ME
NU

Meryem

Sguardo tenero di Madre, sicuro e dolce grazie alla benedizione del Figlio. Sguardo che penetra, per consolarmi o rimproverarmi: in ogni caso per amarmi!

Meryem

                        İsa, şakirde: ‘İşte Annen’ dedi.

                        O andan itibaren şakirt

                        İsa’nın annesini kendi evine aldı.”

                                                (Yu 19,27)


Meryem, yalnızca Oğlu’na sunmak üzere yakarışlarımızı kabul eden Kadın değildir, bundan öte ve her şeyden önce, “gerçek” duayı, yani Allah’a yönelik gerçek sevginin tam ifadesini bize öğreten Anne’dir!

Yaşamayı, inanmayı, susmayı ve ezgiler söylemeyi öğrenmek için bakışlarımızı Ona çevirelim!

İnanıyorum ki Meryem’e olan gerçek dindarlık ve Rabbin hoşuna giden iman eylemi, Allah’ı övmek, Meryem’in “Size ne derse onu yapın” dediğinde itaatkar olmak, Rabbin sevincinde ve çıkarsız hizmette taklit etmek için Allah’ın eserini Meryem’de yerine getirmektir!

Peki, Meryem’e dua etmek ne demektir? Allah’ın huzurunda Onun yüreğine kendi yüreğimizi bağlamak demektir.

Yüreğimizde itaat, alçak gönüllülük ve Allah’a övgü varsa; bu sayede duamız da onunki ile bir olacaktır!

                        Peder Vigilio Covi



ALLAH’IN SEVDİĞİ

MERYEM

 

“Sen Allah’ın lütfuna eriştin.” (Luk 1,30)


Allah nezdinde Meryem’in bulmuş olduğu lütuf hangisidir?

Hamile kalacaksın … dünyaya getireceksin …. Onu … ismiyle çağıracaksın… İşte, ona bahşedilen lütuf budur: İsa’ya gebe kalmak, İsa’yı dünyaya getirmek, adını “İsa” koymak!

Bu ona yapılan karşılıksız bir armağandır: İsa’yı kendi rahminde kabul etmek, kendini dönüştürmeye bırakarak, normal bir insanoğlu olarak herkese Onu göstermek, Allah tarafından bahşedilen Ad’ı kabullenmek.

Meryem’in bulmuş olduğu, Peder’in sevgisi, lütuf, Oğul’dur: Çok titiz bir armağan!

Meryem için Peder’in sevgisi Oğul’dan başkası değildir. Meryem’in hayatını dönüştüren, onu tümüyle İsa’ya yönlendirip Üçlü Birlik gizemine, Üçlü Birlik sevgisine dolu dolu dahil eden bir sevgidir bu! Meryem, İsa aracılığıyla Allah’ın babacanlığına katılır.

Bu nasıl olur? Bir yaratılanın, Yaratan’ın yaşamına girebilmesi nasıl mümkün olabilir? Kutsal Ruh inecek: Peder ve Oğul’u birleştiren yaratılmamış sevgi, kesintisiz sevgi Meryem’de var olacak!

Oğul’a hayat vermede babacan sevgi olarak ve Peder’e itaatkar güvende oğul sevgisi olarak mevcut olacaktır.

Meryem, Allah nezdinde lütuf buldu. Meryem kendinde, kişisel yeteneğinde ve eserinde değil; zira her şeyi Allah’ta buldu! Etkin olan Allah’tır!

Meryem; sana temaşa ederim ve

Senin üzerine Peder’in eğildiğini görürüm!

Sen, büyük, sonsuz ve ebedi Peder’in sevgisini

sadelikle kabul edersin!

Sende Peder’in sevgisi Oğul olur,

Allah’ın Oğlu olur, yalnızca Allah’ın Oğlu:

Ve şimdiden senin oğlun!

Meryem, Allah’ın Oğlu’nun Annesi!

Peder’in tüm sevgisi Sende huzur bulur!

Peder’in tüm sevgisi, Sende somut olur

ve Sen onu ışığa getirirsin, onu bize gösterir;

bizim onu görmemizi sağlarsın!

Peder’in sevgisi Sende görünür olur!

Sende bize yakınlaşır;

Allah’ın Kurtuluşunun Adı’nı taşıyarak

Sende dünyaya bahşedilir!

 

Yarattığını yardımcın kılacak kadar

onu seven Kutsal Peder;

işte ben de buradayım; beni de hizmetine al!

İsa, tanrısal sevgi; sana yücelik olsun!

Meryem’de mevcut olan Allah’ın Kutsal Ruh’u,

yaratıcı üflemene övgüler olsun!

Onur, yücelik ve kudret Senindir,

ey Kutsal Üçlü Birlik!


2. ALLAH’IN KULU

MERYEM

 

“İşte, ben Rabbin kuluyum.” (Luk 1,38)


Rabbin kulu olmak ne anlama gelebilir? Günümüzde dünyanın bu küçük köşesinde Peder’in Sevgisi mevcut kılınabilsin diye hazır bulunmaktır!

Meryem kendisini Rabbin kulu olarak görüyor, ama bunu bir kız yüreğiyle yapıyor: Allah’ın iyi bir baba gibi sevgili kızına her şeyi söylemesinden Meryem memnundur: Onun da Allah’ı hoşnut kılma arzusundan başka isteği yoktur. Yeter ki Allah konuşsun, Meryem yapar!

Peki Rab, kuzeni Elizabet’in gereksinim durumunu Meryem’e söylemiş miydi?

Allah ondan istemese bile, Meryem yola çıkıyor: “Nasıl kulların gözleri efendilerinin, hizmetçinin gözleri hanımının eline bakarsa, bizim gözlerimiz de Rab Tanrı’mıza öyle bakar!” Meryem, sevinç içinde hizmet etmeye gidiyor! “Sevinç içinde vereni Allah sever.” Yüreğine gelen büyük sevinç, itaat veya hizmette hazır bulunma yeteneğinden değil; zira Peder’in iyiliği ve sevecenliğinden geliyor. “Ruhum Allah’ta sevinç bulur!” Nasıl ki sadık bir hizmetkar övülmeye layıktır; o da herkes tarafından, bugün de benim tarafımdan, kutlu olarak çağrılacaktır!

Ey Meryem; yüksekten gelen Söz

Senin için yegane Kelam’dır,

Yaşama biçim veren Söz!

Sen, itaat etmek için başka hiçbir

kelimeyi kabul etmezsin,

hiçbir tasarıyı, hiçbir kutsal arzuyu;

zira yalnızca Rabbin Meleğinin bildirdiğini!

Hizmet etmede mevcut ve hazır olan Sen!

En Yükseklerde Olan’ın şanlı kızı.

Onun ellerindeki yaşamının,

testicinin ellerindeki kil gibi olduğunu bilirsin.

O, faydasız olanı faydalı kılabilir;

O, yalnızca toprak olanı Allah tarafından

kabul görülür kılabilir;

O, henüz var olmayan şeye amacını verebilir!

Meryem,ey itaatkar kul!

Ebedi Söz’ü güncel kılmaya hazır olan Sen,

İsa’nın şanlı Annesi Sensin!

 

İsa, Meryem’in basit itaati aracılığıyla

kabul gören Sen; bana merhamet et!

Peder, bana konuş ve böylece senin oğlun olayım!

Kutsal Ruh, gel: Bana dediğin gibi olsun!

Meryem’in örneğinde olduğu gibi,

Sana evlat yüreğiyle hizmet edeyim!


3. ALLAH’A İNANAN

MERYEM

 

“İman eden kadına ne mutlu! Çünkü Rabbin ona söylediği sözler gerçekleşecektir.” (Luk 1,45)


Meryem’in yolculuğu, bir iman eylemi oldu: Elizabet bunu görmeyi bildi. Yahuda dağlarına doğru Meryem’in kat ettiği her adım, büyük bir iman eylemiydi! Allah’ın Sözü’ne itaatte atılan her adım, sırf Allah konuştu diyedir.

Allah’ın onu düşündüğünü biliyor, Allah’ın yapmış olduğu şeyin en iyisi olduğunu biliyor ve Allah’ın yapmadığı şeyin gerekli olmadığını, fuzuli olduğunu biliyor.

Kendini kurban gibi göstermeyerek bilgiçlik taslamasa da, ölçütsüz değildir: Çelişkili gibi görünen ne varsa hakkında –imanda– açıklama bekliyor: “Bu nasıl mümkün olur?” Güvence aramıyor, önceki kararlarından övünmüyor, projeler sunmuyor ve de kendisini kurtarmak istemiyor.

Ve Allah’ın kendi Sözü’nü gerçekleştirmeye etkin olduğunu öğrendiğinde ise, sessiz kalıyor: Nitekim bu ona yetiyor! Çünkü baş aktör Allah’tır!

Meryem Allah’a iman ediyor. Allah ise ona güven veriyor. İşte her şey bundan ibarettir.

Meryem; Seni Anne kılan Sözü

sevgiyle kabul ettin!

Anlamıyordun; bilmiyordun,

Buna kendini layık görmedin! Ey Meryem!

Ama sen, Peder’in söylediği şeyin

gerçek yaratılış olduğundan,

Peder’in yaptığı şeyin

her şey olduğundan emindin!

Onun sevgisinin sende gerçekleşmesine

izin verdin! Sen, Allah’ın tasarılarının

ötesinde herhangi bir şeye sahip değilsin!

Günlerini, yıllarını ve hayatını değiştirdiği esnada

Sen onları kabul ettin!

Varoluşun Allah’a ait olduğun bilirsin,

O, kendi mucizeleri için bunu kullanabilir.

O, yalnızca ve her zaman sevgi uğruna hareket eder,

Sende gerçekleştirecek olan yalnızca sevgidir!

 

Peder; Meryem’e sevgini bahşettiğinde

her yaratılanı seven Sana inanıyorum.

Sen benim Allah’ımsın; hayatımın her şeyi:

Sen benim günlerime, yıllarıma sahip olmaya layıksın!

 

İsa; Peder’e olan imanın tam olduğu yerde

hayat bulursun ve mevcut olursun:

İsa, işte ben; bende yer edin,

Sen ey Allah’ın Oğlu!

 

Ruh; sonsuz ve kutsal sevgi,

İman eden ruhun ışığı ve gücü olan Sen,

Gel! Bana Allah’ın Sözü’nü göster,

Onu Senle, sevgide yaşamak istiyorum!

 

4. PEDER’İN İSA’YA ARMAĞANI

MERYEM


“O, sıradan biri olan kuluyla ilgilendi.” (Luk 1,48)


Otuz yıl boyunca Meryem, İsa’nın “hizmetinde kalıyor!

O bir hizmet kadını değil, bir anne; bebek, çocuk, ergen, genç oğluna hizmet eden bir anne oluyor.

Yaşına ve olgunluğuna uygun olarak oğlunu sevme biçimi değişiyor.

İsa için Meryem, Allah’ın bir armağanıdır: Sadık bir armağan, daimi bir armağan, mütevazı bir armağan.

O, ellere ve yüreğe dönüşen Peder’in sevgisidir; ona yürümeyi, konuşmayı, insanlarla yaşamayı, susmayı, dua etmeyi öğreten Peder’in sevgisidir. Tanrısal sevgiyle insan hayatına nüfuz etmeyi ona öğreten.

Meryem, İsa için Peder’in gerçek sevgisinin belirtisidir: fakat yalnızca bir belirti. Zira İsa her zaman Peder’ini arayacaktır.

Meryem ise, İsa’nın Peder’den geldiğini ve O’na döneceğini bildiği için, İsa’nın sevilmeye ve hizmet edilmeye layık olduğunu göz önünde bulunduruyor!

 

Meryem; sen Oğul uğruna

Peder’in sevgisinin somut işareti;

Allah’ın Oğlu-İnsan için Sevgi Ruhu’nun

gerçek işareti oldun! Sen, İsa uğruna

Kutsal Ruh’un somutluğu oldun.

O, Peder’e cevap verirken

Sana itaat ediyordu! Allah’a olan sevgisi

Sana olan itaate dönüşüyordu!

Ey lütuf ile dolu Meryem!

Sen gerçekten Tesellici Ruh’un ikonusun!

Seni gören Tesellici ile karşılaşır;

Seni seven, Kutsal Ruh’u sever!

Peder’in Oğul’a ve Oğul’un Peder’e olan sevgisi

Sende konutunu bulur ve gerçekleşir!

 

Gerçekten Azize Meryem!

Sen uzun yıllar boyunca

hep farklı biçimlerde,

kadın ve anne olarak hep daha uzak,

imanlı ve kız olarak hep daha paydaş şekilde

Allah’ın Oğlu’na alçakgönüllü bir hizmet

ve karşılama sundun!

Ey Peder; insanlığa ilahi görevler veren

Sana övgüler olsun;

Meryem’in sana bahşetmiş olduğu gibi,

Sana sevgi olsun!

Ey Kutsal Ruh; gel ve beni

Allah’ın sevgisinin mekanı kıl!


5. İSA’YI ARAYAN

MERYEM


“Onu araya araya Yeruşalem’e döndüler.”                        (Luk 2,45)


Meryem artık İsa “için” acı çekme tecrübesine yaşamaya başladı. Onun sevgisi uğruna, anlaşılmazlığın acısına maruz kaldı; Onun için nüfus sayımı yolculuğunu çekti, Onun için doğum sancısıyla yüzleşti ve Beytlehem’deki ahırda sefaleti gördü.

Ayrıca, İsa ile birlikte Herodes’ten kaçışı yaşayarak ve bizlerin bilmediği ve her birimizin edindiği tecrübelerin bir parçası olduğu için varsayabileceğimiz birçok başka koşuldaki sıkıntılarla karşılaştı.

Fakat şimdi Meryem yeni bir keder ile yüzleşiyor: “Kaynağı” İsa olan acılar. Ona acı getiren O’dur, Allah’ın Oğlu: Korkuyu, kederi, faydasızlığı ve tehlikeli bir yolculuk zahmetinin acılarını Meryem’e sağlayan İsa’dır.

Meryem’in ve Yusuf’un acı çekmesine neden olan O’dur.

İsa, “Babamın işleriyle meşgul olmam gerekiyor” dediği andan itibaren; Meryem için yeni bir dönem başlıyor: İsa’yı aramak!

Artık o onun çocuğu değildir. Nasıra’ya döndüklerinde Meryem biliyor ki O, “Babasının işleriyle uğraşmalı.” Peki ne anlamda?

Bu soru, yirmi yıldan fazla Meryem’e eşlik edecek, Haç’a kadar, Diriliş’in Son Akşam Yemeği’ne kadar süregelecek kesintisiz yankılanan bir sual olacaktır.

Peder’in Meryem’e vermiş olduğu o oğlu her gün ondan aldığını görmesi onun için devamlı bir sınanma olacaktır: Nitekim ona sahip olsun diye değil, onu sevsin; onunla sevinç duysun için değil, onu korusun ve büyütsün; mazeretler ya da sevaplar kazanma fırsatları için değil, hizmet etsin diye vermişti!

O halde şimdi Meryem, anaç yüreğini İsa’dan sürekli olarak koparmalı ve Ona imanlı bir yürekle yaklaşmalıydı.

Meryem o andan itibaren her gün İsa’yı Peder’in yüreğinde arayacaktır: Zira Onun oğludur.

 

Meryem; sen Oğlu’na varoluşu bahşediyorsun

O ise senin değil!

O kendisini saklıyor ve her daim

Peder’in yüreğinde saklı kalıyor.

O sana kendisini belli etmiyor,

Sen onu aramalısın!

Nitekim Sen Onu, Peder’in herkese olan

sevgisinde hareket ettiği yerde bulursun!

 

Sen İsa uğruna acı çektin;

Onun ile acı çektin ve şimdi ise

O sana acı çektiriyor: Sen,

Anne yüreğine sahip olmamalısın;

insanın, Allah’ın Oğlu’na olan sevgisini

devam ettiremezsin! Onun ile artık

bir şakirt yüreğine, bir imanlı yüreğine

sahip olmalısın. Oğlunun yüreği

senin evinde değil; Onun varlığı

dünyada sana övgü bahşetmeyecek.

O artık Peder’inin işleriyle meşgul!

O halde Sen de Meryem,

O’nun geldiği yerde

Oğul’u bulmaya devam et!

Yüce, kutsanmış ve tapınılacak Peder;

Bana Oğul’u göster!

Benim de ulaşmamı istediğin yerde

kendini gizleyen Sen, İsa;

işte, Peder’in yanında sana ulaşıyorum!

Kutsal Ruh, ışık ve rehber olan Sen;

ben de oğul yaşamı bulayım diye

beni İsa’nın izinde götür!

 

6. İSA İÇİN PEDER’İN PEYGAMBERİ

MERYEM


“Şarapları kalmadı.”                         (Yu 2, 3)


Bilmeksizin – bazı şeyleri kim düşünebilir ki? – Meryem peygamberlik ediyor. O, Kutsal Ruh ile doludur: Hükümranlığın zamanlarını bilen Allah’ın Ruh’u Meryem’i sahiplendi.

Sessizlikteki itaat ve alçak gönüllülük, tüm armağanların üstündeki bu armağanı onun yüreğinde muhafaza ettirmiştir. Nitekim Ruh ilahi sevgi uyarınca aklı, yüreği, elleri ve dili etkin kılıyor.

Meryem, yalnızca onu düğüne davet edene dikkatini çeviriyor.

O yalnızca artık otuzlu yaşlarda olan ve onu ‘Hoca!’ diye çağıran gençlerin etrafını çevrelediği oğlu ile hassasiyet gösteriyor.

O, ne yapılması gerektiğini önermeden utanç verici bir durumu belli ediyor: Birbirlerine özen, Biri’ne hassasiyet.

Allah ile olduğu kadar insanlarla da berrak olmak isteyen İsa da, annesi olmasına rağmen insanlardan bağımsızlığını ve Peder’e olan kişisel itaatini ilan ediyor.

Ama sonra ne oluyor? Peder’in zamanını işaret etmiş ve hazırlamış olanın kendi Annesi olduğunun farkına varıyor. Peder’in Ona, Meryem’in sahip olduğu dikkat ve Ruh’a olan itaatkar imanı aracılığıyla konuşmuş olduğunu fark ediyor.

Meryem, yalnızca İsa’nın maddi gereksinimleri için bir armağan değil, ayrıca onun Mesihsel varlığı için de bir lütuftur: Onun için bir peygamberliktir!

Onda, basitliğinde ve eminliğinde, Allah kendisini büyük kılıyor.

 

Ey Meryem; Sen sevginin yalınlığında

tüm insanların kurtuluşunun aracı haline geldin.

Ağzından ve mütevazı yüreğinden İsa,

Peder’in isteğini, onun tasarısının

zamanını algıladı. Sen, Oğlu için

Allah’ın sesi oldun! O, doğuşunun saatini

oğluna işaret etmek için senin hazır ve

imanda zengin yüreğinden faydalandı!

Ey Meryem; Kutsal Ruh seni sahiplendi

ve seni şanlı bir ışık kıldı!

Ey Peder, insanlara konuşan

ve onları kurtaran Seni övüyor ve yüceltiyoruz;

çünkü oğullarına yaptığın gibi,

kendi Oğluna da kendini belli ediyorsun

ve sevgini söylemek ve Bilgeliğini bahşetmek için

seslerimizden faydalanıyorsun!

Peder’e itaatkar İsa;

Sen Meryem’de Allah’ın Sözü’nü tanıdın!

Bizi dinleyen Sana övgüler olsun, ey İsa!

Ey Kutsal Ruh; her şeyi yeni yapıyor

ve her sesi, her insanı

Allah’ın bir işareti kılıyorsun, gel!

Gel ve övülmüş Oğlu İsa’nın yüceliği uğruna

Peder bana hangi yerde ve ne kadar iletmek istiyorsa

göreyim ve koklayayım diye içimde ışık yarat!


7. İSA’NIN ŞAKİRTLERİNİN ÖĞRETMENİ

MERYEM


“Size ne derse onu yapın.”                         (Yu 2,5)


Meryem’in düğünde hizmet edenlere yöneltmiş olduğu kelimeler, İsa’nın şakirtleri için unutulmaz bir derstir. Uygulamalı ve sağlam bir iman dersi.

Onlar, mucizeyi gördüklerinden itibaren İsa’ya inanmaya başlarlarken; O, Anne, “Kadın” ise, Hoca’nın kararında henüz mucize yokken, mucizeden önce zaten inanmıştı!

Meryem; iman öğretmeni, itaat öğretmeni, şakirt olma öğretmeni: Size ne derse onu yapın! Annenin öğretisi, yalnızca anlamak değil, yapmaktır!

Bu nedenle, Allah’ın Oğlu’nu dünyaya getirip onu emzirmiş olduğu için Onun kutlu olduğunu söylemek çok yetersizdir: Nitekim O kutludur, çünkü ona itaat göstermiştir: “Daha doğrusu, ne mutlu Tanrı'nın sözünü dinleyip uygulayanlara!

“Kimdir annem ve kardeşlerim? Tanrı’nın isteğini kim yerine getirirse; kardeşim, kız kardeşim ve annem odur.”

Evet, Meryem kutludur; ama et ve kandan dolayı değil, zira fani somut nedenlerindendir; o halde Meryem, İsa ile olan ruhsal birliğinden dolayı kutludur: Bu nedenle yapılmasını söylediğini yap!

Şakirtler bu kadında bir iman öğretmeni bulmuşlardı, sonra Haç tepesinde metanetli bir öğretmen bulacaklardır; çünkü orada, Oğlunun kabul ettiğini kabulleneceklerdir!

Ayrıca O, yine sessizliğin ve güvenin Öğretmeni ve özellikle de duanın; sevgiyle yapılan ve bu nedenle Allah’ın Yüreğine her daim ulaşan duanın Öğretmeni’dir!

 

Meryem; Sen, mütevazılığında

Oğlun İsa’nın gerçek şakirdinin görüntüsünü

bana gösteriyorsun!

Sana bakarken, henüz kanıtlar yokken,

mucizeleri görmeden önce

artık nasıl inanılacağını biliyorum!

Sana bakarken, sessizlikte nasıl itaat edeceğimi

ve Allah’ın Oğlu’nun yankılandırdığı Söz’ü

severek onu nasıl yerine getireceğimi görüyorum!

Sana bakarken, haçı kabul etmeyi,

sevgi uğruna acı çekmeyi,

sınanmalarda sessiz kalmayı öğreniyorum.

Seninle diz çökerken, gerçek dindarlık,

Peder’in hoşnut olduğu ve

kardeşleri tek bir yürekte birleştiren

İsa’nın duası içime geliyor.

Meryem; iman ve terk edilmenin öğretmeni;

itaat, metanet ve dua öğretmeni!

 

Kutsal Peder, yücelttiğin için sana övgüler,

Seni seven Kadın’ın hayatı aracılığıyla

Söz’ünü gerçekleştiren sana yücelik olsun!

Kutsal Ruh; tesellici ve ışık,

Senin aracılığınla kendini örten,

kendini Senin canlı suyunun haznesi

ve kaynağı kılan Meryem’in yaşamıyla

benim yaşamımı aydınlatıyorsun!

 

8. İSA’NIN ARDINDAKİ SESSİZLİK

MERYEM


“Bütün bu olup bitenleri yüreğinde sakladı.”                         (Luk 2,51)


Nasıra’daki otuz yıl “sessizlik” içinde geçti. Meryem, kendisini ağzı açık bırakmış bazı olayları yaşamıştı: Bunlar ne anlama geliyorlardı?

Cevabı anında gelmiyordu, çünkü kendisi buna maruz kalmıştı.

Cevabı, Allah’ın yüreğinde gizlice muhafaza edilmişti.

Allah’ın onu ifşa etmesi beklenirken susmak gerekiyordu.

Meryem’in sessizliği tam bir sessizlik idi: Onda Kelimeler ve yapıtlar etkindi: Anlaşılması henüz tam olmayan olaylar ve hiç kuşkusuz meydana gelecekleri bildiren kelimeler… Peki nasıl?

Meryem’in sessizliği hem bekleyiş hem de kontemplasyondur. Kendisini tamamen dahil edecek olsa da, baş aktör olmayacağı olayların bekleyişidir: Temaşa edilecek, kabul edilecek, değiştirilmeyecek olaylar.

Bu olayların gerçekleşmesi başlıyor gibi göründüğünde, Meryem için de yeni bir sessizlik dönemi başladı. Daha derinden, üç yıllık bir sessizlik. Sürprizlerle dolu, sevinçli olaylarla zengin, ama aynı zamanda yeni sorulara boğulmuş bir sessizlik: Orada, Yeruşalem’de, İsa’nın on iki yaşında yasa bilginlerini şaşkınlık içinde bıraktığı yerde, tam da onlar tarafından kabul edilmedi, anlaşılmadı! Artık onunla yalnızca balıkçılar ve günahkarlar vardı!

Meryem derin bir sessizlikte yaşıyor.

Nihayet Meryem için üç günlük tam bir “sessizlik” baş gösteriyor.

Allah’ın Sözü’nün nefretle, dikenlerle ve çivilerle boğulmuş gibi durmasını fark etmesi kendisi için de korkunç olsa gerek!

Bu, Allah’ın sessizliğiydi ve bu sessizlikte O, insanlar tarafından Allah’ın Oğlu’nun reddedildiğini görerek, bir kılıcın acılar içinde deştiği ruhunu muhafaza ediyordu. Peder’in sevgisini göstermek için ezilmeye maruz kalan Allah’ın Oğlu’nun durumunu kabullenerek bu sessizlikte ayakta kalıyordu.

 

Ey Meryem; Sen İsa’yı seviyorsun!

Görünmez bir şeyler gören biri gibi

Sen Onu dikkatlice temaşa ediyorsun!

Söz olan O’nun aracılığıyla

Peder’in isteğinin işaretlerini algılamada

dikkatlisin. İsa’nın yanında ve Onun ardında

sessiz kalıyorsun. O Allah’ın Sözü;

O, diri Tanrı’nın sesidir!

Sen, ey Meryem; bakıyor ve bekliyorsun,

sahip olduğunu düşündüğün şeyin

aslında senin olmadığını biliyorsun

ve yaptığın şey aslında sana ait değil!

Sessizliğin itaat ve sevgidir!

Sessizliğin saygı; sessizliğin

sende dinlenen Allah’ın yüceliğidir!

Sessizliğin Oğlu’nun haçının kabullenilmesi,

insanların ihanetleri sonucu oluşan keder;

Allah’ın bilgeliğinin ölçülemezliğinin kavranılmasıdır!

Sessizliğin, şaşkınlık verici ve Peder’e tam paydaşlıktır!

Saklı şekillerle konuşan Sana övgüler olsun, ey Peder;

İsa; Sen aydınlatan ve kendine çeken Söz;

canlı ve canlandırıcı Kelam’sın!

Kutsal Ruh; Sen, yüreklere konuşan

Allah’ın sessiz sesisin. Sana övgüler olsun!


9. İSA’NIN HAÇI’NA PAYDAŞ OLAN

MERYEM


“İsa'nın haçının yanında annesi…”             (Yu 19,25)


Meryem İsa’yı ve Onun etrafındaki insanları görüyor.

Meryem küfürleri, kahkahaları, hayal kırıklığı taşıyan kelimeleri işitiyor; İsa’nın Haykırışını duyuyor.

Meryem acı çekiyor ve sessiz kalıyor.

Kendisi sessizlik içinde İsa’nın ölümüne dahil oluyor.

Yüreğini kullanırken Allah’a karşı başkaldırma, ümitsizlik var olmuyor.

Dudaklarından insanların aleyhine sözler çıkmıyor.

Bu durumu reddetmiyor. Sessizliğini devam ettiriyor: Peder’in terkini duyuran bir sessizlik.

Bu şekilde, yani sessizlik aracılığıyla Meryem derin imanını ifade ediyor: Peder biliyor ki Oğul Onun işleriyle meşgul oluyor! İnsana, zamana ve durumlara karşı limiti olmayan sevgisiyle bütünleşiyor.

Meryem, İsa’dan yayılan sevgi Ruh’unu kabul ediyor ve sessizliğinde, Haç tepesinin ıssızlığında sevgisini gösteriyor.

Kendisi haydutları seviyor, askerleri seviyor, kalabalığı seviyor.

O da İsa ile birlikte affediyor ve herkes için kurtuluş diliyor.

Meryem; Meleğin sözlerini yüreğinde derinden düşünüyor: “En Yücelerdekinin Oğlu hüküm sürecek…” İşte, onun tahtı!

Şimdi artık Yahudilerin kralı ilan edildi: Ne yazdırdığını bilmeyen, anlamayan Pilatus’un yafta yazısıyla Allah tarafından kral ilan edildi!

Allah’ın istediği şeyi Meryem de istiyor. Bugün, Peder ile birlikte İsa’nın ölümünü “istiyor.” Basitçe pes etmiyor, öylece kabullenmiyor, zira Peder’in istediğini o da “istiyor”, Oğul’un arzuladığını arzuluyor.

Meryem; sen haçı taşıyan İsa’yı izledin.

Tanınmaz bir haldeyken, çivilendiği esnada

Onu sevdin. Istırabı ve ölümü kabul ederken

ve onu peygamberliklerin gerçekleşmesi olarak

sevgiyle kabul ederken; Sen Onu sevdin,

Onun yüreğine girdin ve Onun ile birlikte,

sevginin, itaatin ve ilahi yaşamın bir biçimi olarak

acıyı ve ölümü kabul ettin!

Meryem; Peder’in istediğini sen de istiyordun:

Senin isteğin İsa’nın isteği gibi,

Peder’in İsteğini kabul etmeye açıldı.

Yüreğin, seven ve itaat eden İsa’nın Ruh’unu

kabul etmek üzere açıldı!

Senin kolların, bana ve Onu sevmiş olan

tüm herkese hayat veren Bedeni

kabul etmek ve taşımak için açıldılar.

Her girişimi Sevgi’ye emanet ettin

ve Sevgi’yi sessizlikte sevdin.

Kutlu ol, Sen ey Meryem!

Peder, işte ben; Oğlu’nun ölümünü

kabul ediyorum! İsa; sevgi

insanın yüreğine ulaşsın diye,

her oğlun, ben de Peder’in çocuğu olarak

kendimin ölümünü bir gün görmek istiyorum!

Ey Kutsal Ruh, gel!


10. YUHANNA İLE YAŞAYAN

MERYEM

 

“Kadın, işte oğlun…”                         (Yu 19, 26)


Meryem için yeni bir davet, yeni bir çağrı başlıyor.

Artık geçmişe bakıp iç çekemez, ya da İsa’ya olan özlemine ağlayamaz; zira kendi hayatından bir armağan yapmaya devam etmeye çağrılmıştır.

Anne olmaya devam edecek, ama şimdi yeni bir oğul için. İsa’ya yönelik enerji sarf etme görevi sona erdiğinde, yine başka bir sevgi görevi başlıyor.

O şimdi bu oğlu kabul etmeye hazırdır, çünkü Peder’in sesini dinlemeye ve bu uğurda hazır olmaya devam ediyor. Şimdi ona konuşan Melek, İsa’nın kanayan ağzıdır.

Her zaman olduğu gibi O, kendisini baş aktör olarak göstermiyor: çünkü o, onu yanına almaya karar veren şakirttir. O belirleyici Cumartesi’den itibaren Meryem, Allah’ın İsteği’nde yeni bir huzur bulmaya, Kilise’nin Annesi olarak yeni bir yolda ilerlemeye başlıyor.

Tek sadık kalan, yegane Şakirt ile ortak bir yaşama girişiyor. İsa’nın sevgisi ve itaati uğruna onun ile yaşıyor. Yaşayacağı evi kendisi seçmekten ziyade ona teklif ediliyor.

Şimdi, İsa aracılığıyla konuşmuş Allah’a olan itaat yolunda ilerlemeye başlayan Meryem, dünyanın yeni Havva’sı ve Yuhanna ise yeni adamıdır.

Yeni adam ve yeni Kadın sevgiyle, ama karşılıklı sevgide değil, İsa’ya olan sevgide yaşıyorlar. Onların birliği ve her birine has yeteneklerle birbirlerine olan karşılıklı hizmetleri yeni insanlığı, Kilise’yi doğuruyor.

Allah’a dolu dolu hizmet eden yeni yaratılış modeli Meryem!

Ey Meryem; İsa’nın sözü senin Yüreğine girdi

ve şimdi de onun yeni yaratılış olmasını istiyorsun!

Oğlu’nun sözü ilahi sözdür: Etki yapmadan geçmez,

toprağı dönüştürmeden olmaz!

İlk Sözü nasıl sevgi ve hazır yürekle

kabul ettiysen; aynı şekilde, Senden

yeni bir insanlığın ilk yaratılanı yapacak olan

bu sesi yine kabul ediyorsun:

İsa’ya olan sevgide yaşayan bir insanlık,

İsa’nın sevgisinden başka bir amaca,

başka besine, veya sevince ihtiyacı olmayan

o insanlık! Sen şimdi Yuhanna ile yaşıyorsun:

Kendisi, Oğul’una itaatkar sevgidir;

İsa’nın yeniden doğduğu, kabul edildiği

ve kulak verildiği yerdeki yeni ailedir;

Oğul, Yuhanna’nın O’na olan sevgisinin hizmetinde,

Senin kendini adamanın armağanında yaşıyor!

 

Ey Peder; Oğlu’nun sözüne

yaratılış kudretini bahşeden Sana övgüler olsun!

İsa; şakirdinle birlikte Meryem’in hayatında

var olan Sana tapıyorum.

Kutsal Ruh; İsa’yı seven insanlar arasında

yeni ilişki kuran Seni Onun kurmuş olduğu

Kilise aracılığıyla yüceltiyorum! Alleluya!

 

11. İSA’NIN ŞAKİRTLERİYLE DUA EDEN

MERYEM

 

Meryem ve diğerleri... sürekli dua ediyorlardı.” (Hav İş 1,14)


Meryem; Oğlu’nu terk ettiler diye şakirtlere gücenmedi. Bu olay da Peder’in işaretlerini algılamak için yürekte saklanılması gereken bir durumdur.

Meryem anladı ki, şakirtlerin hala desteğe ve güvene; sadık bir anne görmeye ihtiyaçları var.

Meryem onlarla kalıyor ve onlarla dua ediyor. Onlar için dua öğretmeni oluyor.

Onun duası hazır bir dinleme, sevinçli bir kontemplasyon, görünürde anlaşılır kelimelerin “geviş getirmesi” ve güven verici itaat oldu.

Duası -yani Allah’a sevgi göstergesi- Peder’in ellerine bir övgü ve şükran, bir keder ve terk edilme oldu.

Yüreğini dönüştürmeye izin vererek, mezmurlar ve ilahilerle ifade edilen davranışlar yaşadı!

Şimdi ise; ümit etmek, övmek ve itaat etmek üzere sesini ve yüreğini şakirtlerinkilerle birleştiriyor. Onlar da öğreniyor.

Meryem hiç kuşkusuz öğretmiyor, Hoca’nın yerini almıyor, zira onlar Meryem’den öğreniyorlar!

Allah da o duayı kabul ediyor: Ondan hoşnut oluyor ve gerçekleştiriyor, çünkü o insanlar, seslerini Anneninki ile birleştiriyorlar: O, doğru insanın duasını dinler, temiz yürekle yakaranın, yani Ona tüm yaşamını adayanın sesini işitir!

Meryem; duan samimi birliktelik,

İsa’nın yüreği ile yüreklerin

bütünleşmesidir. Sen sessizlikte

tapınıyorsun ve Peder’in sesini severek

kulağını çevirip sadakatle seviyorsun!

Peder’e itaatkar yürekle İsa’ya bakıyorsun;

Onu her gün Peder’e armağan ederek

Oğlu’nu seviyorsun: Onun sana ait olmadığını

biliyorsun, ama ayrıca biliyorsun ki

Sen onunsun!

 

Onun şakirtleriyle de bu şekilde,

Açık ve tatlı, her zaman hazır

ve her daim hizmette kalıyorsun:

Bu senin duandır; başka bir şey dilemiyorsun,

zira seni seven Ona şükretmeye, övmeye

ve kutsamaya devam ediyorsun.

Sesini şakirtlerin ilahileriyle,

yüreğini ise onların yakarışlarıyla birleştiriyorsun:

Sen tek bir şeysin;

Sen zayıf ve günahkar olan onlarla

sadık ve güçlüsün.

Senin varlığın onlara huzur ve

güven veren ümit bahşediyor.

 

Peder; sen oğullarının seslerini dinliyor,

onların itaatlerinden hoşlanıyorsun!

İsa; sana hayat veren Kadın’ın

hayatına paydaş oluyorsun!

Sevgi Ruhu; Meryem’in itaatkar yüreğinde

en iyi duayı Sen yapıyorsun!


12. KUTSAL RUH’U ALAN

MERYEM

 

“Hepsi Kutsal Ruh’la doldular.” (Hav İş 2,4)


Meryem, zaten “lütuf ile dolu” ve “kutlu” olarak, şakirtlerle birlikte Kutsal Ruh’un yeni bir yayılımını kazandı.

Kendisi, İsa’yı sevmek, ona hayat vermek, Onun için Peder’in somut sevgisi olmak için “lütuf ile dolu” idi.

Şimdi de, bir şakirt olarak İsa’yı izlemek, Onun Bedeni’nin bir uzvu ve Dirilmiş İsa’nın varlığını diğer şakirtlerle birlikte göstermek üzere Kutsal Ruh’u alıyor.

Bu sayede O, Kilise’nin Annesi oluyor, çünkü Beden’in Başı’nın Annesi’dir. Emir veren bir anne değil; Peder’in sevgisini, Peder’in hayatını hedefine ulaştırmayı sağlayan Anne!

Allah’ın Sözü olan Tohum’u kabul eden Kilise’nin görevi, kendini bunda belli ediyor: meyve verene kadar kökleşmek ve içinde büyütmek!

Kilise; Allah’ı Oğlu’nu gün yüzüne çıkarma, Ona olan itaatinde Onu diri gösterme, aynı Ruh tarafından canlandırılmış olmayı açık şekilde ortaya koyma, Onu tanımayan veya mükemmel tanımayanlara Onu işaret etme görevine sahiptir.

Kilise, insanlardan Allah’ın oğulları oluşturur; Kilise insanlar için acı çeker; Kilise yaşar ve oğullarının, şehitlerinin ölümü aracılığıyla yüceltilir! Her kim bu görevi ve Kilise’nin yüceliğini görmek istiyorsa Meryem’e bakacaktır!

Meryem, Allah tarafından sevilen, İsa’ya hizmet eden, imanlı, sessiz, sadık, Kutsal Ruh ile dolu ve Anne olarak Kilise’nin örneğidir!

Kilise’nin her ferdi Meryem’de kendi içsel hayatının, ruhsal, itaatkar ve sevinçli hayatının modelini bulur.

Bu şekilde kendini şekillendirmeye bırakarak da Kilise’nin anaçlığını zenginleştirir ve güzelleştirir!

Meryem; sen de diğerleri ile birlikte

kendini duaya odakladın.

Tesellici Ruh tarafından

her zaman aydınlanmış ve

yönlendirilmiş olarak yaşayan Sen,

şimdi hala Onu bekliyorsun.

Ve işte, yürekleri değiştiren alev

Senin üzerine de konuyor.

Sende, Allah’ın eserlerini duyuran,

ilan eden şakirt hayatı alevleniyor.

Şimdiye kadar mütevazılıkla ve

yumuşak huylulukla Söz’ü dinledin;

şimdi ise tanık olmak için Ateş’i alıyorsun!

Bu şekilde, ilk önce bir aradaki topluluğun

Annesi, Kilise’nin Annesi oluyorsun!

Sen, Mesih İsa’nın Annesi, şimdi

Onun Bedeni’nin Annesi oluyorsun!

 

Kutsal Peder; Babalığının Paydaşı olsun diye

Sen Meryem’in üzerine Ruh’unu yayıyorsun!

İsa; övmeleri ve itaat etmeleri için

şakirtlerini Meryem’in etrafında toplamaktan

hoşnut oluyorsun.

Kutsal Ruh; alçak gönüllükle diz çöken

her bir insan üzerine iniyor ve yayılıyorsun. Alleluya!


MEDİTASYON

 

Allah seviyor.

Sevgisini anlayabilsinler diye Allah insanları sevmek istiyor.

Edindikleri tecrübe uyarınca insanlar sevginin ne olduğunu anlıyorlar.

Tüm insanlar, başlangıçtan beri, bir kadın aracılığıyla sevgiyi tecrübe ediyorlar: İnsan henüz daha onu görmeden çok önce, ona sevgi üstüne sevgi bahşeden bir anne.

Allah seviyor. Allah İsa’yı seviyor. O İsa’yı düşünüyor.

İnsana sevgisini anlatmak için İsa’nın, Allah’ın bir kadına “ihtiyacı” var.

Allah’ın bir kadına ihtiyacı var, bir kadının çalışmasına değil ve bir kadının fikirlerine değil, bir kadının yeteneklerine değil, bir kadının sahip olduğu şeylere değil, yalnızca ona ihtiyacı var.

Allah gerçekten her şeyi kökünden kavramak istiyor.

Allah’ın, aracılığına başvurduğu bu kadının tamamen Allah’a ait olmaya ihtiyacı var.

Allah onu kendisine ait olsun diye seçti.

Allah’ın olmak, Allah için çalışmaktan daha ötesidir!

Allah’ın olmak, Allah için düşünmekten daha ötesidir!

Allah’ın olmak, Allah için düşünmek ve çalışmaktan çok saklı kalmaktır!

Allah’ın olmak, Allah için çalışmaktan çok kendini feda etmektir!

Allah’ın olmak, Allah için çalışmaktan çok devamlı ve kalıcı olmaktır!

Allah’ın olmak, Allah için çalışmaktan çok küçümsenmiş olmaktır!

Allah’ın olmak isteyen, her şeyde uyanık, her şeyde dikkatli olandır.

Peder Allah bir kadın seçti ve ona bu görevi verdi: Allah’ın olmak!

Allah düşünüyor, İsa’yı düşünüyor ve İsa için bir kadından yararlanıyor ve ona Allah’ın olma görevini veriyor.

Allah’ın olma görevi, Allah için her işin kendi amacından ve ebediyetin başlangıcından daha yakındır.

Peder, bu görevi kabul edecek bir anne arıyor.

Kadın Ona ait olduğunda O, tüm geriye kalanlar için kadına başvurabilecek ve onu meşgul edebilecektir. İsa’nın; Allah’a ait birilerini görmeye ve yaşamaya ihtiyacı var.

Meryem, Allah’ın olma görevini kabul etmiştir.

Meryem… Allah’ındır!

Meryem, Allah’ın sevdiğidir.

Meryem, Allah tarafından seçilmiştir.

Meryem, Allah’ın sevilenidir.

Meryem, Allah’ın kuludur.

Meryem, Allah’ın eseridir.

Meryem, Allah’ın eseridir, bu nedenle Allah’ın övgüsüdür.

Meryem, Allah’a aittir, çünkü Onun tarafından seçilmiş ve egemenliğindedir; Meryem Ona kendisini armağan etmiştir.

Meryem, Allah’ın aynasıdır, çehresinin güzelliğini ve sadeliğini yansıtır.

Meryem, Allah’ın yönüdür, çünkü Allah onda kendi niyetlerini gösterir ve o da Allah’a bağlılığıyla, bizleri Allah’a doğru yönlendirir!

Meryem, Allah’ın Annesi’dir.

Allah’ın Annesi’dir, çünkü Allah’a hayat vermiştir: Ona kendi hayatını bahşetmiş ve Ona yeni, daha büyük ve etkili bir varoluş imkanı sağlamıştır: Bu nedenle Allah’ın Annesi’dir! Meryem Allah’a yeni bir yaşam imkanı vermiştir -Allah’a hayat verdi!- çünkü kendi hayatını dolu dolu Allah’a vermiştir.

Allah’ın olmak, Allah için çalışmaktan ötesidir!

Meryem Allah’ındır!

Meryem, İsa için Allah’ındır!

İsa, Meryem için Peder’in düşüncesinin merkezidir.

İsa, Peder için Meryem’in düşüncesinin merkezidir.

Meryem Allah’ındır… İsa için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı sevmek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’ya hizmet etmek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı armağan etmek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı izlemek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı övmek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı dinlemek için!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı taşımak için!

Meryem Allah’ındır, şöyle demek için: İsa!

Meryem Allah’ındır, İsa’yı yaşamak için!

Meryem Allah’ındır, İsa’nın olmak için!

Alleluya!


Baskı onayı: Peder Iginio Rogger; Kilise sansür denetimi - Trento, 16 Kasım 1985