OMELIE / Omelie TR
26 lug 2026 26/07/2026 - OLAĞAN DEVRE - 17. Pazar Günü – A
26/07/2026 - OLAĞAN DEVRE - 17. Pazar Günü – A
1.Okuma: 1Krallar 3,5.7-12; Mezmur 118; 2.Okuma: Romalılar 8,28-30; İncil: Matta 13,44-52
Aziz Pavlus, az sayıda sözle bize büyük bir gizemi açığa çıkarır: Allah'ı seven kişi hiçbir şeyden korkmamalıdır. İsa da başımızdaki saçların tek tek sayıldığını, bizim Allah'ın gözlerinde çok serçelerden daha değerli olduğumuzu söylerken aynı gerçeği doğrulamıştı. Havari, Allah'ın sevgisinin bizi sardığını, doldurduğunu ve bize eşlik ettiğini bilir; bu nedenle asla korkmamalıyız. Kalbimizde taşıdığımız imana tutarlı kalırsak ne korkarız ne de endişeleniriz. “Allah’ı sevenler için her şey iyiliğe yönelir”: ''her şey'' diyen sözde her şey vardır, hiçbir şey dışarıda kalmaz. Neden korkalım ki? Babamız neye ihtiyacımız olduğunu bilir. Bazı şeylerin ters gittiğini mi düşünüyoruz? Peder bunun nedenini bilir. Kesinlikle, bizim için ya da Kilise için, bizi paydaş yapmak istediği daha büyük bir iyilik vardır. O; bizi, her zaman, haçta bile Kendisini Baba'nın ellerine teslim eden Oğlu'nun suretine ortak etmek istiyor. Biz de O'nun gibi olmaya yazgılıyız. Aziz Pavlus her zaman İsa'yı aklında tutar: gerçeten O'nun dışında sağlıklı ve kutsal hiçbir şey yoktur. Bu nedenle bizi her zaman O'na yönelmeye, O'nu arzulamaya ve O'nu kalbimizde saklamaya alıştırmak ister. Maddi endişelerden, yani dünyanın bizi sürekli alıştırdığı endişelerden biz denenmekteyiz: dünya, sıkıntı ile yüzeysel ve ikincil şeyler için endişelenmemizi ister. Halbuki içimizde zihnimizi ve kalbimizi meşgul etmesi gereken sadece İsa'dır. İlk okuma, kral Süleyman hakkında bahseder. Krallığına başlangıcında o dua ediyor: dile getirdiği arzusu Allah'ın hoşuna gitti, öyle ki O hemen bunu yerine getirmek istedi. Süleyman elbette İsa değildir, fakat o kralın arzusu, İsa'nın hayatı boyunca beslediği – ve de Süleyman'da olmayan bir sadakat ile -ve bize de değer vermemizi öğrettiği arzuyla aynıdır. Süleyman şöyle der: “Ben bir çocuğum”; bu, onun alçakgönüllülükle dua etmesini gösterir. Kendi başına hiçbir şey yapamayacağını, ne öğüt verebilmek ne de bilgelik sahibi olmadığını bilir: öğrenmeye ihtiyacı vardır, tıpkı çocukluk çağındaki İsa'nın, öğrenmek için tapınakta öğretmenleriyle birlikte kaldığı gibi. Ve sonra: “Kuluna, iyiyle kötüyü ayırt edebilmesi için uysal bir kalp bahşet”. İyiyle kötüyü ayırt etmek; her zaman Baba'nın isteğini yerine getirebilmek, O'nun gözünde kötü olandan kaçınmak ve O'nun gözünde iyi olanı düşünmek ve yapmak demektir. İsa'nın arzusu ve kararlı isteği tam da buydu: “Benim değil, senin isteğin olsun”. Bugünkü İncil metninde İsa bize üç kısa ama çok anlamlı benzetme sunuyor. Bunlarla göklerin egemenliğinin nasıl olduğunu ve nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Her benzetmede bunu tekrarlıyor. Göklerin krallığı değerini Kralından alır; yeryüzündeki krallıkları reddeden bir Kral: bunlar, Şeytan'ın şiddeti sayesinde ayakta kalır ve tam da bu şiddetin sonucu olarak
çöker. Göklerin krallığında dikkatin merkezinde Peder'den gönderilen Kral vardır. Gökten inen tek kişi tam da İsa'dır.
Göklerin krallığına kimler aittir? İşte ilk benzetme: sıradan ama yeterince bilge bir adam, bir hazine keşfettiğinde hazinenin saklandığı tarlayı satın almak için elinden gelen her şeyi yapar. Ben de Allah'ın Oğlu, herkesin Kurtarıcısı İsa'nın varlığını keşfettiğimde O'nu izleme fırsatını kaçırmayacağım: O'nun içimde tek olmasını, O'nun hayatımın tek değeri olmasını arayacağım, kalbimi işgal eden her şeyi satmanın ya da reddetmenin bedeline mal olsa da. İkinci benzetme benzerdir. Bir adam tesadüfen değil, arayarak değerli bir inci bulur: ona sahip olmak için her şeyden vazgeçmeye hazırdır. Allah'ın sevdiği insanlara kesinlikle sunmak istediği sevgi armağanını arayanlar vardır. Bunun İsa olduğunu keşfettiğinde, adını henüz bilmesede, O'nun için her şeyden vazgeçer. Üçüncü benzetmede İsa, herkesin göklerin krallığına uygun olmadığını belirtir. Balıkçılar, avdan sonra, yakaladıkları balıkları seçmek için otururlar; zira tüm balıklar yenilebilir değildir ve dolayısıyla satışa uygun değildir. “İyi” olanlar sepetlere konur, diğerleri ise suya geri atılır. Aynı şekilde, tüm insanlar göklerin krallığına katılamaz: İsa'yı izlemek istemeyenler ya da kendi haçını taşımak için kendinden vazgeçmek istemeyenler, dünyanın krallıklarında yaşamaya ve hareket etmeye devam edeceklerdir. Ayırma işi meleklere aittir, bu yüzden biz bununla ilgilenmeyeceğiz. Tek işimiz; inciyi yani Rab'bimiz İsa olan hazinenin saklı olduğu tarlayı satın almak için her şeyi bırakmak olacatır. Hazine ve inci bizim için hazırdır; onlarla birlikte iyi insanlar olacağız, göklerin krallığının kralına hizmet etmeye hazır olacağız. Bu durumda hiçbir şeyden korkmayacağız.
- Vigilio Covi
OKUMALAR
1.Okuma: 1Krallar 3,5.7-12
RAB Allah, Givon'da o gece rüyada Süleyman'a görünüp, "Sana ne vermemi istersin?" diye sordu.
Süleyman, "Kulun babam Davut'a büyük iyilikler yaptın" diye karşılık verdi, "O sana bağlı, doğru, bütün yüreğiyle dürüst biri olarak yolunda yürüdü. Bugün tahtına oturacak bir oğul vermekle ona büyük bir iyilik daha yapmış oldun. "Ya RAB Allah'ım! Ben henüz çocuk denecek bir yaşta, yöneticilik nedir bilmezken bu kulunu babam Davut'un yerine kral atadın. İşte kulun kendi seçtiğin kalabalık halkın, sayılamayacak kadar büyük bir kalabalığın ortasındadır. Bu yüzden bana öyle sezgi dolu bir yürek ver ki, iyi ile kötüyü ayırt edip halkını yönetebileyim. Başka türlü senin bu büyük halkını kim yönetebilir!"
Süleyman'ın bu isteği Rab'bi hoşnut etti. Allah ona şöyle dedi: "Mademki kendin için uzun ömür, zenginlik ve düşmanlarının ölümünü istemedin, bunların yerine adil bir yönetim için bilgelik istedin; isteğini yerine getireceğim. Sana öyle bir bilgelik ve sezgi dolu bir yürek vereceğim ki, benzeri ne senden öncekilerde görülmüştür, ne de senden sonrakilerde görülecektir.
Mezmur 118/119
Benim payıma düşen sensin, ya RAB,
sözlerini yerine getireceğim, dedim.
Ağzından çıkan yasa benim için
binlerce altın ve gümüşten daha değerlidir.
Ben kuluna verdiğin söz uyarınca,
sevgin beni avutsun.
Sevecenlik göster bana, yaşayayım,
çünkü yasandan zevk alıyorum.
Bu yüzden senin buyruklarını,
altından, saf altından daha çok seviyorum;
koyduğun koşulların hepsini doğru buluyorum,
her yanlış yoldan tiksiniyorum.
Harika öğütlerin var,
Bu yüzden onlara candan uyuyorum.
Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar,
saf insanlara akıl verir.
2.Okuma: Aziz Pavlus’un Romalılara Mektubundan 8,26-27
Allah'ın, kendisini sevenlerle, amacına göre çağrılmış olanlarla birlikte her durumda iyilik için etkin olduğunu biliriz. Allah, önceden bildiği kişileri, Oğlunun benzerliğine dönüştürmek üzere önceden belirledi. Öyle ki, Oğul birçok kardeşler arasında ilk doğan olsun. Allah, önceden belirlediği kişileri çağırdı, çağırdığı kişileri akladı ve akladığı kişileri yüceltti.
İncil: Matta 13,24-43
Göklerin Egemenliği, tarlada saklı bir defineye benzer. Bunu bulan adam yine saklamış. Sevinç içinde gitmiş, varını yoğunu satıp o tarlayı satın almış. «Yine Göklerin Egemenliği, güzel inciler arayan bir tüccara benzer. Tüccar, çok değerli bir inci bulunca gitmiş, varını yoğunu satıp o inciyi satın almış.
«Yine Göklerin Egemenliği, denize atılan ve her çeşit balığı toplayan bir ağa benzer. Ağ dolunca onu kıyıya çekerler. Yere oturup yararlı balıkları seçer ve kaplara koyarlar, yararsız olanları atarlar. Çağın sonunda da böyle olacak. Melekler gelip kötü kişileri doğruların arasından ayıracaklar ve onları kızgın fırına atacaklar. Orada ağlayış ve diş gıcırtısı olacaktır. «Bütün bunları anladınız mı?» diye sordu İsa. O'na, «Evet» karşılığını verdiler. O da onlara, «İşte böylece Göklerin Egemenliği için eğitilmiş her din bilgini, hazinesinden hem yeni hem eski değerler çıkaran bir mal sahibine benzer» dedi.
In primo piano
OMELIE / Omelie TR
SCRITTI IN ALTRE LINGUE
- Kalender für das laufende Jahr
- Kleinschriften
- Kleinschriften „Fünf Gerstenbrote“
- Einleitung
- Übriggebliebene Stücke
- Abbà
- Befreiungsgebet
- Vater unser - Band 1
- Vater unser - Band 2
- Vater unser - Band 3
- Wie der Tau
- Die Psalmen
- Siebzig mal sieben mal
- Die Hingabe
- Notizen von Vigilius, dem heiligen Bischof von Trient
- Ich gehe zur Messe
- Glaube und Leben
- Du bist mein Sohn
- Er nannte sie Apostel
- Sie fordern Zeichen, sie suchen Weisheit
- Kalender 2008-2011

A-G


