ME
NU

Diyalog ve Sorular 2. (16-30)

Diyalog ve Sorular 2.

 indeks

16. Hıristiyan Oruç

Sul digiuno cristiano ----------

17. Misyonerleriniz, yeni insanları kazanmak için ahlaksız yöntemler kullanırlar mı?

I vostri missionari usano metodi immorali per accalappiare persone?

18. İslamlığa karşı yapılan karikatürler hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Cosa pensate delle vignette contro l’islam?

19. Burada Konya’da niçin kilise binaya yapışıktır?

Perché la chiesa, qui a Konya, è costruita aderente al palazzo?

20. Yehova ·Şahitleri kimlerdir?

Chi sono i Testimoni di Geova?

21. Vatikan tarafından ücret alıyor musunuz?

Siete pagate dal Vaticano?

22. Televizyonda hakkınızda ne kadar kötü konuşulduğunu biliyor musunuz?

Sapete quanto si parla male di voi alla televisione?

23. Kutsal Ayin

La Messa

24. Diyalog nedir?

Che cos’è il dialogo?

25. Allah kimdir? Bu kelime ne demektir?

Chi è Dio? Che cosa significa questa parola?

26. Allah’ın İsmi’ni telaffuz ederken ne düşünüyorsun?

A che cosa pensi quando nomini Dio-Allah?

27. Nasıl Allah’ı tanıyabilirsiniz?

Come fate a conoscere Dio?

28. Mesih İsa Allah hakkında konuştu. Hangi şekilde?

Gesù ha parlato di Dio. In che modo?

29. İsa yaşitlarına şiddetle davranmadı mı?

Gesù non è stato violento con i suoi coetanei?

30. İsa’nın yaşamına kötülük girdi mi?

Il male è entrato nella vita di Gesù?

 

16. Hıristiyan Oruç

Bu Noel zamanında perhiz ve oruç yok çünkü İsa’nın hayatının sevinçli konularını hatırlayıp kutladık. (Peygamberler önceden söyledikleri gibi, bütün insanlar için dünyaya İsa’nın gelişini ve doğuşunu kutladık). Paskalya’dan önce, yani İsa’nın dirilişinin bayramından önce oruç var. Çünkü o zamanda İsa’nın sunuşunu, O’nun ölümünü hatırlarız. İsa’nın, bütün insanları günahlardan kurtarmak için, kendi hayatını verdiğini hatırlayacağız. O’nun büyük sevgisi karşisında O’na teşekkür etmek için, tövbe etmek için ve hayatımızı O’nun Sözüne göre yenilemek için oruç tutarız. Bu sene oruç zamanı 13 Şubat başlayacak ve Paskalya Bayramında (31 mart) bitecek. Ortodoxlar için 15 gün farklılık var. Hıristiyanlar için oruç sadece bir araçtır. Rabbin orucumuza ihtiyacı yok! Bizim ihtiyacımız var! Çünkü oruç aracılığıyla bedene değil, ama ruha, ruhsal hayata, yani Rabbe, onun sevgisine, O’nunla olan ilişkiye, duaya, imana daha çok önem vermeye yardım ediliyoruz. Oruç farklı bir şekilde tutabiliriz. Örnek: en sevdiğimiz şeylerden vazgeçiyoruz (özel yemek, cinema, eğlence, sigara,...). Oruç zamanında cuma günü et yemiyoruz hatırlamak için ki cuma günü İsa haçta kendi hayatını verdi veya tam gün boyunca çok az yiyebiliriz. (Hıristiyan oruç gece ve gündüz tutulur). Oruç zamanında daha çok dua ediyoruz. Oruç farklı bir şekilde tutabiliriz ama sebep aynıdır: Rabbin sevgisini daha çok kabul etmektir ve ona cevap vermektir.

Sul digiuno cristiano ----------

 başa dön

 

17. Misyonerleriniz, yeni insanları kazanmak için ahlaksız yöntemler kullanırlar mı?

 

Bizim için “Misyoner” kelimesi, “gönderilmiş” demektir. İsa, Peder Allah’in “misyoneri”dir; O, Peder tarafından, günahların bağışlanması aracılığıyla O’nun sevgisini getirmeye “gönderilmiştir”. Katolik misyonerler Allah’in, Mesih İsa’da gösterip bağışladığı sevgiyi yaymaya çalisirlar. Allah’in sevgisi karşılıksızdır, ücret karşılığı istenemez, hiç kimsenin ruhunu satın alınamaz. Allah’in bizim, köle değil, tersine özgür oğulları olmamızı istediğini bilmekteyiz. Bu yüzden Kilise de, parayla satın alınmış değil, serbest oğullar olmamızı ister.

Mesih İsa’nın yaptığı gibi, acı çekmeye ve fakirliği sevmeye hazır olmak yerine zenginleşmeyi isteyen satın alınmış kardeşlere nasıl güvenebiliriz? Kilise kendini inkar edecek kadar sevmeyi bilen insanlar ister; ne parayla ne de başka yardımlarla hiç kimseyi satın almak istemez. Kilise, dinine göre ayrı davranmadan, Allah’in sevgisini herkese bağışlamak ister, çünkü Allah’in yarattığı bütün insanları sevdiğini ve herkes için gerçek mutluluk istediğini bilmektedir.

 

I vostri missionari usano metodi immorali per accalappiare persone?

Missionario per noi significa “mandato”. Gesù è il “missionario” del Padre, “mandato” a portare il suo amore con il perdono dei peccati. I “missionari” cattolici cercano di diffondere l’amore che Dio ci ha manifestato e donato in Gesù. L’amore di Dio è gratuito, non si fa pagare e non compra l’anima di nessuno. Sappiamo che Dio vuole che noi siamo come figli per lui, liberi, non schiavi. Perciò anche la Chiesa vuole che noi siamo come figli liberi, non acquistati con denaro.

Come potremmo fidarci di fratelli comprati, cui interessa arricchire invece che essere disposti ad amare la povertà e a soffrire come Gesù? La Chiesa vuole persone capaci di amare fino a rinnegare se stessi; non vuole comprare nessuno né con denaro né con altri favori. Il suo amore lo dona a tutti senza distinzione di religione, perché sa che Dio ama tutte le sue creature e vuole per tutti la vera felicità!

 başa dön

 

18.   İslamlığa karşı yapılan karikatürler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz, “Hıristiyan” denilen Batı dünyasının bazı kişilerin, Hz. Muhammed’le dalga geçmek için çizdikleri karikatürleri görmedik. Vatikan bunları resmen kınadı. Allah’ın isteğine göre yaşamanın arzusuna hakaret eden her şey gerçek imanlıları yaralar. Bunun için o karikatürler bizi de yaraladı. Bunun için biz Hıristiyanlar sizinle acı çekiyoruz. Biliyoruz ki sizin imanınızla dalga geçenler bizim imanımızla de dalga geçebilirler. Gerçekten de Batı’da birçok kere İsa’ya karşı, Meryem’in bakireliğine karşı, Papa ve Katolik Kilisesine karşı filimler çekildi ve karikatürler çizildi.
Böyle bir acıya karşı ne yapalım?
Biz eminiz ki Allah’a iman edenlerle dalga geçenler bunu Allah’ı tanımadıklarından yapmaktadırlar: Allah’ın insanı kıskanıp emirleriyle aldattığını düşünürler. Bu denenme, Allah’ın ve insanın düşmanı olan Şeytandan gelir. Ona boyun eğenler onun kurbanlarıdır. Biz onların da şeytanın pençesinden kurtulup hür ve kurtarılmış olmalarını istiyoruz.
Biz bunun için ne yapıyoruz?

1 Allah’a dua ettiğimizde ve “bizi kötülükten kurtar” dediğimizde bu duayı O’na hakaret edenler için de söylüyoruz.

2 Tüm insanları daha da çok sevmeye çalısıyoruz. Böylece imanın sevgi, barış, kendine hakim olma gibi meyveler getirdiğini görsünler. Böylece imanla dalga geçenler aptal olduklarını anlayabilsinler!

3 Af ediyoruz: af etmekle kötülük yapanlardan etkilenmediğimizi gösteririz. Bizim için, sadece Allah’ın yaratıklarına gösterdiği sevgi önemlidir. Allah sabırlıdır ve şimdilik O’na hakaret edenleri bile, pişman olduklarında, af etmeye ve kurtarmaya hazırdır.

Allah’a sözlerle, resimlerle veya yarattıklarına karşı kin göstererek, hakaret edildiğinde biz bu yapılan kötülüğü onarmak için O’nu daha çok övmeye ve sevmeye çalısırız ve zor olsa da sevmek için tüm imkânlarımızı O’nun emrine koyarız.

Bunu ben, sen, hepimiz birlikte yapalım; daha çok meyve verecek! Allah bizi kutsayacaktır! O seni kutsayacaktır!

 

« Cosa pensate delle vignette contro l’islam? »

« Noi non abbiamo visto le vignette disegnate da qualche persona del mondo occidentale, chiamato “cristiano”, per ridicolizzare Maometto. Il Vaticano le ha condannate ufficialmente. Ciò che offende il desiderio e la volontà di piacere a Dio offende tutti i veri credenti. Quelle vignette perciò hanno offeso anche noi cristiani.

Noi, cristiani, soffriamo perciò con voi, musulmani. Sappiamo che chi deride la vostra fede è capace di deridere anche la nostra. Infatti in Occidente già molte volte sono state pubblicate vignette e sono stati girati film contro Gesù, la verginità di Maria, il Papa e la Chiesa cattolica.

Come reagire in questa sofferenza?

Noi siamo sicuri che chi deride la fede in Dio, lo fa perché non lo conosce: pensa che Dio sia geloso dell’uomo e lo inganni con i suoi comandamenti. Questa è tentazione di Satana, nemico sia di Dio che dell’uomo. Coloro che cedono sono diventate sue vittime. Noi desideriamo che ognuno di loro, strappato via agli artigli del diavolo, sia liberato e salvato.

Che cosa facciamo per questo?

1. Quando preghiamo Dio per noi stessi dicendo “Liberaci dal male”, offriamo la stessa preghiera anche per chi lo offende.

2. Cerchiamo di amare ancora più tutti gli uomini, perché vedano che la fede produce frutto buono di amore, pace, dominio di sè. Ognuno si può così convincere che chi la deride è sciocco!

3. Perdoniamo: il perdono dimostra che non ci lasciamo influenzare da chi fa il male, ma solo dall’amore di Dio per tutte le sue creature, che vuole essere paziente per salvare anche chi ora lo rifiuta!

Quando Dio viene offeso da parole e immagini, o dall’odio contro le sue creature, noi, per riparare, ci impegniamo ancor più a lodarlo e benedirlo, e, anche con fatica, a mettergli a disposizione tutta la nostra capacità di amare!

Ci aiuti anche tu? Egli ci benedica! Egli ti benedica! »

***

Seni Allah’a olan imanın için yaralayan,
Biz Hıristiyanları da yaralamış olur.
Mesih İsa bize “kötülüğü iyilikle yenmeyi ögretti”
ve bize örnek oldu.
Biz de aynısını yapmaya çalısırız:
O zaman Allah’a hakaret edenlerden daha büyük oluruz.
Çünkü kin duymadan seviyoruz:
Böyle davranarak Allah’ı yüceltmiş oluruz!

 

Chi ti offende per la tua fede in Dio

offende anche noi, cristiani.

Gesù ci ha insegnato a “vincere il male con il bene”:

e ce ne ha dato l’esempio.

Cerchiamo di farlo:

saremo più grandi di chi offende Dio,

perché amiamo senza odiare:

così facciamo fare bella figura al nostro Dio!

 başa dön

 

19. Burada Konya’da niçin kilise binaya yapışıktır?

Kilise kanunun gerektirdiği tüm mesafelere uygun inşa edildi. Ancak tüm Türkler de Türk Cumhuriyetinin kanunlarına uymuyorlar. Ve maalesef kanunların uygulanmasına dikkat etmesi gerekenler, Kiliseyi korumadı! Bazı kişiler bundan faydalandı.

Perché la chiesa, qui a Konya, è costruita aderente al palazzo?

La chiesa era stata costruita con tutte le distanze regolamentari previste dalle leggi. Ma non tutti i turchi osservano le leggi della Repubblica Turca! E chi deve far osservare le leggi non si è preoccupato di difendere la chiesa! Qualcuno ne ha approfittato.

 başa dön

 

20. Yehova ·Sahitleri kimlerdir?

Gerçek ve tek Hıristiyanlar olduklarını söylüyorlar. 1881 yılı civarında, zengin, genç (19 yaşinda!) bir Protestan ile doğuyorlar. Bu genç, Kutsal Kitap’in yorumları hakkında kitaplar yazmaya, bunları basmaya ve daha sonra da satmaya başlıyor. Günümüzde, Merkezi New York’ta bulunan yayın evi, küçük bir grup tarafından işletiliyor, muazzam kârlarla, kitap ve kitapçıklar basıyorlar. Kârları çok büyük, çünkü satışları Yehova Şahitleri emanet edilmiştir, bunlar, Allah’in (Yehova) bu sayfalar aracılığı ile ekmeğini insanlara verdiğine inandırılmıştır.

Bunlar, Kutsal Üçlük’e inanmazlar, yani onlar için İsa, Allah değildir, Kutsal Ruh, tanrısal bir şahıs değildir. Onlara göre Kilise, ve dolayısıyla kutsal gizemler, Kilise’nin tüm yaptıkları ve söyledikleri şeytanidir. Bütün toplum da şeytani olarak gösterilir: amaç Yehova Şahitleri herkesten uzak tutmaktır, öyle ki New York grubu tarafından kolaylıkla yönlendirilebilsinler, bu grup kendine “iyi ve sadık hizmetkar” dedirtir, ve kendini Allah tarafından aş dağıtmak için seçilmiş olarak görür (İncil’deki hikayeye bakınız Lk 12,42...). 

Senin Hıristiyan imanına sadık kalmak istiyor musun?

Onlar çok nazik ve güleryüzlü davranırlarsa ve parayla yardım ederlerse de, sana bu ögüt veriyorum: onları evine kabul etme. Çünkü ben çok defa, aileler içinde yaratıkları büyük acıları ve bölünmeleri gördüm. Sana İsa’nın bu Sözünü hatırlatıyorum: “Yalancı peygamberlerden sakının. Onlar size koyun postu içinde yaklaşirlar, ama içten yırtıcı kurtlardır” (Mt 7,15).

 

Chi sono i Testimoni di Geova?

Essi dicono di essere i veri e gli unici cristiani. Hanno inizio da un giovanissimo (19 anni!) ricco protestante nel 1881 circa, che comincia a scrivere libri sull’interpretazione della Bibbia e a stamparli per proprio conto e a venderli. È rimasta una società tipografica che stampa e vende libri e libretti, con guadagno enorme da parte di un piccolo gruppo che ha sede a New York. Il guadagno è enorme perché la vendita dei libri è affidata ai TdG, ai quali si fa credere che Dio (Geova) attraverso quelle pagine dà il suo pane agli uomini.

Essi non credono nella Ss.ma Trinità, quindi per loro Gesù non è Dio, lo Spirito Santo non è persona divina, la Chiesa è satanica e così tutti i sacramenti e tutto ciò che la Chiesa fa e dice. Anche tutta la società è presentata come satanica: lo scopo è quello di tenere i TdG isolati da tutti, così che possano essere manovrati senza difficoltà dal gruppo di NY, che si fa chiamare “servo buono e fedele”, scelto da Dio per distribuire il cibo a suo tempo (cfr parabola del vangelo).

Anche se si presentano gentili e sorridenti e se offrono aiuto con denaro, ti consiglio di non accoglierli in casa. Ho visto molte volte la sofferenza che procurano e le divisioni che sono capaci di creare nelle famiglie. Ti ricordo la parola di Gesù: “Guardatevi dai falsi profeti che vengono a voi in veste di pecore, ma dentro son lupi rapaci.” (Mt 7,15).

 başa dön

 

21. Vatikan tarafından ücret alıyor musunuz?

Vatikan İtalya içersinde küçük bir ülke: orada Roma Piskoposu, Papa yaşar. Bu sayede İtalyan hükümetine karşi kendini hür tutmasını garantiliyor. Çok ufak bir ülkedir ve orada sadece değişik bürolarında çalisanlar yaşar. Parasal durumu çok sınırlıdır, duyarlı imanlıların küçük bağışları ile geçinir. Papa ülkesinin idaresi için gereken paradan arta kalanı dünyanın en fakirleri için yapılan girişimlere yardım etmektedir. İzmit deprem zedelerine de yardım etmiştir. Biz Vatikan’dan hiç bir şey beklemiyoruz: ailelerimizin ve bazı arkadaşlarımızın bağışlarıyla yaşiyoruz.

 

Siete pagate dal Vaticano?

Il Vaticano è un piccolo stato all’interno dell’Italia: in esso vive il Papa, vescovo di Roma. Esso gli garantisce libertà da eventuali pretese del governo italiano. È uno stato piccolissimo in cui abitano solo quelli che lavorano nei vari uffici. Le sue finanze sono alimentate dalle offerte dei fedeli più sensibili. Il papa, con quanto avanza dalle spese necessarie all’amministrazione dello Stato, cerca di collaborare a iniziative per i più poveri in tutto il mondo! Ha aiutato anche i terremotati di Izmit! Noi non ci aspettiamo nulla dal Vaticano: viviamo con quello che possono darci i nostri familiari e alcuni amici.

 başa dön

 

22. Televizyonda hakkınızda ne kadar kötü konuşulduğunu biliyor musunuz?

Evet, ama buna rağmen mutlu ve huzurluyuz.

Bizim hakkımızda yalan şeyler konuşulduğunda bize İsa yardım ediyor:

1. İsa’nın şu sözlerinin de doğru olduğunu tecrübe ediyoruz: “Sizleri aşağıladıkları, size saldırıda bulundukları, benim yüzümden yalan yere size her tür kötü söz söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin ve kıvanç bulun! Çünkü göklerde büyük armağanınız vardır. Çünkü sizlerden önceki peygamberlere de bu yolda saldırıda bulundular.” (Mt 5,11-12)

2. Rahat bir yaşam için Hıristiyan olmak isteyenler bizi artık rahatsız etmiyor.

3. İsa’yı seven Müslümanlar gizemli bir şekilde güçlü oluyorlar.

Sapete quanto si parla male di voi alla televisione?

Si, e siamo sereni e in pace.

 

Quando si parla male di noi con menzogne siamo aiutati:

1. a sperimentare che è vera la Parola di Gesù: “Beati voi quando vi insulteranno e, mentendo, diranno ogni sorta di male contro di voi per causa mia. Rallegratevi ed esultate, perché grande è la vostra ricompensa nei cieli. Così infatti hanno perseguitato i profeti prima di voi.” (Mt 5,11-12)

2. coloro che dicono di voler diventare cristiani per avere una vita più comoda non ci importunano più!

3. i musulmani che amano Gesù, in modo misterioso, ricevono forza!

 başa dön

 

23. Kutsal Ayin

Kutsal Ayin sadece bir dua değildir, Allah’in halkının cemaatça yaptığı bir duadır ve Hıristiyan yaşamının kaynağı ve doruğudur.

Ayin hakkında bir şeyler anlamak için Hıristiyan duası hakkında biraz geniş bir vizyona sahip olmak gerekir.

Dua tapma, af dileme, övgü, şükran, bekleyiş, sevinç, üzüntü, iş veya dinlenmede olsun Allah’a yaşamını sunma, Rabbin Sözünü duyma veya istek duası olabilir.

Dua şahsi veya cemaatça yapılabilir. Kutsal Ayin haricinde diğer dualar övgüleri ve mezmurları okumak, İncil’i dinlemek, tespih, haç yolu ve cemaatça tapma saatleri olabilir.

Duanın gerçekleştiği yer kalbimizdir, yani her yerde dua edilebilir. Kilise duaya en uygun yerdir, çünkü dikkatimizin dağılmaması ve kendimizi içtenliğe verebilmemiz için uygun inşa edilmiştir. İsa sadece sinagoglarda veya mabette değil bahçede, dağda, hatta haçta iken bile dua etti.

Dua etmek için her saat uygundur. İsa gece gündüz, her an dua etti.

Ayin tam bir duadır: biz Allah ile ve iman kardeşlerimiz ile birlikteliği yaşamak için onu bekliyoruz. Allah ile birliktelik (komünyon), Peder’in verdiği İsa’yı kabul ederek olur: biz O’nu kabul edince Allah ile birleşmiş oluyoruz.

Allah ile birlik içinde olduğumuzda O’nun tarafından evlat olarak sevilen tüm kardeşlerle de birlik içersinde oluruz. Ayini kutlarken gerçek ve derin bir birlik anı yaşarız: bunun için bu an Allah’in bize ve bizim O’na ve kardeşlere sevgimizi gösteren bir andır.

İsa, Musevilerin paskalya yemeğini Mısır’dan kurtuluş kutlamasından, insanın günahtan kurtulması kutlamasına çevirdi. Paskalya yemeği, "Efkaristiya" oldu, yani Peder’in sevgisi olan İsa için "şükretmek" oldu. Günahlarımızdan kurtulmamız İsa yaşamını ve Allah ile birlik içersinde olmamız için İsa kendini kurban etti.

Havariler son yemeğin yapıldığı yerde İsa dirildiği günde ve sekiz gün sonra İsa’yı dinlediler ve onunla yediler. Emmaus yolcuları İsa’nın Kutsal Kitap hakkındaki açıklamalarını dinlediler ve O’nun böldüğü ekmeği aldılar. O anda da O’nu tanıdılar.

Dünyanın değişik coğrafik ve kültürel bölgelerinde yüzyıllar boyunca değişik Efkaristiyayı kutlama şekilleri doğdu: Latin, Süryani, Ermeni, Yunan, Ambrosiyan, vs ... gibi. Herkes aynı kalıbı geliştirdi, herkesin kutlamasında merkezi an İncil’in ilanı ve efkaristik ekmektir.

Rahip Ayini yönetir ve herkes (imanlılar, okuyucular, korodakiler, v.s.) cevaplarla, ilahilerle, yürüyüşlerle, gereken hareketlerle (diz çökmek, kalkmak,vs...) bağışları toplamak ile Ayine katılır.

Ayin kutlamasının ana hatları:

1. Af dileme: alçakgönüllülükle Allah’ın ve kardeşlerin affına ihtiyacımız olduğunu kabullenelim.

2. Kutsal Kitaptan okumalar ve rahibin açıklamaları.

3. Hediyelerin sunulması (ekmek, şarap ve bağışlar). Bunlar herkesin Allah'a kendi yaşamını sunmasının işaretleridir.

4. Ekmek ve şarap üzerine dualar (İsa’nın Son Yemekte söylediği sözlerin tekrarlanması) (BU SİZİN İÇİN KURBAN EDİLEN BENİM BEDENİMDİR. BU BENİM KANIMDIR. O, GÜNAHLARIN BAĞIŞLANMASI İÇİN, SİZİN VE BÜTÜN İNSANLAR UĞRUNA DÖKÜLECEKTİR. BUNU BENİ ANMAK İÇİN YAPINIZ.) Ekmek ve şarap İsa ile birlik içinde olmak için işaret ve araç oluyor.

5. Göklerdeki Pederimiz duasının söylenmesi.

6. İsa ile iman birliği içersinde olanlara ekmek ve şarap verilir.

7. Herkes misyonerliğe çagrilir. Yani herkes Allah’in sevgisini yaşamaya ve onu herkese bağışlamaya çagrilir ve herkes aramızdaki İsa’nın varlığının sevincini kalbinde taşimaya davet edilir!

 başa dön

 

24. Diyalog nedir?

1) Ben kendimi sana tanıtırım, sen bana kendini tanıtırsın; ben sana nasıl yaşayıp düşündüğümü anlatırım, sen bana nasıl yaşayıp düşündüğünü anlatırsın.

2) Bir şey anlamazsam, senden açıklama dilerim, sen de benden.

3) Senin söylediklerinden bir şeyini kabul edemezsem sana söylerim, sen de ayrı görüşte olursan, bana söylersin!

4) Eğer, aynı fikirde olmadığımızdan dolayı, kızarsam yada kızarsan, gerçek diyalog yapmakta yeteneksiz, beceriksiz olduğumuzu gösterir!

5) Bir konuda aynı düşüncede isek, aynı görüşte olursak, birlikte seviniriz!

 

Che cos’è il dialogo?

1. Io mi presento a te, e tu ti presenti a me; ti racconto come vivo e come penso, e tu mi racconti come vivi e pensi.

2. Se non capisco qualcosa ti chiedo spiegazione, e tu a me.

3. Se non sono d’accordo su qualcosa, te lo dico, e se tu non sei d’accordo, me lo dici!

4. Se ti arrabbi o mi arrabbio perché non pensiamo la stessa cosa, non siamo capaci di dialogare!

5. Se in qualcosa ci troviamo d’accordo, siamo contenti insieme!

= = =

Senin sorularına cevap vermek kolay olmayacak. Sana imanımı açıklamak zor olacak çünkü biz, Hıristiyanlar, kullandığımız kelimeler sizin, Müslümanlar, tarafınızdan da kullanılır, ancak sizin için farklı bir anlam taşirlar. Ayrıca bazen aynı bir kelime bize ve size farklı olayları hatırlatır; ve aynı olaydan söz edilirse de, sık sık tarafımızdan ve tarafınızdan çok farklı bir şekilde tanınmış bir olay olabilir. Zihniyetimizin, kültürümüzün farklılıkları geçmişteki bazı tarihi olayların bize ya da size zıt bir şekilde anlatılmış, hatta bazılarının hiç anlatılmamış olduklarına bağlıdırlar. Bu yüzden aramızda anlaşmazlık ve önyargilarin olması mümkündür.

Non mi sarà facile rispondere alle tue domande. È difficile spiegarti quello che credo, anche perché molte parole che usiamo noi cristiani le usate anche voi musulmani, ma con significato diverso. Altre volte le stesse parole evocano fatti differenti per noi e per voi, oppure si riferiscono agli stessi fatti conosciuti però in modo molto discorde. La diversità della nostra cultura dipende anche dal fatto che alcuni eventi del passato ci sono stati raccontati in modi opposti, e addirittura qualcuno a noi o a voi è stato taciuto o nascosto. È possibile perciò che tra noi ci siano incomprensioni o pregiudizi.

 başa dön

 

25. Allah kimdir? Bu kelime ne demektir?

Biz, Hıristiyan, tek varolan Tanrı’dan bahsettiğimizde büyük harfle, insanların, kendi çikarlarinin, arzularının ve hareketlerinin kaynağı ve kökü olarak, seçtiklerinden bahsettiğimizde küçük harfle ‘tanrı’ kelimesi kullanıyoruz. Örnegin, eğer bir kişinin her yaptığı para kazanmak için yaparsa, onun ‘tanrısı’ para olduğunu söyleriz. Gerçekten Tanrı tektir, fakat insan çesitli gerçeklere (iş, spor, kariyer, seks,...), kendi ‘tanrı’sıymış gibi, hizmet ederler. İnsanlar tarafından, kendi hayatları için son derecede önemli sayılan sayısız gerçeklerin arasında Tek Yaşayan Tanrı’yı açıklamak için, bu belirtmeleri ilave ederiz: Tanrı Baba, Rab Mesih İsa’nın Babası olan Tanrı, Hıristiyanların Tanrısı, Kutsal Tanrı.

Gerçek Allah’i (Tanrı’yı) belirtmek için Türk dilinde Hıristiyanlar hem Türk terimi (Tanrı) hem de Arap terimi (Allah) kullanmaktadır: çesitli metinlerde aynı anlamı taşiyan bu terimleri ikisini de bulabileceksin.

 

Chi è Dio? Che cosa significa questa parola?

Noi cristiani scriviamo maiuscolo il termine Dio quando vogliamo parlare dell’unica divinità, e invece minuscolo quando intendiamo indicare ciò che gli uomini pongono alla radice dei propri interessi e dei propri desideri e di ogni azione. Per esempio, diciamo che uno ha come “dio” il denaro, quando tutto quello che fa, lo fa per guadagnare. Dio è uno solo, ma gli uomini servono molte realtà (lavoro, sport, ambizione, sesso, …) come fossero il loro “dio”. Per individuare il Dio vivente tra le molte realtà ritenute dagli uomini determinanti per la loro vita, noi cristiani accompagniamo la parola “Dio” con altre specificazioni: Dio Padre, Dio Padre del Signore Gesù Cristo, Dio dei cristiani, Dio santo.

Per indicare il vero Dio i cristiani di lingua turca usano sia il termine turco: “Tanrı”, sia il termine arabo “Allah”: nei diversi testi potrai trovare tutti e due i termini con lo stesso significato.

 başa dön

 

26. Allah’in İsmi’ni telaffuz ederken ne düşünüyorsun?

Allah’ı tasavvur ederken, O'nun güneşten de daha parlak ve daha aydınlık bir Işik olduğunu düşünüyorum. O’nu, bütün herşeyi ve herkesi yarattığı, istediği, sevdiği ve koruduğunu bana gösteren bir Işik gibi görüyorum. Bütün varlıkları ve yarattıklarını güzelleştiren bir Işik gibi görüyorum. O’nunla yürüyüp, O’na varmam için yürüdüğüm yolu aydınlatan bir Işiga benzetiyorum: Allah Işık’tır! (1Yuh. 1,5)

Allah’ı düşündüğüm zaman, hissedilen ama görünmeyen, heryerde hazır bulunup aktif olan Ruh aklıma geliyor. Benden farklı ve daha üstün olup, ne dokunabileceğim ne görüp varlığını kavrayabileceğim, ama diğer yandan bana yakın olan, içime sızıp, içten dışarı doğru yayılan; sevgi ve barış niteliklerini yaptıran bir Ruh düşünüyorum: Allah Ruh’tur! (Yuh. 4,8)

Yine, Allah’ı düşündüğüm zaman, yeryüzünde rastlayamadığım, tatlı ve öyle güzel bir Sevgi’yi farkediyorum ki: sevilmediği zaman bile sevmeyi bilen bir sevgi! Tıpkı bir ateşin demiri eritip değiştirdiği gibi, herşeyi sevip ısıtan ve başkalaştıran bu Tanrısal Sevgi.

Öyle bir Sevgi ki bu, küçücük bir ölçeğiyle içime dalıp beni değiştiren ve herkesi sevmemi sağlayan... seni de! Allah Sevgi’dir! (1Yuh. 4,24)

 

A che cosa pensi quando nomini Dio-Allah?

Quando penso a Dio penso a una grande luce, più luminosa e più splendente di quella del sole, luce che mi fa vedere tutte le cose e tutte le persone come sue creature, volute da lui, e quindi protette e amate da lui. È luce che mi fa vedere bello tutto il creato. È luce che mi fa vedere la strada su cui io devo camminare per arrivare a lui per sempre! Dio è Luce (1Gv 1,5)!

Quando penso a Dio penso allo spirito, invisibile come è invisibile il vento, ma presente e attivo sempre e ovunque. Penso allo spirito, così superiore e diverso da me, che non posso né toccarlo né vederlo né sentirlo, ma anche così vicino e penetrante che può venire in me e farmi compiere le sue opere d’amore e di pace. Dio è Spirito (Gv 4,8)!

Quando penso a Dio penso all’amore, ad un amore così bello e dolce che non possiamo trovarlo sulla terra: un amore che ama anche se non è amato! Penso ad un amore che trasforma tutto ciò che ama, perché lo riscalda, come la fiamma trasforma il ferro! Penso all’amore, che, in piccola misura, può entrare in me e cambiarmi e farmi amare tutti, anche te! Dio è Amore (1Gv 4,24)!

 başa dön

 

27. Nasıl Allah’i tanıyabilirsiniz?

Biz Allah’ı tarihteki müdahaleleri vasıtasıyla tanırız. Eski Ahit’te Allah kendini, Musevi halkını, bütün diğer halklar için kurtuluş aracı olması için, kurtuluşa doğru eşlik eden Olan olarak tanıttı. Bulunduğu siyasi durumlardan yüzünden, Musevi halkı Allah’in vaat ettiği kurtuluşu, ezen hükümetlerin baskısından kurtulma olarak, algıladı, dolayısıyla diğer halkların yararına ruhsal hizmetle görevlendirildiğini unuttu. Peygamberler bunu hatırlatmaya devam ediyorlardı, fakat reddediliyorlardı: Musevi halkı için ezen yabancı hükümetlerin baskısından kurtulmayı düşünmek daha kolaydı.

O zaman Allah ne yaptı? Tüm peygamberlerden farklı, özel “Birini” gönderdi. Onu karşilayacak bir aile hazırladı: anne olarak, tertemiz ve kutsal bir kadın, Meryem, baba rolünü yerine getiren mütevazı bir erkek, Yusuf. Allah, Yusuf’un müdahalesi olmadan, Meryem’e bir oğul verdi. Adem ve Havva’nın yaptıkları gibi olmaması için, yani, birbirlerine suçlamasınlar diye, bir melek ikisine Allah’in tasarısını açıkladı. Doğan Çocuk kimdi? Bir oğuldu, gerçek bir insandı, fakat Allah tarafından verilmiş idi! O Çocuk Allah’in kendi Kelamıydı! Allah O’nu nereden aldı? O’nu günahkar insanlara beslediği kendi sevgisinden aldı; onları kurtarmak için! O Çocuk, insan olmuş o Kelam, Allah’in Sevgisinin meyvesi ve armağanıdır: bunun için kendi insani yaşamında ancak ve ancak sevgide yaşadı. Ve bu şekilde İsa yeni, güzel, gerçek ve kati bir tarzda, bizi seven Tek Allah’i tanıttı bize!

 

Come fate a conoscere Dio?

Noi conosciamo Dio dai suoi interventi nella storia. Nell’Antico Testamento Dio si è rivelato come colui che accompagnava il popolo ebreo verso la salvezza, perché diventasse portatore di salvezza per tutti i popoli. Le condizioni politiche in cui quel popolo si è trovato, gli ha fatto comprendere la salvezza come liberazione da regimi oppressori, e così ha dimenticato di essere a servizio spirituale degli altri popoli. I profeti continuavano a ricordarlo, ma i profeti venivano rifiutati: per gli ebrei era più facile pensare alla liberazione politica da dominatori stranieri.

Allora Dio cosa fece? Mandò mandò “uno” speciale diverso da tutti i profeti. Gli preparò una famiglia che lo avrebbe accolto: una donna pura e santa come madre, Maria, e un uomo mite che svolgesse il ruolo di padre, Giuseppe. Dio ha dato il figlio a Maria senza l’intervento di Giuseppe. A tutt’e due un angelo ha rivelato il disegno di Dio, perché non si accusassero l’un l’altro, come hanno fatto Adamo ed Eva. Il Bambino che è nato, chi era? Era un figlio, un uomo vero, ma dato da Dio! Era la Parola stessa dı Dio. Dove lo ha preso Dio? Dal suo amore per gli uomini peccatori, per salvarli! Quel Bambino, quella Parola diventata uomo, è il frutto e il dono dell’amore di Dio: per questo nella sua vita di uomo egli ha vissuto solo amore. È Gesù, che poi ci ha fatto conoscere in modo nuovo, bello e vero, l’unico Dio che ci ama!

 başa dön

 

28. Mesih İsa Allah hakkında konuştu. Hangi şekilde?

İsa kullandığımız sözlerle, kendini Meryem aracığıyla gönderen Allah’i tanıtmaya çalisti. Allah, hayat veren, seven bir Allah’tır. İnsanların O’nu sevmelerini ve birbirlerini, Kendisinin onları sevdiği gibi, sevmelerini arzu edip, isteyen bir Allah’tır. İsa kendisinin Allah’in sevgisinin armağanı olduğunu, bundan dolayı Allah’in Hayatına bağlı, daha doğrusu onunla tek olduğunu açıkladı. Bunu anlamak, bizim için çok zordur. İsa Yahudilere: “Ben ve Baba biriz” dediğinde de, O’nu küfretmekle suçlayıp, öldürmek istiyorlardı. Cehenneme atılmış kibirli meleğin, yani Şeytanın davrandığı gibi, O’nun da, Allah’in yerine geçmek istediğini düşünüyorlardı. İsa ise, Allah ile bir olduğunu söylüyordu, çünkü O, bir çocugun baba ve annesine minnettar sevgiyle itaat ettiği gibi, O da tamamen Allah’a itaat etmek istiyordu.

 

Gesù ha parlato di Dio. In che modo?

Egli cercava di descriverci con le nostre parole quel Dio che lo aveva mandato attraverso Maria. È un Dio che dà la vita, un Dio che ama, che desidera e vuole che gli uomini amino lui e si amino come lui li ama. Gesù ci racconta pure che lui stesso è dono dell’amore di Dio, e quindi anche lui fa parte della vita di Dio! Per noi è difficile comprendere. Quando Gesù diceva agli ebrei: “Io e il Padre siamo uno”, essi lo accusavano di bestemmia e volevano ucciderlo. Pensavano che egli volesse mettersi al posto di Dio, come Lucifero, l’angelo superbo precipitato all’inferno. Gesù invece diceva di essere una cosa sola con Dio, perché egli voleva solo ubbidire a lui, come un bambino ubbidisce a sua mamma e a suo papà con amore riconoscente.

 başa dön

 

29. Isa yaşitlarına şiddetle davranmadı mı?

Kibirli ve cahil insanlar tarafından yazılmış ve sempati çekmek amacıyla ‘incil’ denilen bazı kitaplar, İsa’nın, çocukken kıskançlık ve şiddetle davrandığını anlatırlar. Bunlar gerçek bilgi değiller: o kitaplar yalancıdır, Şeytan’in kıskançlığından gelirler, ne İsa’yı ne de Havarilerini tanımış insanlar tarafından yazılmışlar. Biz onları okumayız bile. İkinci ya da üçüncü yüzyılda yazılmışlar ve İsa’nın Havarilerine itaat etmek isteyen Kilisenin inandığı ve yaşadığı doktrinden farklı bir doktrini ögretirler.

 

Gesù non è stato violento con i suoi coetanei?

Certi libri, chiamati “vangelo” per attirare simpatia, scritti da persone mosse da superbia e ignoranza, raccontano che Gesù da ragazzo si è lasciato portare da gelosia e da violenza. Non sono notizie vere: quei libri sono menzogna, frutto dell’invidia di Satana, scritti da persone che non hanno conosciuto nè Gesù nè i suoi apostoli. Noi nemmeno li leggiamo. Essi risalgono al secondo o terzo secolo e propongono una dottrina diversa da quella creduta e vissuta dalla Chiesa, che volle essere ubbidiente agli apostoli di Gesù.

 başa dön

 

30. İsa’nın yaşamına kötülük girdi mi?

İsa her insan gibi Şeytan tarafından günaha teşvik edildi, fakat günah işlemedi. Şeytan, İsa’nın, bir diktatör olarak davranmasını, insanlara egoizm, kibir ve şiddet ile hükmetmesini istiyordu, çünkü O’na Allah’in da, bir diktatör olduğunu inandırmak istiyordu. Fakat İsa, bir oğlun, kendisine hayat veren babasına tamamen güvenip, onu sevdiği gibi, sonuna kadar Allah’a itaat etmek istedi. İsa sadece Allah’i dinledi, bunun için “İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, Tanrı’nın ağzından çikan her sözle yaşar” diyerek, Şeytanın ayartmalarını yenebildi.

 

Il male è entrato nella vita di Gesù?

Gesù come tutti è stato tentato da Satana, però non ha peccato. Questi avrebbe voluto che egli seguisse l’egoismo, l’orgoglio, la violenza e la superbia per dominare gli altri; avrebbe portato così Gesù a pensare che Dio è come un padrone, e anche lui quindi avrebbe potuto considerarsi padrone tra gli uomini. Gesù invece volle rimanere obbediente a Dio fino alla fine, come un figlio che ama e dà piena fiducia al padre da cui ha ricevuto la vita. Gesù è stato in ascolto solo di Dio, dicendo: “Non di solo pane vive l’uomo, ma di ogni Parola che esce dalla bocca di Dio”.

 başa dön

devam ediyor... continua...                               geri 1. - torna a 1