndü”): ─░sa d─▒┼čar─▒dad─▒r, dü┼čünülmeyen bir yerde, Meryem taraf─▒ndan beklenmemi┼č bir yerde. Meryem O’nu görüyor, fakat “O’nun ─░sa oldu─čunu anlamad─▒”. Bu da ilginçtir: Meryem’in gözleri bizimkiler gibi ─░sa’y─▒ tan─▒maya yetersiz kalmaktad─▒r. Aram─▒zdan baz─▒lar─▒ arada s─▒rada ┼čöyle der ya da bu sözleri duyar: “E─čer Tanr─▒’y─▒ görseydim inan─▒rd─▒m, ama O’nu hiçbir zaman görmüyorum”!

Mecdelli Meryem ─░sa’y─▒ tam gördü─čü an, O’nu görmedi─činden emindir. Ayn─▒ ┼čekilde bizler de kim bilir kaç kez Rab’bi “görürüz” ama O’nun oldu─čunu bilmiyoruz; O’nu görmedi─čimizden eminiz. Gözlerimizin gerçekten yeni bir ─▒┼č─▒─ča ihtiyac─▒ var!

Bugün alçakgönüllü olmaya çal─▒┼čal─▒m: nitekim biliyoruz ki Rab bizimle kar┼č─▒la┼čmak istiyor, bizimle çok defa da kar┼č─▒la┼č─▒yor ...ve biz bunu bilmiyoruz bile!

O’nu görüp tan─▒maya dikkat edelim, haz─▒r olal─▒m; O’nu sevmeye haz─▒r olal─▒m, daha da iyisi, hemen O’nu sevmeye ba┼člayal─▒m. O’nu görmeden önce de, O’na günümüzün de─či┼čik u─čra┼č─▒lar─▒n─▒, anlar─▒n─▒ ve insanlarla kar┼č─▒la┼čmam─▒z─▒ sunal─▒m. E─čer ─░sa’ya do─čru olan sevgi ve sunma davran─▒┼č─▒ ya┼čarsak, O’na dikkat edersek, fark─▒na varmadan da, O’nu gerçekten sevebilece─čiz.

─░sa’n─▒n kendisi sa─č─▒nda oturanlara ┼čöyle demi┼č: “Gelin, Babam─▒n kutsam─▒┼č olduklar─▒, çünkü açt─▒m, bana yiyecek verdiniz” ve onlar bunu yapt─▒klar─▒n─▒ bilmiyolard─▒...

─░sa’y─▒ çok kolay tan─▒yam─▒yoruz: O, kendisini görmedi─čimizde de, kalplerimizde kendisine olan kar┼č─▒l─▒ks─▒z ve tam bir sevgi bulmay─▒ arzu ediyor; bu saf sevgi arac─▒l─▒─č─▒yla gözlerimiz de aç─▒lacakt─▒r.

Kutsal Ruh, kendimizi durmadan Baba’ya sunmaya haz─▒r olmam─▒z için bizlere ─▒┼č─▒k ve alçakgönüllülü─čü sa─čla, öyle ki Rab’bin yeryüzündeki mevcudiyetini görebilelim.

19.

 

«Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun?» dedi. «Kimi ar─▒yorsun?»

 

Daha önce melekler, Meryem’e “Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun?” diye sormu┼člard─▒. ─░sa bu soruya bir cümle daha ekliyor: “Kimi ar─▒yorsun?” Bu sözü biraz daha geni┼č bir ┼čekilde tekrar tercüme etmeye çal─▒┼čal─▒m. “Kad─▒n, niçin a─čl─▒yorsun? Üzgün olmana sebep nedir? E─čer senin Rab’bin olan ben, hayat─▒m─▒ Baba’ya sunmu┼čsam, onu sonuna kadar sunmu┼čsam, senin sevinmen gerekirdi. E─čer ölümde bile, en zalim i┼čkencelerde bile nefret, öç, ┼čiddet, ele┼čtiri, ┼čikâyet duygular─▒n─▒ bir an bile kabullenmemi┼čsem, senin sevinç içinde olman gerekirdi! Sen ise a─čl─▒yorsun, niçin? Ben Baba’ya döndüm ve ┼čimdi O’nun ┼čan─▒n─▒n tad─▒n─▒ al─▒yorum: e─čer beni sevseydin benim için sevinirdin. Neden a─čl─▒yorsun? Kimi ar─▒yorsun?

Sen bir ceset ar─▒yorsun, fakat ben ya┼č─▒yorum! Kimi ar─▒yorsun? Kendin için bir ┼čeyler istedi─činin fark─▒nda de─čil misin? Sen hayat─▒n─▒, benim gibi sunmak istemiyorsun; hayat─▒ndan, benim yapt─▒─č─▒m gibi, sürekli bir sevgi i┼čareti yapmak istemiyorsun! E─čer bunu istersen, arad─▒─č─▒n─▒ bulman gerekli olmayacak…E─čer gerçekten insanlar için Tanr─▒’n─▒n bir sevgi arma─čan─▒ olmak istersen, olabilirsin: hatta ┼čimdi bile olabilirsin!

Ne kadar çok insan henüz Tanr─▒’n─▒n sevgisini tan─▒m─▒yor! Ve sen bu sevgiyi onlara ba─č─▒┼člayabilirsin”.

“Kimi ar─▒yorsun?” ─░sa, Meryem’e sordu─ču bu soruyu bize de bugün yöneltmektedir. A─člamam─▒za sebep olan ┼čeyler hayat─▒m─▒za hükmetmemeli, sevgiye dönü┼čmemize engel olmamal─▒d─▒rlar.

Kendimiz için bir ┼čeyler arad─▒─č─▒m─▒zda, bencil oluyoruz: böyle zamanlarda a─čl─▒yoruz. Bunun yerine, sevgi olmaya çal─▒┼čal─▒m: bunu yapmak için f─▒rsatlar─▒ Tanr─▒’n─▒n kendisi günbegün, her an veriyor.

Gün boyunca kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z de─či┼čik durumlar, aksilikler bile, Tanr─▒’n─▒n sevgisini ya┼čamak ve “somutla┼čt─▒rmak” için, bir f─▒rsat oluyor: belki de bizim dü┼čündü─čümüz ┼čekilde de─čil, ama tamamen bunun için daha dolu ve gerçek bir ┼čekilde.

 

Rab ─░sa, varl─▒─č─▒n─▒ sadece kendimiz için arzulamamam─▒z─▒ sa─čla; tersine yüre─čimize karde┼člerimiz için sevgi arac─▒ olma arzusunu ba─č─▒┼čla.

 

20.

 

Mecdelli Meryem O’nu bahç─▒van sanarak, «Efendim» dedi, «e─čer O’nu sen götürdünse, nereye koydu─čunu söyle de gidip O’nu alay─▒m».

 

Mecdelli Meryem ─░sa’n─▒n “Niçin a─čl─▒yorsun? Kimi ar─▒yorsun?” sorusunu cevaplamam─▒┼čt─▒r. Ac─▒lar─▒na ve dü┼čüncelerine kap─▒l─▒r: soruyu cevaplayamamaktad─▒r. Dü┼čüncelerine o kadar kap─▒l─▒r ki üçüncü kez yarg─▒lamay─▒ ve suçlamalar─▒ söylüyor; bu sefer – garip, çok garip –suçlamas─▒n─▒ tamamen ┼čahsen ─░sa’ya yöneltiyor. Kar┼č─▒s─▒nda duran─▒n ─░sa oldu─čunu bilmiyor, bunu bilmiyor... Bunun için tamamen O’nu suçluyor: “Sen götürdünse bana söyle...”

Bu olay bizleri gerçekten dü┼čündürüp titretiyor: tan─▒mad─▒─č─▒m─▒z insanlar─▒ suçlamaya devam ederek, Meryem tam olarak ─░sa’y─▒ suçlamakta.

Gerçekten de böyledir: karde┼člerimizden herhangi birini yarg─▒lad─▒─č─▒m─▒z ve suçlad─▒─č─▒m─▒z zaman Rab’be hakaret etmekteyiz; O’na aç─▒kça, a─č─▒r ┼čekilde hakaret etmekteyiz. Bir karde┼či her suçlad─▒─č─▒m─▒zda veya yüre─čimizde her hangi bir insana, bilinmeyen bir insana da kar┼č─▒ yarg─▒layan dü┼čünceleri tuttu─čumuzda, biz Tanr─▒’n─▒n Egemenli─čine zarar vermekteyiz; O’nun i┼čini, – daima birlik, karde┼člik i┼čini – , yok etmekteyiz; ┼čahsen Rab’be hakaret etmekteyiz. ─░çimizde O’na hakaret ediyoruz, çünkü böyle bir suçlama, yarg─▒lama, ┼čikâyetli davran─▒┼č tutarken yüre─čimizden Kutsal Ruh’u uzakla┼čt─▒r─▒yoruz, O’nu üzüyoruz. Belki de önümüzdeki insan tamamen Rab taraf─▒ndan yöneltilmektedir, suçlamam─▒z da Rab’be kar┼č─▒ olur: O’nu reddetmi┼č oluruz!

─░sa’n─▒n Dirili┼či hayat─▒m─▒z─▒n gerçek bir de─či┼čimine yard─▒m etsin: içimizde öyle bir de─či┼čiklik olsun ki, kimseyi yarg─▒lamaktan, suçlamaktan, kötü dü┼čünmekten sak─▒naca─č─▒z. Havari “Kimse hakk─▒nda kötü dü┼čünmeyin” diye bo┼čuna söylemiyor. Gerçekten de birisi hakk─▒nda kötü dü┼čündü─čümde Rabbimi incitmekteyim, O’nu hayat─▒mdan uzakla┼čt─▒r─▒yorum, dolay─▒s─▒yla art─▒k insanlar─▒ Tanr─▒’n─▒n ─▒┼č─▒─č─▒nda görmeyece─čim ve dü┼čüncelerim yanl─▒┼č olacakt─▒r. Böylece ─░sa’n─▒n söyledikleri bir kez daha gerçekle┼čmektedir: “Karde┼činin gözündeki çöpü görüyor da, kendi gözündeki merte─či fark etmiyorsun”. Suçlay─▒p yarg─▒lad─▒─č─▒m─▒z her an gerçekten hatal─▒ olan bizleriz.

Bugün senin, kimse hakk─▒nda kötü dü┼čünmeyip yarg─▒lamaman için dua edece─čim; bu felaket ba┼č─▒ma gelmesin diye sen de benim için dua et. Te┼čekkürler!

 

Rab ─░sa, bugün kar┼č─▒la┼čaca─č─▒m─▒z herkesin yüzünde senin yüzünü görmeye ve onlarda seni sevmeye haz─▒r olmam─▒z─▒ sa─čla.

 

21.

 

─░sa ona, «Meryem!» dedi. O da döndü, ─░sa’ya ─░branice, «Rabbuni!» dedi. Rabbuni, ‘Ö─čretmenim’ demektir.

 

Büyük bir duygulanma ile ┼ču sözleri okuyoruz: ─░sa, Meryem taraf─▒ndan kendisinin yarg─▒land─▒─č─▒n─▒ hissedince - Meryem elbette bunu istemeden yapm─▒┼č - onu ad─▒yla ça─č─▒r─▒yor: Meryem! Sadece o anda Meryem kar┼č─▒s─▒nda duran─▒n ─░sa oldu─čunun fark─▒na var─▒yor.

Ne O’nu gördü─čünde, ne de O’nu i┼čitti─činde kar┼č─▒s─▒ndakinin kimli─činin fark─▒na varmam─▒┼čt─▒. Sadece O’nun taraf─▒ndan tan─▒nd─▒─č─▒n─▒ hissedince, kar┼č─▒s─▒ndakinin kendisi ile konu┼čmak istedi─čini fark edince, ve kendi ad─▒n─▒ söyledi─čini duyunca... o anda kar┼č─▒s─▒nda duran─▒n ─░sa oldu─čunun fark─▒na var─▒yor; öldü─čünü dü┼čündü─čü Rab’bi, canl─▒ olarak, kar┼č─▒s─▒nda duruyor, kendisiyle konu┼čuyor ve onu seviyor...

Birçok kez hayat─▒mda bunun gibi olaylar oluyor, senin de hayat─▒nda oluyor. Yüzeysel olarak ya┼čamaktay─▒z; kar┼č─▒la┼čmalar─▒m─▒z s─▒k s─▒k so─čuk ve Tanr─▒’n─▒n ─▒┼č─▒─č─▒ndan mahrum.

─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒ fark edip bizim sözlerimizi, eksik olmalar─▒na ra─čmen, dinledi─čini anlad─▒─č─▒m─▒zda, uykudan veya bir rüyadan uyanm─▒┼č gibi oluruz. Tan─▒nd─▒─č─▒m─▒z─▒ ve sevildi─čimizi bildi─čimizde o zaman ─░sa’y─▒ fark edip onunla birlikte ya┼čamaya ba┼člar─▒z. Bu ┼čey, bugün senin için de gerçekle┼čsin!

Seni tan─▒yor olsam, hemen ┼čimdi sana ad─▒nla hitap ederdim. Seni ça─č─▒ran sesim, sana ─░sa’n─▒n sesi gibi gelebilirdi, sen de, sevginin bir ifadesi ile, t─▒pk─▒ Meryem gibi, ‘Rabbuni’ – ‘Rabbuni’, ö─čretmenim demektir – cevap verebilirdin. Bu demek oluyor ki: “Ö─črenmek istiyorum! Ya┼čamak konusunda çok cahilim. Ya┼čamay─▒ ve ölmeyi, gün boyunca her an Tanr─▒’n─▒n huzurunda ya┼čamay─▒ senden ö─črenmek istiyorum”!

Bugün Baba’n─▒n huzurunda olmak arzusuyla ya┼čayal─▒m: O’nun her birimiz için aç─▒k ve derin bir sevgi sözü vard─▒r. O bizi ad─▒m─▒zla ça─č─▒r─▒r: O seni ad─▒nla ça─č─▒r─▒r. Ad─▒m─▒zla ça─č─▒r─▒ld─▒─č─▒m─▒zda canl─▒ hissediyoruz, yenileyen bir cesaretle ve kararl─▒l─▒kla emrine amade olmaya haz─▒r─▒z.

 

Baba, beni ad─▒mla tan─▒d─▒─č─▒n için sana ┼čükrederim; Rab ─░sa, sen net bir ┼čekilde benim ismimi de telaffuz ediyorsun, bana bir görev emanet etmek istiyorsun! Te┼čekkür!

─░┼čte, ben buraday─▒m! Gün boyunca senin emrinde olurum! Alleluya!

 

22.

 

─░sa, «Bana dokunma!» dedi. «Çünkü daha Baba’n─▒n yan─▒na ç─▒kmad─▒m. Karde┼člerime git ve onlara söyle, benim Babam─▒n ve sizin Baban─▒z─▒n, benim Tanr─▒m─▒n ve sizin Tanr─▒n─▒z─▒n yan─▒na ç─▒k─▒yorum.»

 

Mecdelli Meryem ─░sa’y─▒ tutmaya çal─▒┼čt─▒. Ba┼čka bir ─░ncil Yazar─▒ “onun ─░sa’n─▒n ayaklar─▒na sar─▒ld─▒─č─▒n─▒” yazmaktad─▒r.

Meryem Rabbini tan─▒d─▒─č─▒ için ve O’nun hala ya┼čad─▒─č─▒n─▒ gördü─čü için o kadar sevinçlidir ki, O’nun varl─▒─č─▒n─▒n duygusal ve sürekli olarak tad─▒na varmak istiyor. Fakat ─░sa, onu engelliyor: “Bana dokunma”. Sanki ┼čöyle demek istiyor: “Buraya senin için gelmedim, buraya sana duyarl─▒ bir ho┼čnutlu─ču ve zevki vermek için gelmedim.”. “Bana dokunma! Çünkü daha Baba’n─▒n yan─▒na ç─▒kmad─▒m.” Varl─▒─č─▒m, fiziksel olarak aran─▒zda bulundu─čum sürece, tam de─čildir. Beni d─▒┼čar─▒dan gördü─čün sürece, hâlâ yüre─činde de─čilim demektir: bunun için bu varl─▒─č─▒m en dolu ve en gerçek varl─▒─č─▒m de─čildir. “Daha Baba’n─▒n yan─▒na ç─▒kmad─▒m”: sendeki varl─▒─č─▒m hâlâ ruhsal de─čil. Sen benim fiziksel varl─▒─č─▒m─▒n tad─▒na var─▒yorsun ve bu yeterli de─čil. Beni tutma, benden duygusal bir ┼čekilde sevinmek isteme! Bunun yerine karde┼člerime git, bana itaat et! Bana itaat edersen, beni sevdi─čini kan─▒tlars─▒n”.

─░sa “beni seven sözlerimi yerine getirir” demi┼čti. ─░sa’ya olan sevginin ölçüsü duygusal de─čildir. Ne zaman duyup, denemek, sevinmek, dinsel ┼čevk ve duyguyu yani içimizde bir ┼čeyi hissetmek istersek, o zaman ─░sa’y─▒ sevmiyoruz; o ┼čeyler özsayg─▒d─▒r, kendimize olan sevgidir. Biz kendimizi tatmin etmek istiyoruz! Bu, bizleri durdurup bencilce dü┼čünmeye götüren bir ‘sevgidir’; bu, karde┼člerimize yararl─▒ olmam─▒z─▒ engelleyen bir ‘sevgidir’...

─░sa’ya olan gerçek sevgi, itaat eden sevgidir: “Beni seven sözüme uyar”,“Benim emirlerimi uygulayan ki┼či beni sever”: bunu ─░sa söylemi┼čti; ┼čimdi de O Meryem’e, “Karde┼člerime git ve onlara söyle...” der. Ona bir görev veriyor, di─čerler için yararl─▒ bir ödev veriyor. Onu karde┼člerin toplulu─čuna gönderiyor.

Meryem ─░sa’y─▒ i┼čte bu ┼čekilde sevmelidir: O’nun duygusal varl─▒─č─▒n─▒n tad─▒na varmaktan vazgeçmelidir, O’nu b─▒rakmal─▒d─▒r ve gitmelidir, O’nun sözünü, O’nun haberlerini di─čer ┼čakirtlere bildirmelidir. ─░┼čte, ─░sa’y─▒ gerçekten sevmek bu demektir; böylece aldanmaktan ve sadece kendimizi dü┼čünmekten kurtuluruz. Bu ┼čekilde seversek, yüre─čimizde hiçbir duygu hissetmesek de, moralimiz bozulmayacak. Nitekim ─░sa’y─▒ sevmek bu de─čildir; O’na itaat etmek, O’nun bizden istedi─či dilekleri gerçekle┼čtirmek ve bütün bunlar─▒, hiç bir ┼čey hissetmesek de, hiç dinsel ┼čevk hissetmesek de, yapmak, ─░sa’y─▒ sevmektir. O’nun somut sözüne, kutsal Kilisesinde her gün söylenen sözüne itaat etmek, bu ─░sa’ya olan sevgidir.

 


23.

 

Mecdelli Meryem ┼čakirtlerin yan─▒na gitti. Onlara, «Rabbi gördüm!» dedi. Sonra Rabbin kendisine söylediklerini onlara anlatt─▒.

 

─░┼čte Mecdelli Meryem nihayet ─░sa’y─▒ sevmeye ba┼čl─▒yor. ┼×imdiye kadar a─člay─▒p mezar─▒n önünde ─░sa’y─▒ tutarak O’na olan sevgisini de─čil, kendi bencili─čini göstermekte idi. Sevinip mutlu olmak için ─░sa’y─▒ istiyordu.

Fakat art─▒k hemen Rabbe itaat ediyor: ┼čimdi gerçekten ve do─čru bir ┼čekilde sevmeye ba┼člad─▒─č─▒n─▒ görüyoruz. “Mecdelli Meryem ┼čakirtlerin yan─▒na gitti”. Meryem, kendisine karde┼člerine gitmesini söyleyen ─░sa’ya itaat eder.

“┼×akirtlerin yan─▒na gitti, onlara, ‘Rabbi gördüm!’ dedi”.

Meryem ilk olarak tan─▒k oluyor, gördüklerini bildiriyor, sonra da ─░sa’n─▒n söylemesini istedi─či haberi ula┼čt─▒r─▒yor. Meryem, söyledikleri inan─▒l─▒r olsun diye, önce kendi tecrübesini iletiyor. Kendi tecrübesini iletmesi Meryem’e ac─▒ da verebilir. Nitekim di─čer ─░ncil Yazarlar─▒n─▒n belirtti─či gibi bu haber kar┼č─▒s─▒nda Meryem neredeyse akl─▒n─▒ kaç─▒rm─▒┼č birine benzetiliyor. O da, ─░sa’ya olan sevgisinden dolay─▒, buna dayand─▒. O’na itaat etti.

─░sa’y─▒ seven, O’nunla ve O’nun için ┼čerefini tehlikeye atmaktan çekinmez. ─░sa ┼čöyle demi┼čti: “Kim benden ve sözlerimden utan─▒rsa, ben de ondan utanaca─č─▒m, ama kim benden ve sözlerimden utanmazsa...”.

─░┼čte Meryem de ─░sa’n─▒n ne sözlerinden ne de kendisinden utanmamaktad─▒r, onun yerine ne┼čeli, kararl─▒ ve aç─▒k bir ┼čekilde tecrübesini ve ─░sa’n─▒n kendisine emanet etti─či sözlerini, hiçbir ┼čey de─či┼čtirmeden, bildirmektedir.

“Benim Babam─▒n ve sizin Baban─▒z─▒n, benim Tanr─▒m─▒n ve sizin Tanr─▒n─▒z─▒n yan─▒na ç─▒k─▒yorum”. ─░sa’n─▒n Sözü sevinç ve birli─čin sözüdür, Baba ile olan bir birlik, ayn─▒ zamanda ┼čakirtler ile olan bir birliktir. ─░sa ┼čakirtlerle birlikte ayn─▒ Tanr─▒’ya ve ayn─▒ Baba’ya bakmaktad─▒r.

┼×akirtler art─▒k ne zaman ─░sa’y─▒ dü┼čünmek isteseler, O’nu Baba’yla, ne zaman da Baba’y─▒ dü┼čünmek isteseler, O’nu ─░sa’yla ve O’nunla ya┼čad─▒klar─▒ tecrübeler arac─▒l─▒─č─▒yla dü┼čünmelidirler.

─░sa, “O─člu, Baba’dan ba┼čka kimse tan─▒maz. O─čul’dan ve O─čul’un Baba’y─▒ tan─▒tmay─▒ diledi─či ki┼čilerden ba┼čkas─▒ da Baba’y─▒ tan─▒maz”,”Ben ve Baba biriz” demi┼čti. Yine de, “Ben arac─▒ olmad─▒kça kimse Baba’ya gelemez”. ─░sa budur ve ┼čakirtler taraf─▒ndan da böyle bilinmelidir: Baba’ya götüren tek yol O’dur. Baba’y─▒ tan─▒mak isteyen, bunu ancak ─░sa’ya bakarak, O’nun arac─▒l─▒─č─▒yla yapabilir.

Mecdelli Meryem’in ula┼čt─▒rd─▒─č─▒ haber, gerçekten çok büyük ve misyoner bir haberdir. Bu sözleri bizler de kabul etmek istiyoruz: Baba’ya ─░sa arac─▒l─▒─č─▒yla bak─▒p, ─░sa’y─▒ da yaln─▒zca ve daima Baba’n─▒n yan─▒nda aramak istiyoruz.

Bugün bizler de ─░sa’n─▒n canl─▒ oldu─čunu ve varl─▒─č─▒n─▒n büyük bir sevinç ve umut kayna─č─▒ oldu─čunu birisine ilan edebilece─čiz.

 

Rab ─░sa, sen ki Mecdelli Meryem’i Havarilerine gönderdin, ┼čimdi de Kiliseni tüm dünyaya gönderiyorsun: o, herkese senin daima bizimle oldu─čunu ilan edecek, bizim kurtulu┼čumuz için dua etmeye Baba’n─▒n yan─▒na gitti─čini söyleyecek: ┼čükran ve övgülerimizi kabul et! Bizleri cesaret ve sevgi ruhunla ku┼čat ki kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒z herkese ilahi haberi ula┼čt─▒rabilelim. Alleluya!

 

24.

 

Haftan─▒n o ilk günü ak┼čam olunca, ┼čakirtlerin Yahudilerden korkular─▒ nedeniyle bulunduklar─▒ yerin kap─▒lar─▒ kapal─▒yken, ─░sa geldi.

 

Dirili┼čin ayn─▒ gününde ─░sa, kad─▒nlara göründükten sonra, ┼čakirtlere de görünür. Ancak önce onlara kad─▒nlar arac─▒l─▒─č─▒yla haber yollar, çünkü ┼čakirtlerinden alçakgönüllü ve imanl─▒ bir eylem beklemektedir.

─░sa, ┼čakirtlerinin kad─▒nlardan gelen habere inanmalar─▒n─▒ ister: onlar da, tüm H─▒ristiyanlar─▒n daha sonra edece─či ayn─▒ tecrübeyi ya┼čamal─▒d─▒r; nitekim daha sonraki tüm H─▒ristiyanlar, ┼čakirtlerden gelen mesaj─▒ duyduktan sonra, ─░sa’ya iman edecekler. ┼×akirtler de, ─░yi Haberi ilan etmeden önce, imans─▒zl─▒k ve iman tecrübesini ya┼čamal─▒d─▒r. Onlar kad─▒nlar─▒n söylediklerine inanm─▒yorlar, nitekim Yahudilerden korktuklar─▒ndan kap─▒lar─▒n─▒ kapal─▒ tutuyorlar. Mecdelli Meryem’in sözlerine ve ─░sa’y─▒ görmü┼č olan di─čer kad─▒nlara ┼čakirtler de─čer vermediler. Onlar iman etmedi; imans─▒zl─▒klar─▒n─▒n sonucu insanlardan, Yahudilerden korktular. Haçlanm─▒┼č, reddedilmi┼č Olan─▒n ┼čakirdi olarak bulunup suçlanacaklar─▒ndan veya zulüm göreceklerinden korkmaktayd─▒lar. Korkuyorlar... Ama neden? Korkular─▒ nereden geliyor? Dünyevi hayatlar─▒n─▒, Tanr─▒’n─▒n i┼činden daha üstün tuttuklar─▒ için ve Tanr─▒’n─▒n müdahalelerinden çok kendi güçlerine inand─▒klar─▒ için korkuyorlar. Odalar─▒na kapan─▒yorlar, Baba’ya de─čil, sadece kendilerine güveniyorlar.

Yahudi korkusundan, ┼čakirtlerin bulundu─ču yerin kap─▒lar─▒ kapal─▒yd─▒. ┼×akirtler korku içinde ya┼č─▒yorlard─▒, çünkü ba┼čkalar─▒ onlar─▒ suçlayabilirdi, kötülük yapabilirdi, zulüm edebilirdi, öldürebilirdi. Kendini seven insan ba┼čkalar─▒ndan korkar.

┼×akirtler korku ve imans─▒zl─▒─č─▒n tecrübesini ya┼č─▒yor, kendilerini sunmay─▒ bilmiyorlar, ama Rab ─░sa onlar─▒n zay─▒fl─▒klar─▒ndan daha üstündür ve her ┼čeye ra─čmen onlara kendisini gösteriyor, aralar─▒na geliyor: böyle bir ┼čeyi görmek çok güzeldir. Bununla ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n kar┼č─▒l─▒ks─▒zca ba─č─▒┼čland─▒─č─▒n─▒ görüyoruz. Kimse, O’nu “görmeyi” hak edemez, varl─▒─č─▒n─▒ da hak edemez: bu sadece bir lütuftur.

Bugün biz Rab ─░sa’ya te┼čekkür ediyoruz, çünkü korkular─▒m─▒za ra─čmen, bizim O’ndan daha çok kendimizi sevmemize ra─čmen, bizim ya┼čam─▒m─▒z─▒ sunmaya, kendimizi O’nun u─čruna alay edilmeye, suçlanmaya ve zulüm edilmeye haz─▒r olmamam─▒za ra─čmen, O kendi varl─▒─č─▒n─▒ bize verir, bizimle kar┼č─▒la┼č─▒r.

Hayatlar─▒m─▒z hâlâ zay─▒f ve iman─▒m─▒z da sa─člam de─čil; buna ra─čmen ─░sa daima bizlere gelir. Bu, büyük bir sevinç kayna─č─▒d─▒r, öyle bir sevinç ki yüre─čimizi doldurabilir ve kendimizi daha güçlü bir sevgiye ve imana yöneltir.

 

Bencilce ya┼čayan ┼čakirtlerini imans─▒zl─▒─ča ve korkuya terk etmeyen Rab ─░sa, bizlerin de hayat─▒m─▒za gel! Senin varl─▒─č─▒n ve kar┼č─▒l─▒ks─▒z olarak ba─č─▒┼člad─▒─č─▒n sevgin kalplerimizi de─či┼čtirip açs─▒n, öyle ki kendimizi sunmam─▒z─▒ ve senden utanmamam─▒z─▒ ö─črenelim.

 

25.

 

Haftan─▒n o ilk günü ak┼čam olunca, ┼čakirtlerin Yahudilerden korkusu nedeniyle bulunduklar─▒ yerin kap─▒lar─▒ kapal─▒yken ─░sa geldi, ortalar─▒nda durup onlara, «Size esenlik olsun!» dedi.

 

“─░sa ortalar─▒nda durdu”: ─░sa’n─▒n .varl─▒─č─▒ yeni bir varl─▒kt─▒r. Ölmeden önce, bu dünya üzerinde yürüdü─čünde, O daima “önden gitmi┼č”, ┼čakirtleriyse “O’nu izlemi┼člerdir”. ┼×akirtler, Hocadan ya┼čamay─▒, sevmeyi ve kendini sunmay─▒ ö─črenmek için O’nu izlemektedirler. ┼×imdi ise ─░sa art─▒k “onlar─▒n önünde” de─čil, “aralar─▒ndad─▒r”. Bu, dirilmi┼č olan ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n yeni biçimidir. O, toplanm─▒┼č, kendi ad─▒na bir araya gelmi┼č olan ┼čakirtlerinin “aras─▒ndad─▒r”. Bunu, ─░sa önce de söylemi┼čti: “Nerede iki veya üç ki┼či benim ad─▒ma bir araya gelirse ben orada, onlar─▒n aras─▒nday─▒m”.

┼×imdiki ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n yeri topluluktur, ┼čakirtlerinin toplulu─čudur: bu topluluk ─░sa’n─▒n ad─▒yla toplan─▒yor, O’nun u─čruna, Sözünü ve sevgisinin planlar─▒n─▒ gerçekle┼čtirmek için toplan─▒yor: i┼čte, ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n yeni yeri budur! ─░sa’yla kar┼č─▒la┼čmak istersek nereye gitmeliyiz? O’nun ad─▒yla toplanm─▒┼č olan bir cemaate kat─▒laca─č─▒z. Her Pazar ve haftan─▒n her günü imanl─▒lar toplulu─ču Efkaristiya Ayinini kutlad─▒klar─▒nda ─░sa’n─▒n kendisi orada bulunmaktad─▒r. Sen ailenle veya ba┼čka insanlarla dua etmek için, O’nun u─čruna bir ┼čeyi gerçekle┼čtirmek için, ─░sa’n─▒n ad─▒nda her topland─▒─č─▒n─▒zda, orada da, kalplerin birli─činde, O var.

“Ortalar─▒nda durdu”: ─░sa’n─▒n toplanm─▒┼č ┼čakirtleri aras─▒ndaki bu varl─▒─č─▒ çok büyük ve güzel ayn─▒ zamanda çok teselli edicidir.

Bu gerçek çok aç─▒k bir ┼čekilde yaln─▒z ya┼čayan H─▒ristiyanlar olamayaca─č─▒m─▒z─▒, cemaati de hesaba katmam─▒z ve önemsememiz gerekti─čini bize hat─▒rlatmaktad─▒r. Bunun için H─▒ristiyan cemaatin içinde, herkesin birbirine ba─čl─▒ olmas─▒ çok önemlidir, çünkü yaln─▒z olan, istedi─či gibi hareket eden bir H─▒ristiyan, H─▒ristiyan bile de─čildir; ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n fark─▒na varamaz, bu varl─▒─č─▒n─▒n tad─▒n─▒ da alamaz, onun arac─▒s─▒ da olamaz.

─░sa baz─▒ insanlara, cemaatin d─▒┼č─▒nda göründü, ama bunu sadece onlar─▒ cemaate yöneltmek için yapt─▒. Göründü─čü kad─▒nlar─▒ ┼čakirtlerin toplanm─▒┼č oldu─ču yere gönderdi; Emmaus’taki iki ┼čakirt, art─▒k gözden kaybolan ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n fark─▒na vard─▒ktan sonra, aya─ča kalk─▒p di─čerlerinin toplanm─▒┼č olduklar─▒ yere döndüler. Hiç kimse tek ba┼č─▒na H─▒ristiyan olarak ya┼čayabilmeyi dü┼čünemez: buna inanmak en kötü gururdur, öyle bir gurur ki ya┼čam─▒ üzgün k─▒lar, çünkü ─░sa’n─▒n mevcut olmas─▒na izin vermez.

 

Bizlere bir H─▒ristiyan Cemaatinde ya┼čayabilmek lütfunu ba─č─▒┼člad─▒─č─▒ için Rab ─░sa’ya te┼čekkür ediyoruz. Cemaatimiz mükemmel olmasa da, O’na te┼čekkür ediyoruz. O’na te┼čekkür ediyoruz, çünkü O bize kendi kuvvetli, emin ve takdis eden varl─▒─č─▒n─▒ tatmam─▒z─▒ sa─čl─▒yor.

 

26.

 

─░sa geldi, ortalar─▒nda durup onlara, «Size esenlik olsun!» dedi.

 

Rab ─░sa ┼čakirtlerinin ortas─▒nda durup onlara bir selam yöneltiyor; ayn─▒ selam bize de, her zaman Efkaristiya’y─▒ kutlad─▒─č─▒m─▒zda, yöneltilir: “Sizlere esenlik olsun”!

─░sa, bu selam─▒ kendi dilinde “┼čalom” diye vermi┼č olmal─▒; bu kelimenin anlam─▒ nedir? ┼×alom, iyi bir dilek veya normal gündelik bir selam ┼čekli de─čildir. Ad─▒n─▒ an─▒msayamad─▒─č─▒m yazarlardan birinin kitab─▒nda, “┼čalom” kelimesinin anlatabilen bu küçük öyküyü buldum.

Adam─▒n biri, omzunda a─č─▒r bir paketle, temmuz s─▒ca─č─▒nda, kan ter içinde yürümektedir. Nihayet bir ba─č─▒n yan─▒ndan geçmi┼č. Maalesef ba─č sahibi de orada imi┼č. Yolcunun içeriye girip dinlenmeyi ümit etme cesareti bile yokmu┼č, ama i┼čte bu daveti duymu┼č: “┼×alom”! Bu söz yeterli olmu┼čtur: yolcu ba─ča girmi┼č; sadece o kadar de─čil, paketi yere koymu┼č, gölgeye oturmu┼č, bir salk─▒m üzüm alm─▒┼č, susuzlu─čunu gidermi┼č, dinlenmi┼č. Neden?

Çünkü bar─▒┼č, selamet, esenlik diye tercüme etti─čimiz “┼čalom” kelimesi ┼ču anlam─▒ ta┼č─▒maktad─▒r: “Gel ve benimle birlikte tad─▒n─▒ ç─▒kar, gel ve benim olanlar─▒, zenginli─čimi, sahip oldu─čum her ┼čeyi payla┼č, benimle birlikte sevin”!

─░sa’n─▒n ┼čakirtlerine “Esenlik sizinle olsun” dedi─či sözün anlam─▒ i┼čte budur. Bu, “Bende olan─▒ size de veriyorum; Baba’dan bana verilmi┼č zenginlikleri size de veriyorum” demek gibi. ─░sa’n─▒n, “esenlik” kelimesi ile ifade edilen bu birliktelik arma─čan─▒n─▒ hangi ┼čekilde somut k─▒ld─▒─č─▒n─▒ daha sonra görece─čiz.

 

Rab ─░sa, hayat─▒n─▒, Baba’dan alm─▒┼č oldu─čun tüm zenginlikleri ve her ┼čeyden önce de Kutsal Ruhunu bizlerle payla┼čmak istedi─čin için, sana ┼čükrediyoruz. Te┼čekkürler, Rab ─░sa!

 


27.

 

─░sa geldi, ortalar─▒nda durup onlara, «Size esenlik olsun!» dedi. Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve bö─črünü gösterdi.

 

─░sa dirildi: O, her ┼čeyini, tüm zenginliklerini ┼čakirtlerine ba─č─▒┼čl─▒yor: “Size esenlik olsun”! Bu sözleri söylerken onlara ellerini ve bö─črünü gösteriyor: dirilmi┼č olan ─░sa çekmi┼č oldu─ču ─▒st─▒raplar─▒n─▒n aç─▒k ve belli olan i┼čaretlerini hâlâ ta┼č─▒maktad─▒r. ─░sa bize haç─▒n─▒n i┼čaretlerini hep gösterir. O kendi hayat─▒n─▒ sundu, bunun için Baba O’nu yüceltti ve yükseltti. Kendini sunmas─▒, silinemez; ┼čan ve ne┼če bu sunmas─▒n─▒n sonucudur. ─░sa, kendi ─▒st─▒raplar─▒n─▒n i┼čaretlerini, zafer i┼čaretleri olarak, en büyük sevginin i┼čaretleri olarak gösterir. ─░sa, kendini sunarak sevgisini gösterir, daima. O, kendini, devaml─▒ olarak, bugün de, Kilisede sunar.

Kilise bugün Mesih’in Bedeni’dir; Mesih’in Bedeni olarak Kilise Rab ─░sa’n─▒n ─▒st─▒raplar─▒n─▒n i┼čaretlerini, durmadan, ta┼č─▒maktad─▒r. Kilise her zaman “haçtad─▒r”, her zaman zulüm görür. Burada, evimde, ┼čehrimde olmazsa da, birçok ba┼čka yerlerde bugün de Kilise zulüm görür. Ayn─▒ zamanda bizler de bazen küçük ya da büyük zulümlerle kar┼č─▒la┼č─▒yoruz. Birçok ortamlarda ve i┼č yerlerinde H─▒ristiyan oldu─čunu belirten ki┼či alay edilir, reddedilir, uzakla┼čt─▒r─▒l─▒r bile.

Asl─▒nda her birimiz bir ┼čekilde zulüm ya┼čad─▒k: bu, kötü bir ┼čey de─čildir, tersine Rab ─░sa’n─▒n ┼čanl─▒ Bedeninin bugün ta┼č─▒d─▒─č─▒ i┼čaretlerden biridir, ─░sa’n─▒n, ya┼čam─▒n─▒ sunmaya kadar varan sevgisinin ve ─▒st─▒raplar─▒n─▒n i┼čaretidir.

Baz─▒ H─▒ristiyanlar haçs─▒z ya┼čamak isterler, bu ┼čekilde sadece ba┼čar─▒y─▒ ve övgüyü sa─člayan “bir ─░sa’y─▒” diliyorlar. Dolay─▒s─▒yla H─▒ristiyan olmay─▒, sa─čl─▒─č─▒, ba┼čar─▒y─▒ ve paray─▒ elde etmek için, bu dünyada her ┼čeyin istedi─čimize göre gitmesi için, bir araç olarak gören sap─▒k gruplar do─čar. Ama bu, ─░sa’y─▒, gerçek ─░sa’y─▒, izlemek de─čildir. ─░sa daima haç─▒n i┼čaretlerini ta┼č─▒r!

Mesih’in Bedeni olan Kilise bugün hâlâ Rabbin yaralar─▒n─▒n i┼čaretlerini ta┼č─▒makta ve ac─▒ çekmektedir, fakat ayn─▒ zamanda içten içe hayat─▒ Veren’le bir oldu─ču için sevinir.

 

Rab ─░sa, bizlere ─▒st─▒raplar─▒n─▒n i┼čaretlerini gösterip, onlar─▒ ta┼č─▒yabilmemizi sa─člad─▒─č─▒n için sana te┼čekkür ediyoruz. Sana te┼čekkür ederiz, sana tapar─▒z!

 

28.

 

─░sa geldi, ortalar─▒nda durup onlara, «Size esenlik olsun!» dedi. Bunu söyledikten sonra onlara ellerini ve bö─črünü gösterdi. ┼×akirtler Rabbi görünce sevindiler.

 

Nihayet ┼čakirtler Rabbi görüp mutlu oluyor, seviniyorlar; ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒, kalplerindeki haça gerilmesinden olu┼čmu┼č olan a─č─▒rl─▒─č─▒ kald─▒rmaktad─▒r. Böylece ┼čakirtlerin yüzüne yeniden sevinç dönüyor. Bu sevinç asl─▒nda kalplerinde olup bitenin ifadesidir: ─░sa’n─▒n ya┼čad─▒─č─▒na ikna olup seviniyorlar.

Sevinç, ─░sa’n─▒n dirilmi┼č oldu─čuna iman etmenin ilk reaksiyonudur; ilktir, son de─čildir; ilktir, fakat yeterli de─čildir. Aziz Luka ─░ncili’nde ┼čakirtlerin bu sevincini ┼čöyle dile getirir: “Sevinçten hala inanmayan ┼čakirtler...”. Sevinç imanlar─▒n─▒ engelliyordu. Peki, bu nas─▒l olabilir? Sevinç asl─▒nda güzel, arzu edilen bir ┼čeydir, ancak hâlâ kendimize yöneliktir ve dolay─▒s─▒yla da hayat─▒m─▒za, duygular─▒m─▒za, içimizde olup bitenlere dikkatli olmam─▒z─▒ yarat─▒r: hissetti─čimiz ve gördü─čümüz her ┼čeyde tatminimizi ve ç─▒kar─▒m─▒z─▒ aramaya bizi itiyor. ─░┼čte ─░ncilci bunun hâlâ iman olmad─▒─č─▒n─▒ söylemektedir.

─░man nedir? Rabbin u─čruna ya┼čayabilmemiz için, O’na hayat─▒m─▒z─▒ sunabilmemiz için, Rabbe yaslanmak: iman budur. Sevinç kendimizi sunmam─▒za haz─▒r olmam─▒z için bir engel olabilir. Sevinç ilk ad─▒mlardan biridir, son de─čildir.

Sevinçten hala inanamayan ┼čakirtler...” Gerçekten Rabbe iman edip dirili┼činin sevincini tatmak istiyoruz, fakat ayn─▒ zamanda O’na kendimizi haz─▒r oldu─čumuzu göstermek istiyoruz öyle ki O, hayat─▒m─▒z─▒ projesi için kullanabilecek, yüre─čimizi de Ruh’u ile doldurabilecek. E─čer sevinç an─▒nda durursak, hala kendimize dönük kalacakt─▒k ve zorluk an─▒nda dayan─▒kl─▒ ve sad─▒k kalamayacakt─▒k.

 

Rab ─░sa, seni Dirilmi┼č olarak görme sevincini bizlere ba─č─▒┼člayan sen, daha olgun bir imana kavu┼čmam─▒z─▒ sa─čla; öyle bir iman olsun ki, bize kar┼č─▒ yap─▒lan kötülükleri önemsemememize, hatta cömertçe kendimizi senin iste─čini gerçekle┼čtirmek için sunmam─▒za yard─▒m etsin.

 


29.

 

─░sa yine onlara, «Size esenlik olsun!» dedi. «Baba beni gönderdi─či gibi, ben de sizi gönderiyorum.»

 

┼×akirtlerine bir defa “Size esenlik olsun!” söyledikten sonra, ellerini ve bö─črünü gösterdikten sonra, onlara sevinci tatt─▒rd─▒ktan sonra, ─░sa onlara ba┼čka bir ad─▒m att─▒r─▒yor.

O, ┼čakirtlere bir arma─čan sunuyor. Daha önce de belirtti─čimiz gibi, “selamet, esenlik” kelimesi “payla┼čmak” demektir: “benim zenginliklerimden siz de faydalan─▒p sevinin” anlam─▒n─▒ ta┼č─▒r. ─░┼čte ─░sa kendi zenginliklerini ┼čakirtlerine vermeye ba┼člamaktad─▒r. Peki, ─░sa’n─▒n zenginli─či nedir? ─░sa’n─▒n zenginli─či, Baba’n─▒n iste─čini yerine getirmektir. O, “Benim besinim, beni gönderenin arzusunu yerine getirmektir” demi┼čti. ─░sa, Baba’n─▒n sözünü gerçekle┼čtirmekten, Tanr─▒’n─▒n sad─▒k hizmetkâr─▒ olmaktan sevinmektedir. Bu gerçe─či ve bu hayat─▒, ┼čakirtlerine de vermek istiyor. “Size esenlik olsun! Baba’n─▒n beni gönderdi─či gibi ben de sizleri gönderiyorum” derken, ─░sa ald─▒─č─▒ görevinin ayn─▒s─▒n─▒ onunkilere de vermektedir: kendi için de─čil, O’nun için ya┼čamak, t─▒pk─▒ O, Baba için ya┼čad─▒─č─▒ gibi; kendi iste─čini de─čil, O’nun iste─čini yerine getirmek için ya┼čamak, t─▒pk─▒ O, Baba’n─▒n iste─čini yerine getirerek ya┼čad─▒─č─▒ gibi.

“Baba’n─▒n beni gönderdi─či gibi ben de sizleri gönderiyorum”. Baba ─░sa’y─▒ kurtlar─▒n aras─▒na bir kuzu gibi gönderdi, ─░sa da onunkileri ayn─▒ ┼čekilde gönderir. Baba ─░sa’y─▒ tüm insanlar─▒, ilk olarak günahkarlar─▒, sevmeye gönderdi; ─░sa da ┼čakirtlerini herkesi, ilk olarak günahkarlar─▒, sevmeye yollamaktad─▒r.

Baba, ─░sa’y─▒ “Baba” ad─▒n─▒ bütün insanlara aç─▒klamak için gönderdi─či gibi, ─░sa da ┼čakirtlerini, bizleri seven ve hayat veren Babam─▒z olan Tanr─▒’n─▒n gerçek yüzünü tan─▒tmak için insanl─▒─ča göndermektedir. ┼×akirtlerin müjdeleyecekleri ─░ncil budur; ┼čakirtlerin görevi, benim görevim ve senin görevin budur.

Baba’n─▒n Ad─▒n─▒, yani Baba’n─▒n sevgisinin gerçe─čini, sözler ile, hatta daha çok hayat─▒m─▒z ile tan─▒tabiliriz: sevgide, kutsall─▒kta, sadakatte, tap─▒nmakta ya┼čanan bir hayat arac─▒l─▒─č─▒yla.

 

Bugün senin de sevme görevini yerine getirmeye çal─▒┼čt─▒─č─▒n için te┼čekkür ediyorum: bu ┼čekilde, kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒n insanlar için, Tanr─▒’n─▒n kutsall─▒─č─▒n─▒n i┼čareti olursun.

Rab ─░sa, t─▒pk─▒ Baba’n─▒n seni gönderdi─či gibi, sen de bizi gönderdi─čin için, sana ┼čükürler olsun! “Size esenlik olsun!”

 

30.

 

Bunu söyledikten sonra onlar─▒n üzerine üfleyerek, «Kutsal Ruh’u al─▒n!» dedi.

 

─░sa ┼čakirtlerine sevinci tatt─▒r─▒p onlara kendi görevini verdikten sonra, onlara üçüncü ad─▒m─▒ att─▒r─▒r. Sevinç olmayaca─č─▒ zaman, o kadar kolayca kendilerine olan sevgiye ve korkuya kap─▒lan ┼čakirtleri nas─▒l Baba’n─▒n görevini yerine getirebileceklerdi? Bunu yapamayacaklard─▒! ─░┼čte ─░sa üçüncü ad─▒m─▒ at─▒yor, ┼čakirtlerine üçüncü arma─čan─▒ veriyor: “Kutsal Ruh’u al─▒n!” Bu, ─░sa’n─▒n Babas─▒ndan ald─▒─č─▒ en büyük zenginliktir. ─░sa, görevine ba┼člad─▒─č─▒nda Ruh, O’nun üzerine güvercin ┼čeklinde, kalmak için inmi┼čtir ve Ruh’u haç üzerinde Baba’ya teslim etmi┼čtir: “Baba, Ruhumu senin ellerine b─▒rak─▒yorum” “Ba┼č─▒n─▒ e─čerek Ruhunu teslim etti”. ─░sa ┼ču anda bu Ruh’u kendilerine ba─č─▒┼člamak istiyor. Bunu gerçekle┼čtirmek için söze dahi ihtiyac─▒ yok: “Onlar─▒n üzerine üfledi”. ─░sa ilahi bir harekette bulunur. Yarat─▒l─▒┼č─▒n ba┼člang─▒c─▒nda Tanr─▒ ya┼čayan Ruhu adam─▒n-Adem’in üzerine, üflemi┼čti; ┼čimdi ─░sa ┼čakirtlerinin üzerine üflüyor: onlar yeni Adem’in, yeni adam─▒n tasviri olmal─▒d─▒rlar; yüreklerinde insani hayat─▒n yenili─čini ta┼č─▒yacaklar. ─░sa kendi Ruh’unu, Kutsal Ruh’u, onlar─▒ de─či┼čtiren, onlar─▒ korkusuzca kendi Ad─▒n─▒n tan─▒klar─▒ k─▒l─▒p, kendilerini sunmalar─▒n─▒ sa─člayan Ruh’unu onlar─▒n üzerine üflemektedir.

─░sa, “Kutsal Ruh’u al─▒n” diyor. O, kendi üflemesine bu sözlerle e┼člik eder. Bu sözler ayn─▒ zamanda bir emir ve bir arma─čand─▒r. Sanki O diyor ki, “Ben size Kutsal Ruh’u ba─č─▒┼čl─▒yorum, siz O’nu kabul etmek için yüre─činizi aç─▒n”.

“Kutsal Ruh’u al─▒n”. Kutsal Ruh bir arma─čand─▒r, fakat O, kabul edilmelidir; insan O’nu kabul etmek istemelidir, kendi yüre─čini açmal─▒d─▒r; e─čer insan─▒n yüre─či kapal─▒ kal─▒rsa, ba┼čka ruhlarla me┼čgul olursa, Kutsal Ruh o insan─▒n yüre─čine giremez, onu de─či┼čtiremez.

 

Rab ─░sa, Havarilerine Kutsal Ruh’u verdi─čin için sana ┼čükrediyoruz; sana te┼čekkür ederiz çünkü O’nu bugün bize de ba─č─▒┼čl─▒yorsun, öyle ki kar┼č─▒la┼čaca─č─▒m─▒z durumlarda senin sevgin u─čruna kendimizi sunabiliriz.

 

31.

 

«Kutsal Ruh’u al─▒n!» dedi. «Kimin günahlar─▒n─▒ ba─č─▒┼člarsan─▒z, ba─č─▒┼članm─▒┼č olur; kimin günahlar─▒n─▒ ba─č─▒┼člamazsan─▒z, ba─č─▒┼članmam─▒┼č kal─▒r.»

 

Kutsal Ruh gerçekten insan─▒n yüre─čini de─či┼čtirir; onu ┼ču ┼čekilde de─či┼čtirir: onu Tanr─▒ ile ba┼č ba┼ča kalmakta yetenekli k─▒lar. ─░nsan, Adem’in cennet bahçesinden ayr─▒ld─▒─č─▒ andan beri, Baba’ya olan samimiyetini kaybettikten sonra, yolun d─▒┼č─▒nda bulunuyor: i┼čte bu, onun günah─▒. Çünkü yolun d─▒┼č─▒nda bulunmak insan─▒n hedefine varmas─▒n─▒ engelliyor. ─░nsan tekrar do─čru yola yönelip Baba’ya dönmelidir. Ama bunu nas─▒l yapabilir? ─░┼čte: yol Rab ─░sa’d─▒r. O, “Yol, gerçek ve ya┼čam benim arac─▒l─▒─č─▒m olmadan kimse Baba’ya ula┼čamaz” demi┼čti. ─░sa, insan─▒ günahtan kurtarand─▒r. O, yoldan ç─▒km─▒┼č olan, yönünü ┼ča┼č─▒rm─▒┼č olan, kendi varl─▒─č─▒n─▒n bir anlam─▒ ve amac─▒ bulmamaktan dolay─▒ bu dünyada sevinci tadamayan insan─▒n tekrar do─čru yolda yürümesini ve Baba’ya ula┼čmas─▒n─▒ sa─člar.

Fakat ─░sa öldü, dirildi ve gö─če ç─▒kt─▒; o zaman ┼čimdi bu ödevi kim gerçekle┼čtiriyor? O’nun yerinde kim var?

“Kutsal Ruh’u al─▒n! Kimin günahlar─▒n─▒ ba─č─▒┼člarsan─▒z, ba─č─▒┼članm─▒┼č olur”. ┼×imdi Kutsal Ruh ─░sa’n─▒n ┼čakirtlerinin içinde ve Kilisede bulunuyor, o Ruh ki, kimin do─čru yolda, kimin yanl─▒┼č yolda oldu─čunu tan─▒yabilir.

Kutsal Ruh, dünyan─▒n yollar─▒n─▒ ayd─▒nlatan ve bize sahte yollardan Baba’ya götüren do─čru yollar─▒ ay─▒rt etmeye yard─▒m eden ─▒┼č─▒kt─▒r.

Bu ─▒┼č─▒k Kilise’ye, ─░sa’n─▒n ┼čakirtlerine verilir; onlar senin, yolda veya yolun d─▒┼č─▒nda oldu─čunu tan─▒yabilirler; onlar senin Baba’ya götüren yolda veya garip - yani hiçbir zaman senin Evine, senin konutuna, senin gerçek mutlulu─čuna götürmeyen - yollarda yürüdü─čünü ay─▒rt edebilirler.

Kilise’nin bu ödevi var, O bunu gerçekle┼čtirmelidir. Kilise insanlara, “Sen do─čru yoldas─▒n”, ya da, “Sen yanl─▒┼č yoldas─▒n” söylemelidir. Sadece söylemekle de─čil, ayn─▒ zamanda da günahlar─▒ ba─č─▒┼člamakla - yani, yoldan ç─▒km─▒┼č insan─▒ do─čru yola getirmekle - görevlendirilmi┼čtir. Kilise, kendi Kutsal Gizemleri arac─▒l─▒─č─▒yla, kendi ya┼čam─▒ arac─▒l─▒─č─▒yla, kendi sevgisi arac─▒l─▒─č─▒yla tüm insanlar için bu büyük hizmeti gerçekle┼čtiriyor. Kilise, Vaftiz, Efkaristiya, Kuvvetlendirme ve bütün di─čer Gizemler ile ilan etti─či Sözler ile, insan─▒ karanl─▒k durumundan al─▒p ─▒┼č─▒─ča götürüyor. Bu Gizemleri ve bu Sözleri kabul etmeyenler kendi günahlar─▒nda ve yolun d─▒┼č─▒nda kal─▒yor; onlar da Rab ─░sa’n─▒n tek olan a─č─▒l─▒na geri getirilebilsinler diye, kendimizi sunmam─▒z ve ac─▒ çekmemiz gerekiyor.

 

Biz de bugün Rabbe s─▒k─▒nt─▒lar─▒m─▒z─▒ ve yorgunluklar─▒m─▒z─▒ sunmak istiyoruz öyle ki karanl─▒kta kaybolmu┼č olanlardan birileri Baba’ya götüren tek yol olan Rab ─░sa’ya dönebilsin.

 

32.

 

Onikilerden biri, ─░kiz diye an─▒lan Tomas, ─░sa geldi─činde onlarla birlikte de─čildi. Öbür ┼čakirtler ona, «Biz Rab’bi gördük!» dediler. Tomas ise, «O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parma─č─▒mla dokunmad─▒kça ve elimi bö─črüne sokmad─▒kça inanmam» dedi.

 

Tomas Onikilerden biridir; fakat ─░sa’n─▒n Dirili┼č gününde onlarla birlikte de─čildi: ─░sa O’nunkilere göründü─čü zaman, onlar─▒n ortas─▒nda durdu─ču zaman, onlara esenli─čini, Baba’n─▒n vermi┼č oldu─ču görevi ve Kutsal Ruh’u ba─č─▒┼člad─▒─č─▒ zaman, o anda Tomas yoktu.

Hayatlar─▒ için böylesine önemli ve ciddi bir anda ┼čakirtlerin grubunda Tomas’─▒n olmamas─▒ bana bunu dü┼čündürüyor: H─▒ristiyanlar─▒n Cemaati, baz─▒ üyeleri olmadan da, ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒n tad─▒na varabilir; H─▒ristiyan Cemaatinin toplanmas─▒nda, ben olmadan da, ─░sa mevcut olabilir. Bunun anlam─▒ nedir? Bu demek ki, Cemaatin, ben aralar─▒nda olmad─▒─č─▒mda dahi, ald─▒─č─▒ kararlar─▒ ciddi olarak kabul edece─čim, çünkü Cemaat kararlar─▒n─▒ ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒nda al─▒r; o halde ben Rabbe itaat edece─čim ve Cemaat’in, O’nunla birlikte, ald─▒─č─▒ kararlar─▒ kabul edece─čim. Bu, H─▒ristiyan Cemaatin, yani Kilise’nin, hem geçmi┼č as─▒rlarda H─▒ristiyanlar─▒n ve Episkoposlar─▒n toplant─▒lar─▒nda - örne─čin Konsillerde -, hem de iki hafta önce Mahalli Kilise toplant─▒s─▒nda ald─▒─č─▒ kararlar için geçerlidir.

Tomas orada mevcut olmamas─▒na ra─čmen, Rab ─░sa havarilerine göründü ve onlar─▒n aras─▒nda kendi görevini tamamen gerçekle┼čtirdi.

─░sa’n─▒n, birinin ya da ba┼čkas─▒n─▒n kat─▒lmamas─▒na, benim varl─▒─č─▒ma veya benim olmamama ba─čl─▒ olmad─▒─č─▒n─▒ görmek büyük bir lütuftur. O, kendi toplulukta istedi─či gibi davranmak özgürlü─čüne sahiptir, çünkü gerçekle┼čtirdi─či eser kendisinindir.

Dolay─▒s─▒yla, benim günah─▒m, benim tembelli─čim, herhangi ba┼čka bir sebepten dolay─▒ H─▒ristiyan Cemaatinin toplant─▒lar─▒nda mevcut olmasam da, büyük bir alçakgönüllülükle H─▒ristiyan Cemaate, O’nun kararlar─▒na ve giri┼čimlerine bir arma─čan gibi bakaca─č─▒m.

 

Bizleri, as─▒rlar boyunca ya┼čayan ve her zaman, her dönemde Rabbin varl─▒─č─▒n─▒n tad─▒na varan Kilisesinin aktif üyeleri k─▒ld─▒─č─▒ için, ─░sa’ya ┼čükredelim; her H─▒ristiyan’─▒n, Kilise’nin canl─▒ üyesini hissederek, O’na tam ve içten itaat edebilmesi için, dua edelim.

 

33.

 

Onikilerden biri, ─░kiz diye an─▒lan Tomas, ─░sa geldi─činde onlarla birlikte de─čildi. Öbür ┼čakirtler ona, «Biz Rab’bi gördük!» dediler. Tomas ise, «O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parma─č─▒mla dokunmad─▒kça ve elimi bö─črüne sokmad─▒kça inanmam» dedi.

 

─░sa ┼čakirtlerinin yan─▒na geldi─či zaman Tomas onlarla birlikte de─čildi.

─░sa’n─▒n di─čer ┼čakirtleri Tomas’─▒n yoklu─čunu kendilerini “haberi ilan edici” k─▒lmak için kullanmaktad─▒r. ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri, Dirilmi┼č ─░sa’y─▒ görmü┼č olan Havariler, kendi gördüklerini, kendi tecrübe ettiklerini ilan etmektedir; bunlar─▒ Tomas’a ilan etmektedir.

Bu çok basit, do─čal ve aç─▒k olay bana günlük tecrübelerimizi dü┼čündürüyor: bizler, di─čer H─▒ristiyanlarla, yani di─čer ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri ile birlikte ya┼č─▒yoruz. Peki, Rab ile ya┼čad─▒─č─▒m─▒z tecrübeleri ilk olarak onlara sunuyoruz.

Hayat─▒m─▒zda ─░sa’yla kar┼č─▒la┼čt─▒─č─▒m─▒zda, O’ndan bir ─▒┼č─▒k veya içsel bir ö─čüt al─▒p, ne┼če, teselli, ac─▒lar─▒m─▒za bir destek buluyoruz. Bundan ilk olarak imanl─▒ karde┼člerimiz sevinmelidir. Nitekim di─čer H─▒ristiyanlar─▒n, bizimle birlikte olan H─▒ristiyanlar─▒n imanda desteklenmelerine, Rabbin ba┼čkalar─▒n─▒n hayatlar─▒nda nas─▒l çal─▒┼čt─▒─č─▒n─▒ bilmeye ihtiyaçlar─▒ var. “Biz Rabbi gördük” diyerek ┼čakirtler, aralar─▒ndan birine sevinçli haberin tan─▒kl─▒─č─▒n─▒ yapmaktad─▒rlar.

Bu konuda geçmi┼č ve ┼čimdiki zamanlarda bana tan─▒kl─▒k eden pek çok H─▒ristiyan karde┼čime gerçekten te┼čekkür etmek istiyorum. Onlar Rab ile olan kendi tecrübelerini benimle payla┼čarak bana destek olup yard─▒m ediyor, ya┼čayabildi─čim küçük iman─▒m─▒ güçlendiriyorlar. Benim yan─▒mda “Ben Rabbi gördüm” diyen birinin olmas─▒ ve Dirilmi┼č olan ─░sa’dan ─▒┼č─▒k, huzur ve teselli al─▒p bu tecrübesini benimle payla┼č─▒yorsa, bu benim için büyük bir arma─čand─▒r.

Bu ┼čey gerçekten çok güzeldir: ─░ncil’in “Öbür ┼čakirtler ona, «Biz Rabbi gördük!»” diyen sözlerini hayat─▒m─▒zda da ya┼č─▒yoruz.

Sen de birine, “Rabbi gördüm” diyebilesin! Sen de ─░sa’n─▒n varl─▒─č─▒n─▒ tan─▒y─▒p tadas─▒n! O, kuskusuz i┼činin ve varl─▒─č─▒n─▒n belirtilerini sana gösteriyor. Bunlar─▒ unutma, tersine dinlemeye haz─▒r birini buldu─čun zaman, anlat! Bu tan─▒kl─▒k herkesin ihtiyac─▒ olan bir lütuf, Tanr─▒’n─▒n bir lütfudur. Birisi sana bu belirtileri anlatt─▒─č─▒nda da onu dinle: Rab ─░sa ile daha canl─▒ ve birlik ruhunun içinde ya┼čayabilsin diye Tanr─▒’n─▒n sana verdi─či bir lütuftur.

 

Rab ─░sa, hayatlar─▒m─▒zda, cemaatimizde senin varl─▒─č─▒n─▒ görebilmemiz için bizlere Kutsal Ruh’unu gönder. Seninle ya┼čad─▒klar─▒m─▒z─▒ karde┼člerimizle payla┼čabilmemiz için bizlere birlik ruhunu ba─č─▒┼čla.

 

34.

 

«Biz Rabbi gördük!» dediler. Tomas ise, «O’nun ellerinde çivilerin izini görmedikçe, çivilerin izine parma─č─▒mla dokunmad─▒kça ve elimi bö─črüne sokmad─▒kça inanmam» dedi.

 

┼×akirtler Tomas için ─░sa’n─▒n Dirili┼činin tan─▒klar─▒ oldular, ama Tomas ön yarg─▒l─▒d─▒r: o, ölmü┼č olan birinin dirilemeyece─čini dü┼čünüyor; en az─▒ndan buna inanabilmek için belirli i┼čaretleri görmek istiyor. Bu i┼čaretleri Tanr─▒’dan beklemiyor, kendisi bunlar─▒ belirlemek istiyor; “Görmedikçe..., parma─č─▒mla dokunmad─▒kça..., elimi sokmad─▒kça..., inanmam” diyerek inanmak için gerekli olan kan─▒tlar─▒ Tomas kendisi Tanr─▒’ya bildirmektedir.

Burada kesinlikle gurur hem de yanl─▒┼č bir kan─▒ var; bu kan─▒ya göre iman insan─▒n i┼činin, kendi görmesinin ve kendi dokunmas─▒n─▒n sonucudur. Günümüzde de birçoklar─▒ Tomas gibi dü┼čünüyorlar: “Ben O’nu hiç bir zaman görmedim, bunun için inanm─▒yorum!” Sanki iman insan─▒n eseriymi┼č gibi...

─░man ise Tanr─▒’n─▒n bir lütfudur.

Gerçek iman, inanmak – yani Dirilmi┼č olana güvenmek, O’na hayat─▒ ba─č─▒┼člamak, O’nu sonuna kadar sevmek ve takip etmek – böyle bir iman görmemizin ve dokunmam─▒z─▒n sonucu de─čildir, Tanr─▒’n─▒n arma─čan─▒d─▒r. Bu arma─čan gururlu bir kalbe verilemez, sadece alçakgönüllü ve uysal olana verilir.

Tomas gerçekten büyük bir i┼čaret alm─▒┼čt─▒r: o, on adam─▒ de─či┼čmi┼č, dönü┼čmü┼č olarak görmü┼čtü. Tam o anda, Tomas’─▒n önünde tan─▒d─▒─č─▒ on ki┼či vard─▒: o, onlar─▒ ac─▒l─▒, korkuya kap─▒lm─▒┼č, dü┼č k─▒r─▒kl─▒─č─▒na u─čram─▒┼č ve üzüntülü b─▒rakm─▒┼čt─▒; i┼čte ┼čimdi o on ki┼či Tomas’─▒n önünde ne┼če içinde duruyorlard─▒. Bundan daha büyük nas─▒l bir i┼čaret beklenebilir? De─či┼čmi┼č, sevinçli, sevmeye ve cömert olmaya yetkin k─▒l─▒nm─▒┼č, tüm korkular─▒n─▒ terk etmi┼č on ki┼či... Bu on adam çok büyük bir i┼čarettir, Tanr─▒’n─▒n bir i┼čaretidir. Tomas bunu görüyor, fakat kalbi kapal─▒d─▒r ve anlam─▒yor. Ba┼čka i┼čaretleri nas─▒l anlayabilecek? E─čer Tanr─▒ ona kendi istedi─či i┼čaretleri verecekse, o da söyleyebilecekti: “Ah, bu sadece bir rüya oldu”!

Tanr─▒’dan belirtileri istememeliyiz. Zaten O, tüm gereken belirtileri bize veriyor: yeter ki alçakgönüllülük ve sevgiyle gözlerimizi açal─▒m ve onlar─▒ görece─čiz; yaln─▒zca ─░sa’n─▒n Dirili┼činin de─čil, Baba’n─▒n durmadan verdi─či büyük sevgisinin i┼čaretlerini ve yeni hayat─▒n i┼čaretlerini de görece─čiz: Baba bu hayat─▒, biz de, ┼čimdiden, dirilmi┼č olarak ya┼čayabilelim diye, yüre─čimize koymak istiyor.

Seninle birlikte Kutsal Ruh’a yalvar─▒yorum: O, yüre─čimizi yenilemeye gelsin!

 

Gel, Kutsal Ruh, müminlerinin kalplerini yenile ki biz Rab ─░sa’ya inan─▒p O’na hayat─▒ ba─č─▒┼člayabilelim ve karde┼člerimiz için bir i┼čaret olal─▒m!

 

35.

 

Sekiz gün sonra ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi.

 

“Sekiz gün sonra”, ya da Yunancadan tam tercüme edecek olursak:“Sekizinci gün... yine evdeydiler”.

“Sekizinci gün”: ─░ncil’in bu Sözü önemli, çünkü o, bize ─░sa’n─▒n Dirili┼či ve sonraki görünmelerinin, zaman─▒ yeni bir ya┼čama tarz─▒na ba┼člad─▒─č─▒n─▒ sezmemize yard─▒mc─▒ oluyor. Günler sadece yedi; ┼čimdiye kadar zaman─▒ hep yediyle ölçtük, haftan─▒n yedi günü var.

Burada ise sekizinci gün ba┼člamaktad─▒r: bu gün, zamandan sonra gelen gündür; bu gün, yeni bir zaman─▒, Rabbin Dirili┼činin zaman─▒n─▒ gösteren gündür. Bizler, önümüzde olan ölümün korkusu ile zaman─▒m─▒z─▒ ya┼čamaya al─▒┼čm─▒┼č─▒z. Rab ─░sa Dirili┼čiyle bu korkuyu yok etti. O, ölümü sevginin ve sunu┼čun bir eylemine dönü┼čtürdü: sevginin hüküm sürdü─čü yerde korku olamaz. Sevdi─čimiz andan korkmad─▒─č─▒m─▒z gibi, sevece─čimiz andan da korkmay─▒z, çünkü sevgi korkuyu yok ediyor.

─░sa’n─▒n Dirili┼či, yeni bir ya┼čam biçimi aç─▒l─▒┼č─▒n─▒ yap─▒yor: art─▒k yedi say─▒s─▒ndan, yani yasadan, mecburiyetten ve dolay─▒s─▒yla korkudan, ölümden de─čil, sevgiden belirlenmi┼č bir zamanda ya┼č─▒yoruz: bu zamanda farkl─▒l─▒k olmuyor, saatlerin ve günlerin aras─▒nda farkl─▒l─▒k yoktur. Sevdi─čimiz zaman, farkl─▒l─▒k yapamay─▒z: seven ki┼či saat ve takvime bakmaz. Sevgi, yeni zaman─▒n yeni halidir. Ölümden dirilerek, ─░sa bu büyük yenili─či gerçekle┼čtiriyor; ─░ncil, “Sekizinci gün” k─▒sa ifadesi ile bu yenili─či vurguluyor.

“Sekiz gün sonra ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi.” Yeni günde, sevginin gününde herkes oradad─▒r; bu günde, en önemli olay, insanl─▒─č─▒n tarihini de─či┼čtiren olay, yani, Rab ─░sa’n─▒n Dirili┼či sayesinde kendini gösteren Baba’n─▒n sevgisi kutlanmakta.

Bizler de takvim ve saatle de─čil, sevgi ve kendini sunma yetene─či ile ölçülen yeni bir zamanda ya┼č─▒yoruz. Bu yeni gerçe─či bizler için mümkün k─▒lan da Kutsal Ruh’tur. Rab ─░sa’n─▒n ┼čakirtlerine vermek istedi─či bu hayat, Kutsal Ruh arac─▒l─▒─č─▒yla gerçekle┼čir.

Bizler de bugün, sevgi içinde ya┼čayarak, bu yeni hayat─▒ tecrübe etmeye çal─▒┼čal─▒m: böylece ya┼čayarak art─▒k zaman─▒ hesaplamayaca─č─▒z.

 

Gel, Kutsal Ruh, gel! Baba’n─▒n sevgisinin Ruh’u, ─░sa’n─▒n sevgisinin Ruh’u, içimize gel!

 

36.

 

Sekiz gün sonra ─░sa’n─▒n ┼čakirtleri yine evdeydiler. Tomas da onlarla birlikteydi. Kap─▒lar kapal─▒yken ─░sa gelip ortalar─▒nda durdu, «Size esenlik olsun!» dedi. Sonra Tomas’a, «Parma─č─▒n─▒ uzat» dedi, «ellerime bak, elini uzat, bö─črüme koy. ─░mans─▒z olma, imanl─▒ ol!»

 

“Tomas da onlarla birlikteydi”: bu kez ─░sa’n─▒n ┼čakirtlerinin Cemaati hep birliktedir, ama bu taml─▒k, orada bulunan herkes ayn─▒ fikirde bulunmad─▒─č─▒ndan, yaln─▒zca say─▒sal bir anlam ta┼č─▒maktad─▒r. Baz─▒lar─▒ imanl─▒ olarak, aralar─▒ndan biri ise imans─▒z olarak, kendi karde┼člerinin tan─▒kl─▒klar─▒na bile iman etmeyen olarak, bulunmaktad─▒r.

“Tomas onlarla birlikteydi” Tomas’─▒n mevcudiyeti bir sevinç sebebi olabilirdi, ama inanmad─▒─č─▒ndan dolay─▒ bir a─č─▒rl─▒kt─▒r.

Bizim aram─▒zda da böyle oluyor: ─░sa’n─▒n, kendi ┼čakirtlerinin aras─▒nda özel bir ┼čekilde mevcudiyetini verdi─či gün, yani Rabbin Gününde toplanan Cemaat içinde, herkes imanl─▒ de─čildir: çok defa aras─▒nda “Tomas” da vard─▒r.

Bu kötü bir ┼čey de─čil, aksine, Cemaat tam bunu istemelidir: kendinin içinde kendi “Tomas”’─▒n─▒n olmas─▒ için tüm gücüyle çal─▒┼čmal─▒d─▒r. E─čer “Tomas”, yani hala inanmayan olan, Rab ─░sa’n─▒n ┼čakirtlerinin aras─▒nda ise, ┼čakirtler onun için ─░sa’n─▒n tan─▒klar─▒ olabilirler; onlar─▒n aras─▒nda kendi varl─▒─č─▒n─▒ veren Rab, yeniden, imans─▒zl─▒─č─▒ imana çevirerek, kendi eserini gerçekle┼čtirebilir. O halde, e─čer Cemaatimiz içinde inanmayan veya yüzeysel bir ┼čekilde inanan, ┼čüphelenen, sadece kendi fikrini gururla öneren ki┼či varsa, korkmamal─▒y─▒z. Cemaat, bizim Cemaatimiz, inanmayan─▒n veya tam bir ┼čekilde inanmayan─▒n yüre─činde kendi mucizelerini gerçekle┼čtirebilece─či Rabbine olan iman ile, bu varl─▒─č─▒ (yani “Tomas’─▒n” varl─▒─č─▒n─▒) kabul etmelidir: Rab, imanl─▒lar cemaati arac─▒l─▒─č─▒yla, yüre─čin de─či┼čimini gerçekle┼čtirir.

Aksine mükemmel, ideal ”Cemaat” olarak, dünyan─▒n gözlerinin önünde kendisini göstermek, sap─▒k gruplar─▒n özelli─čidir; nitekim onlar, “Biz saf olanlar─▒z, hepimiz dürüstüz, hepimiz imanl─▒y─▒z!” diye söylemektedirler; ama bu tür gruplardan sak─▒nmal─▒y─▒z: onlar─▒n içinde insan kendisi ile övünür; bu gruplarda çal─▒┼čan, Tanr─▒ de─čil, insand─▒r; bunun için bu sap─▒k gruplarda insan ba┼čkalar─▒n─▒n egemeni oluyor. Onlar da, hep birlikte, fark─▒na varmadan bile insanlar─▒n vicdanlar─▒na bask─▒ yap─▒yorlar. Sap─▒k gruplar böyledir; kap─▒lar─▒m─▒z─▒ çal─▒p, bizleri en iyi ve kutsal iman─▒n kendilerininki oldu─čuna inand─▒rmaya çal─▒┼čan sap─▒k gruplar da, onlardand─▒r. ─░sa’n─▒n göründü─čü, O’nun var oldu─ču Cemaatin içinde daima “Tomas” da var, yani hala iman etmeyen, güvensizlikte olan, iman etmesi için ve karde┼člerle olan birlikte geli┼čmesi için baz─▒ somut i┼čaretlere, ba┼čkalar─▒n─▒n yard─▒m─▒na ve merhametine ihtiyac─▒ olanlar daima var.

H─▒ristiyan Cemaatlerimizin üzerine Kutsal Ruh’un gelmesini yalvaral─▒m öyle ki orada iman etmeyenler, kalplerinde sadece karanl─▒─č─▒ ta┼č─▒yanlar kabul edilip Rab’den ─▒┼č─▒─č─▒ alabilsinler.

 

Gel, Kutsal Ruh, imanl─▒lar─▒n kalbinde sevginin ─▒┼č─▒─č─▒n─▒ parlat!

 

37.

 

Kap─▒lar kapal─▒yken ─░sa gelip ortalar─▒nda durdu, «Size esenlik olsun!» dedi. Sonra Tomas’a, «Parma─č─▒n─▒ uzat» dedi, «ellerime bak, elini uzat, bö─črüme koy. ─░mans─▒z olma, imanl─▒ ol!»

 

Sekizinci gün ─░sa ┼čakirtlerinin Cemaatinin aras─▒na yeniden geliyor, onlara varl─▒─č─▒n─▒ veriyor; böyle yaparak bugün de ya┼čay─▒p kutlamakta oldu─čumuz yeni bir litürjik günü ba┼člat─▒yor.

─░sa, ilk olarak Dirili┼č gününde yapm─▒┼č olduklar─▒n─▒ tekrarl─▒yor; ayn─▒ ┼čekilde kendi mevcudiyetini sunuyor, ayn─▒ ┼čekilde kendi sözünü tekrarl─▒yor: “Esenlik sizinle olsun!” ┼×akirtlerinin aras─▒na her geldi─činde, ─░sa kendi hayat─▒n─▒n zenginliklerini onlarla payla┼čmak istemektedir: “Esenlik sizinle olsun!”

Sonra ─░sa do─črudan do─čruya Tomas’a yöneliyor: “Parma─č─▒n─▒ uzat ve dokun”. ─░sa’n─▒n ilk dikkatini çeken ki┼či, Petrus veya Yuhanna veya ba┼čka inançl─▒ ┼čakirtler de─čil, Tomas’d─▒r. ─░sa bulundu─ču Cemaatin içinde her ┼čeyden önce ruhun birli─činin olmas─▒n─▒ arzu eder. Bunun için herkesin kendisini tan─▒mas─▒n─▒ ister; nitekim ─░sa’y─▒, Rab olarak, ölümden Dirilmi┼č olan, insan varl─▒─č─▒na yeni anlam veren, sonsuza dek var Olan olarak tan─▒yanlar─▒n aras─▒nda ruhta birlik mümkündür.

O halde, ─░sa, Tomas’a yöneliyor. Bu olay bana cemaatimde ya┼čad─▒─č─▒m rahip tecrübesini hat─▒rlat─▒r. Her pazar günü Kutsal Efkaristiya ayinini kutlarken dikkatimi özellikle gördü─čüm ┼čüphe içinde olanlara yöneltiyorum: ┼čüpheli, inanmayan ya da az inananlar, dolay─▒s─▒yla Rabbin varl─▒─č─▒na, Baba’n─▒n sevgisine sevinemeyenler, Cemaat’in toplulu─čunda daima bulunur. Bunun için hem ayin kitab─▒ndan okudu─čum hem de vaaz verirken söyledi─čim sözler, Kutsal Ruh’tan gelip bu insanlar─▒n yüre─čini dokunan sözler olsun diye çal─▒┼č─▒yorum.

Bu, bazen can─▒m─▒ s─▒k─▒lmas─▒na sebep oluyor, çünkü dü┼čünüyorum, “Burada toplanm─▒┼č olan bir sürü imanl─▒ insan var, onlara konu┼čmal─▒y─▒m; onlar─▒n da imanda geli┼čmelerini ve sevinebilmelerini hesaba katmal─▒y─▒m”. Yine de, istemeden, dikkatimi imandan uzak olanlara ya da kendilerini böyle hissedenlere yöneltiyorum. Bu tecrübe, ─░sa’n─▒n davranma tarz─▒n─▒ anlamama yard─▒m ediyor, hatta: Efkaristiya ayinini kutlad─▒─č─▒mda, benim rahip olmam ─░sa’n─▒n davranma ┼čekline bürünür. Tomas’─▒n da sekizinci günün toplant─▒s─▒n─▒n tad─▒na varmas─▒ için ─░sa ilk önce ona yöneliyor. E─čer Tomas Rabbin varl─▒─č─▒na iman etmezse, o toplant─▒ onun için ya┼čam ve kurtulu┼čun bir toplant─▒s─▒ de─čil, bir yarg─▒ toplant─▒s─▒ olacakt─▒r.

 

Kutsal Ruh’a yalvaral─▒m öyle ki, toplant─▒lar─▒m─▒zdaki inanmayanlar imana varabilsinler, ┼čüphe edenler, rahibin sözleri, müminlerinin ilahileri, dua edenlerin duru┼člar─▒ arac─▒l─▒─č─▒yla, yüre─čini imana ve Dirilmi┼č Rab ─░sa’n─▒n sevgisine açabilsinler.

 

38.

 

Sonra Tomas’a, «Parma─č─▒n─▒ uzat» dedi, «ellerime bak, elini uzat, bö─črüme koy. ─░mans─▒z olma, imanl─▒ ol!»

 

Isa’n─▒n Tomas’a söyledi─či sözleri tam onun arzu etti─či sözlerdir; fakat Tomas’─▒n o arzusu alçakgönüllü de─čildi, bilakis gururlu ve iddial─▒ bir arzuydu, bunun için ─░sa’n─▒n sözleri Tomas’─▒n kulaklar─▒na kesinlikle azarlama olarak geldiler. Tomas elini uzatmaya, Rabbin yaralar─▒na koymak için parmaklar─▒n─▒ kald─▒rmaya dahi cesaret etmedi: Tomas için onlar─▒ görmek yeterli oldu. ─░sa Tomas’a, iman etmesi için, tam bekledi─či i┼čaretleri vermek istedi. ─░sa, bu ┼čakirdine kar┼č─▒ o kadar merhametli ki! Bizlere kar┼č─▒ da o kadar merhametlidir!

─░nanabilmeleri için özel i┼čaretlerini isteyen insanlar o kadar çok ki! Rab da bu i┼čaretleri vermektedir! Rab iddialar─▒m─▒za e─čiliyor, gururumuzun önünde bile e─čiliyor: O alçakgönüllüdür.

O halde, ku┼čkusuzca birçok kez hayat─▒m─▒zda da gösterildi─či Tanr─▒’n─▒n bu alçakgönüllülü─čüne bakarak, ö─črenmeye ve Kutsal Ruh’tan özellikle alçakgönüllülü─čün ruhunu kabul etmeye çal─▒┼čaca─č─▒z.

Alçakgönüllü oldu─čumuzda Tanr─▒ bize gizemlerini, büyük ve en derin gizemleri dahi aç─▒klayabilir; o gizemler ki biz hiçbir zaman anlamakta ne de inanmakta kendimizi yetkili saym─▒yoruz. O halde, biz, “Rab, ben bu ┼čeyleri anlam─▒yorum, ancak sen istersen ve istedi─čin zaman anlamam─▒ sa─člayabilirsin... Ben ┼ču anda, anlam─▒yorsam da, seni seviyorum; Kilisenin hayat─▒na kat─▒l─▒p senin Cemaatinin topland─▒─č─▒ yere gitmeye devam ediyorum” dersek, e─čer bu alçakgönüllülükle ya┼čarsak, ku┼čkusuz Rab kalbimizi açacakt─▒r. Tomas, inanmad─▒─č─▒na ra─čmen, sekizinci gün karde┼člerinin toplant─▒lar─▒na kat─▒ld─▒; gururlu ve inançs─▒z olmas─▒na ra─čmen, toplant─▒ya gitti. Bu alçakgönüllülü─čü sayesinde Rab Tomas’─▒n kalbini aç─▒p ona kendini gösterdi.

 

Gel, Kutsal Ruh, bizleri ilahi lütfu çeken alçakgönüllülükle donat!

 

39.

 

Tomas O’na, «Rabbim ve Tanr─▒m!» diye cevap verdi. ─░sa ona, «Beni gördü─čün için mi iman ettin?» dedi. «Görmeden iman edenlere ne mutlu!»

 

Tomas’─▒n ─░sa’ya verdi─či cevap çok güzeldir. O’nu gördü─čü an imanla dolup bunun bir ifadesi olarak “Rabbim ve Tanr─▒m” diye hayk─▒rmaktad─▒r. Tomas’─▒n dudaklar─▒ndan dökülen bu sözler bizleri ┼ča┼čk─▒na çeviriyor. Bu sözlerle onun yaln─▒z ─░sa’n─▒n dirildi─čine inanmakla kalmay─▒p, içinde daha çok derin bir iman─▒n do─čdu─čunu anl─▒yoruz. O, ─░sa’n─▒n Rab ve Tanr─▒ oldu─čuna iman ediyor. O’nu “Rabbim ve Tanr─▒m” diye ça─č─▒rmaktad─▒r. Bu sözleri, iman─▒n, ayn─▒ zamanda da, sevginin bir ifadesidir; iman ve sevgi bir arada yürüyüp hayat─▒ doldurmaktad─▒r!

“Rabbim ve Tanr─▒m!”: Tomas’─▒n bu iman─▒ ku┼čkusuz görmesinin, kendi çabas─▒n─▒n ve akl─▒n─▒n bir ürünü de─čil, Tanr─▒’n─▒n bir lütfudur. Çünkü yaln─▒z Baba bir insan─▒n kalbine böylesine saf ve güzel bir iman koyabilir; bu iman kalbini kendisi sunmakta k─▒lar. “Rabbim” diyerek Tomas art─▒k ─░sa’ya itaat etmek, kendisini O’na sunup O’nun arzusuna ve sözüne boyun e─čmek istedi─čini belirtmektedir. Tomas’─▒n yüre─činden f─▒┼čk─▒ran bu iman, büyük ve güzel bir imand─▒r; insan─▒n akl─▒n─▒n de─čil, Tanr─▒’n─▒n eseridir.

“─░sa ona ┼čöyle dedi: «Beni gördü─čün için mi iman ettin? Görmeden iman edenlere ne mutlu!”

Tomas i┼čareti gördükten sonra iman etti, fakat ─░ncil Yazar─▒ birçoklar─▒n─▒n sadece Havarilerin sözüne dayanarak ─░sa’ya iman edeceklerini biliyor. Ve i┼čte ayn─▒ bize de böyle oldu: iman─▒m─▒z, iman─▒m ve iman─▒n, görmemizin bir sonucu de─čil, çünkü bizler Dirilmi┼č olan ─░sa’y─▒ görmedik, ancak Havarilerin sözlerine inand─▒k ve bu iman kalbimize mutluluk verdi, Tomas’─▒nkinden daha büyük bir sevinci getirdi. Tomas’─▒n ─░sa’y─▒ gördü─čü an ki sevinci, kendisinin ne kadar gururlu ve Rabbe kar┼č─▒ iddial─▒ oldu─čunun fark─▒na varmas─▒yla gölgelendi. ─░nanc─▒m─▒z, Dirilmi┼č olan Rabbe inanmam─▒z, kendimizi O’na teslim etmemiz, O’na hayat─▒m─▒z─▒ sunmam─▒z çok büyük bir imand─▒r ve bizler için çok saf bir sevinç sebebi olur, bizi bizden özgür k─▒lar. “Görmeden iman edenlere ne mutlu!”

Rabbe, varl─▒─č─▒na ve tanr─▒sall─▒─č─▒na olan iman─▒m─▒z─▒ ilan etmemizi sa─člad─▒─č─▒ için ┼čükredelim. O’na ┼čükrediyoruz, çünkü yüre─čimizde olan iman─▒m─▒z çabalar─▒m─▒zla elde etti─čimiz bir sonuç de─čil, kendi gücümüzle kazand─▒─č─▒m─▒z bir ┼čey de─čil, i┼čimizin ve iyili─čimizin ürünü de─čil: bu inanç, Baba’n─▒n bize bir arma─čan─▒d─▒r. Sevmekte yetenekli olmayan, Tanr─▒’n─▒n büyük eserlerini görmeyi ve O’nun Hayat─▒n─▒n gizemlerini anlamay─▒ bilmeyen insan─▒n kalbine O─člu ─░sa’y─▒ gösteren Baba’d─▒r.

 

Baba, bizleri O─člu olan ─░sa’ya inanmaya muktedir k─▒ld─▒─č─▒n için sana ┼čükürler olsun; bizlere de hayat─▒m─▒z─▒ sunmam─▒z─▒ ve ayaklar─▒na kapan─▒p O’na itaat etmemizi sa─člad─▒─č─▒n için te┼čekkürler.

 

40.

 

─░sa, ┼čakirtlerinin önünde, bu kitapta yaz─▒l─▒ olmayan ba┼čka birçok mucizeler yapt─▒. Ne var ki yaz─▒lanlar, ─░sa’n─▒n, Tanr─▒’n─▒n O─člu Mesih oldu─čuna iman edesiniz ve iman ederek O’nun ad─▒yla ya┼čama kavu┼čas─▒n─▒z diye yaz─▒lm─▒┼čt─▒r.

 

─░sa’n─▒n tüm yapt─▒klar─▒n─▒ bilmiyoruz; tüm “i┼čaretlerini” – mucizelerini - tan─▒m─▒yoruz. "─░sa ba┼čka birçok mucizeler yapt─▒", onlar yaz─▒lmad─▒lar: bu mucizelerin, bu “i┼čaretlerin” aras─▒nda ─░sa’n─▒n hayat─▒m─▒zda ya da yan─▒m─▒zda ya┼čayan insanlar─▒n hayat─▒nda gerçekle┼čtirdi─či i┼čaretler de var; biz bu i┼čaretleri etraf─▒m─▒zda görüp inceledik ve sadece bize fayda getiriyorlar.

"─░sa, ┼čakirtlerinin önünde, bu kitapta yaz─▒l─▒ olmayan ba┼čka birçok mucizeler yapt─▒". ─░sa’n─▒n, dünyaya, hayat─▒m─▒za, etraf─▒m─▒za, ne kadar çok sevgisini saçt─▒─č─▒n─▒ kim bilir! Biz de onu görerek, onun tad─▒na vararak, sevgide ve imanda geli┼čtik.

Ancak ─░sa’n─▒n, Mesih, Tanr─▒’n─▒n O─člu oldu─čuna iman etmek için büyük ve yeni i┼čaretleri görmemiz gerekmiyor: yaz─▒lm─▒┼č olanlar, insan─▒n yüre─činde ─░sa’ya iman─▒ f─▒┼čk─▒rtmak için yeterlidir. "Bunlar, ─░sa’n─▒n, Tanr─▒’n─▒n O─člu Mesih oldu─čuna iman edesiniz diye yaz─▒lm─▒┼čt─▒r": demek ki ─░sa’n─▒n gösterdi─či bu i┼čaretler, ─░ncillerde yaz─▒lm─▒┼č olanlar imanda durmam─▒za yeterlidir, ba┼čka bir ┼čeye ihtiyac─▒m─▒z yoktur, bilmem hangi ba┼čka ┼čeyleri aramam─▒z da gerekmiyor. Öbür dünyadan gelen sözleri ve i┼čaretleri almak için büyücülerin, falc─▒lar─▒n ve ┼čeytanlar─▒ konu┼čturan insanlar─▒n kucaklar─▒na kendilerini atan insanlar bile var; bizim o taraflarla i┼čimiz yok, zaten böyle bir ┼čeye ihtiyac─▒m─▒z da yok.

"Bunlar, ─░sa’n─▒n, Tanr─▒’n─▒n O─člu Mesih oldu─čuna iman edesiniz diye yaz─▒lm─▒┼čt─▒r": iman─▒m─▒z─▒ Havarilerin tan─▒kl─▒─č─▒n─▒n bulundu─ču ─░ncil’e temellendirelim; tüm Kilisenin imanda sars─▒lmadan ya┼čayabilmesi için bu yeterlidir. Di─čer belirtiler belki yararl─▒ olabilirlerdi, ancak onlar gerekli de─čil, Kilisenin temeli de─čillerdir: Kilise ─░ncillerin yazd─▒klar─▒ üzerine temellenmi┼čtir.

─░man─▒n hayat─▒m─▒zda olan görevi hangisidir? "Çünkü iman ederek O’nun ad─▒yla gerçek ya┼čama kavu┼čas─▒n─▒z diye…". ─░man bize hayat─▒ verir: iman etti─čimiz zaman, yani ─░sa ile ve O’nun arac─▒l─▒─č─▒yla Baba ile, sevgi, güven, samimiyetin bir ili┼čkisini ya┼čayarak, O’na kendimizi teslim ederek, yüre─čimizde hayat olur, ve biz bunun fark─▒na var─▒yoruz. Bunu sözlerle aç─▒klayamayaca─č─▒z... yeter ki sevgi ve güvenle, her ┼čeyi Baba’n─▒n ellerine b─▒rakarak ya┼č─▒yoruz. Tanr─▒’n─▒n hayat─▒ ya┼čamd─▒r ve konu┼čmalarla, kan─▒larla, sözlerle de─čil, ya┼čam arac─▒l─▒─č─▒yla iletilebilir. Ya┼čamad─▒─č─▒m─▒z sürece, sözlerimiz ne kadar etkili olurlarsa olsunlar, hayat─▒ ba┼čkalar─▒na ta┼č─▒yamay─▒z.

Ebedi hayat─▒, Tanr─▒’n─▒n hayat─▒n─▒ ya┼čamak; Baba’n─▒n kendi O─čul olarak gönderdi─či ─░sa’ya iman ederek, O’na güvenerek ya┼čamak: bizim, bu dünyadaki görevimiz, budur. Bu görevimizdir, hem de hayat─▒m─▒zdaki kutsal Ruh’un i┼čidir.

Kutsal Ruh’un sayesinde içimizde Tanr─▒’n─▒n hayat─▒ mevcuttur: bu hayat─▒ ya┼čayarak, yani ─░sa’n─▒n arac─▒l─▒─č─▒yla Baba ile olan sevgi ili┼čkinin içinde ya┼čayarak, O’nun Ruh’unu yaymaktay─▒z. Bu yüzden bizler de, Tanr─▒’n─▒n, ─░sa’ya iman edenlere vaat etti─či ebedi Pentekost’ta Ruh’un yay─▒lmas─▒na kat─▒l─▒yoruz.

 

Gel, Kutsal Ruh!